Sayaç |
Şu an
13
Tekil
Bugün
40
Toplam
40
Sayfa Görüntülenme
Bugün
160
Toplam
200312
|
|
 |
İşte Türkiye'nin 2011 nüfusu

Adrese dayalı nüfus sayımına göre Türkiye'nin nüfusu belli oldu.
Türkiye'nin nüfusu 2011 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla oranla yüzde 1,35 artarak, 74 milyon 724 bin 269 kişiye yükseldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ''Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2011 Nüfus Sayımı Sonuçları''nı açıkladı.
Buna göre 2010 yılı itibariyle 73 milyon 722 bin 988 kişi olan ülke nüfusu, 1 milyon bin 281 kişi artarak, 2011 sonunda 74 milyon 724 bin 269 kişiye ulaştı. Nüfusun yüzde 50,2'sini (37 milyon 532 bin 954 kişi) erkekler, yüzde 49,8'ini (37 milyon 191 bin 315 kişi) ise kadınlar oluşturdu.
2011 yılında 81 ilden 56'sının nüfusu bir önceki yıla göre arttı, 25 ilin nüfusu ise azaldı. Türkiye nüfusunun yarısı 29,7 yaşından küçük Türkiye'nin nüfusu 2011 sonu itibariyle 74 milyon 724 bin 269 kişi oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ''Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi 2011 Nüfus Sayımı Sonuçları''nı açıkladı.
Buna göre, 31 Aralık 2011 tarihi itibarıyla Türkiye'de ikamet eden nüfus bir önceki yıla göre 1 milyon bin 281 kişi arttı. Nüfusun, 37 milyon 532 bin 954 kişi ile yüzde 50,2-sini erkekler, 37 milyon 191 bin 315 kişi ile yüzde 49,8'ini ise kadınlar oluşturdu. 2011 yılında Türkiye'nin yıllık nüfus artış hızı yüzde 1,35 olarak gerçekleşti.
2011 yılında 81 ilden 56'sının nüfusu bir önceki yıla göre artarken, 25 ilin nüfusu azaldı. Sonuçlara göre, ülke nüfusunun yüzde 76,8'i il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. 57 milyon 385 bin 706 kişi il ve ilçe merkezlerinde ikamet ederken, 17 milyon 338 bin 563 kişi de belde ve köylerde yaşıyor.
İl ve ilçe merkezlerinde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il yüzde 99 ile İstanbul, en düşük olduğu il ise yüzde 35 ile Ardahan oldu.
-Nüfusun yüzde 18,2'si İstanbul'da-
Sonuçlara göre, toplam nüfusun yüzde 18,2'si İstanbul'da yaşıyor. İstanbul'da ikamet edenlerin sayısı 13 milyon 624 bin 240 kişiye ulaştı. Nüfus açısından İstanbul'u sırasıyla yüzde 6,6'lık oran ve 4 milyon 890 bin 893 kişi ile Ankara, yüzde 5,3'lük oran ve 3 milyon 965 bin 232 kişi ile İzmir, yüzde 3,6'lık oran ve 2 milyon 652 bin 126 kişi ile Bursa, yüzde 2,8'lik oran ve 2 milyon 108 bin 805 kişi ile Adana takip ediyor.
Türkiye'de en az nüfusa sahip olan Bayburt ilinde ikamet eden kişi sayısı ise sadece 76 bin 724 oldu. Türkiye'de ortanca (medyan) yaş 29,7 oldu. Ortanca yaş erkeklerde 29,1 iken, kadınlarda 30,3 olarak gerçekleşti. İl ve ilçe merkezlerinde ikamet edenlerin ortanca yaşı 29,5, belde ve köylerde ikamet edenlerin ortanca yaşı ise 30,5 oldu.
-Nüfusun yüzde 67,4'ü 15 ile 64 yaşları arasında-
15-64 yaş grubunda bulunan çalışma çağındaki nüfus 50 milyon 346 bin 979 kişiye çıkarak, toplam nüfusun yüzde 67,4'ünü oluşturdu. Türkiye nüfusunun, yüzde 25,3'üne karşılık gelen 18 milyon 886 bin 575'i 0-14 yaş grubunda, yüzde 7,3'üne denk gelen 5 milyon 490 bin 715'i de 65 ve daha yukarı yaş grubunda bulunuyor.
Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen ''bir kilometrekareye düşen kişi sayısı'' Türkiye genelinde 97 kişi oldu. Bu sayı illerde 11 ile 2 bin 622 kişi arasında değişiyor. İstanbul ilinde bir kilometrekareye 2 bin 622 kişi düşüyor. İstanbul'u sırasıyla 443 kişi ile Kocaeli, 330 kişi ile İzmir, 257 kişi ile Gaziantep ve 254 kişi ile Bursa illeri izliyor.
Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11 kişi ile Tunceli oldu. Yüzölçümü büyüklüğüne göre ilk sırada yer alan Konya'nın nüfus yoğunluğu 52, yüzölçümü en küçük olan Yalova'nın nüfus yoğunluğu ise 244 olarak gerçekleşti. .moralhaber
Çanakkalenin 2011 yılsonu itibariyle son nufusu: 486 445
Tren vagonları gemiyle geçecek

Köseköy-Gebze kesiminin inşasıyla hattın kapalı olması nedeniyle 2 yıl süreyle Tekirdağ ile İzmit Derince ve Bandırma arasında tren vagonlarının gemilerle taşınması projesi hayata geçirilecek.
Köseköy-Gebze kesiminin inşasıyla hattın kapalı olması nedeniyle 2 yıl süreyle Tekirdağ ile İzmit Derince ve Bandırma arasında tren vagonlarının gemilerle taşınması projesi hayata geçirilecek. "Trenlerin Avrupa’dan Asya’ya geçişi Tekirdağ’dan olacak"
Tekirdağ Liman Müdürü Mubin Salter Salt, yaptığı açıklamada, Köseköy-Gebze kesiminin inşasıyla hattın kapalı olması nedeniyle 2 yıl süreyle Tekirdağ ile İzmit Derince ve Bandırma arasında tren vagonlarının gemilerle taşınması projesinin hayata geçirileceğini kaydetti.
Avrupa’dan Ege bölgesine gidecek olan tren vagonlarının Tekirdağ’dan Bandırmaya, Anadolu’nun iç kısımlarına gidecek olan trenlerin de Derince’ye gemilerle taşınacağını ifade eden Salt, şunları söyledi: "Akport demir yolu yapıldı. Derincede de tren ferisi yapılıyor. Eskiden Avrupa’dan gelen trenler Sirkeci’den Haydarpaşa’ya geçerdi. Şimdi bu hat iptal edilecek ve böylece trenlerin Avrupa’dan Asya’ya geçişi Tekirdağ’dan olacak.
Avrupa’nın en güneyindeki uzak doğusu Trakya toprakları. Trenin çıkış noktası yani Asya’ya geçiş noktası Tekirdağ olacak. Bir tanesi Tekirdağ’dan Bandırma’ya, diğeri de Tekirdağ’dan Derince’ye.
Tren vagonu taşıyan gemiler, arabalı vapurların bir benzeri. Onlara biz "Tren Perisi" diyoruz. İçlerinde demir yollarındaki raylar gibi ray sistemi var. Karadaki trenler geminin içerisine parça parça bindiriliyor. Hatta bu gemilerin iki katlısı üç katlısı bile var. Dolayısıyla 25-30 vagondan oluşan katarı gemiye yükleyip bir defada götürebilme şansına sahip. Biz dört yıldır bunun özlemiyle yaşıyoruz. Bir an evvel Tekirdağ’dan Derince’yi ve Bandırma’yı bağlayalım diye. Fakat Bandırma’nın bağlanması biraz daha fazla zaman alacak."
"Asya Port Limanı gemilerin transit geçiş yeri"
Salt, Barbaros beldesinde yapımı devam eden Asya Port Limanı'nın son derece sağlam ve Türkiye’ye için çok kazançlı bir yer olacağını belirtti.
500 milyon dolara mal olan limanın çok büyük bir alanda kurulacağını ifade eden Salt, şöyle devam etti: "Liman, 500 milyon dolara mal olacak. Denize de 350 dönümlük bir arazi doldurulacak. Çok büyük bir liman. Yüzde 70 dış ülkelere hitap edecek olan liman, gemilerin transit geçiş yeri olacak ve küçük konteyner gemilerin getirdiği yükler Barbaros Asya Port’a inecek. Burada düzenlenecek. Daha büyük konteyner gemileri gelecek bu malları alıp pasifik okyanusunda, Atlas okyanusunda ve Hint okyanusunda belli limanlara götürecek. Oradan da daha küçük gemiler gelip bu malları alacak. Gidecekleri noktalara dağıtılacak. Bu limana boyu 400 metre olan konteyner gemileri yanaşacak. Türkiye’de böyle bir liman daha yok. "lojiport
Türkiye'nin en uzun köprüsü Çanakkaleye yapılacak

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından Lapseki-Gelibolu arasında yapılması planlanan boğaz köprüsü, 3 bin 623 metreyle Türkiye'nin en uzun köprüsü olacak.
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının 2023 hedefleri arasında yer alan Çanakkale-Tekirdağ-Kınalı Ayrımı Balıkesir Otoyol Projesi kapsamında yapılacak asma köprü, 3 gidiş 3 geliş şeklinde olacak ve depreme dayanıklı, fay hatlarından etkilenmeyen teknik donanımlarla yapılacak.
Karayolları Genel Müdür Yardımcısı İhsan Akbıyık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2023 yılı hedefleri arasında yer alan asma köprünün İstanbul'a yapılacak 3. köprüden sonraki en önemli proje olduğunu söyledi.
Bir süre önce yapılan proje ihalesini alan Tekfen firması tarafından proje çizimlerinin yapıldığını aktaran Akbıyık, çalışmaların tamamlanmasının ardından 2013 yılında ihalesinin yapılarak, projenin hayata geçirilmesi için çalışmaların yoğunlaşacağını bildirdi.
-''İstanbul Boğazı geçişine alternatif olacak''-
''Bu proje, Avrupa ve Trakya üzerinden Ege ve İç Anadolu'nun batısına, Adana-Konya aksı ve Batı Akdeniz bölgelerine yönelecek karayolu trafiği için İstanbul Boğazı geçişine yeni bir alternatif oluşturacak'' diyen Akbıyık, ağırlıklı olarak yerleşim alanları ve sahilden devam eden İstanbul-Tekirdağ-Çanakkale yolunun, yapılacak köprünün hizmete girmesiyle taşıt işletim maliyetlerini ve yolculuk süresini azaltacağını kaydetti.
Hükümetin şekillendirdiği yeni İstanbul projesiyle beraber Trakya'nın önem kazanacağını düşündüğünü ifade eden Akbıyık, ''Bu proje, Trakya tarafındaki trafiği, Çanakkale köprüsü üzerinden, Bulgaristan ve Romanya'dan gelen trafiği Balıkesir'in batısından İzmir'e, Ege Bölgesine aktarabilmek için düşünmüş olduğumuz ekonomik proje'' diye konuştu.
İzmir ulaşımını da kolaylaştıracak projenin, Gebze-İzmir otoyoluna da Balıkesir'in batısından bağlanılacağını aktaran Akbıyık, boğazların güvenliği açısından orta açıklığının 2 bin 23 metre civarında düşünüldüğünü söyledi.
Akbıyık, ''Bir tarafında 800 metre diğer tarafında 800 metre olmak üzere toplam 3 bin 623 metre uzunluğunda yapılacak olan Çanakkale köprüsü, Türkiye'nin en uzun boğaz köprüsü olacak. 2x3 şeritten 3 gidiş 3 geliş şeklinde yapılacak asma köprü, depreme dayanıklı ve fay hatlarından etkilenmeyen teknik donanımlarla yapılacak'' dedi.
-''Çanakkale köprüsü İstanbul'un trafik yükünü paylaşacak''-
Çanakkale'den geçmesi düşünülen köprünün, diğer noktalardaki şehir trafiği ve SİT alanındaki engellerden ötürü Lapseki-Gelibolu arasında yapılmasının planlandığını ifade eden Akbıyık, köprünün, geçeği yerlerin henüz kesin olarak belirlenmediğini söyledi.
Bu köprüyle Kaz Dağları'nın güneyinden Balıkesir tarafına bağlanılacağını kaydeden Akbıyık, Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılması planlanan köprünün geçişlerinin ücretli olacağını bildirdi.
Akbıyık, ''Trakya'dan gelen trafik, Romanya'dan Bulgaristan'dan ve Yunanistan'dan giriş yapan transit trafik, güneye ve doğuya gitmek için İstanbul ve boğaz köprülerini tercih etmeden önce Çanakkale üzerinden Ege'den hareket edecek. Daha ziyade yoğunluğu bu güzergaha bindirecekler. Gebze-İzmir projesiyle ortak bir proje olacak'' diye konuştu.
Lapseki-Gelibolu arasına yapılacak köprünün, İstanbul'un trafik yükününü paylaşacağını anlatan Akbıyık, ulaşımın feribotla sağlandığı Eceabat-Çanakkale arasında, lodos nedeniyle özellikle kış aylarında ulaşımda yaşanan aksamanın yapılacak köprüyle ortadan kalkacağını ifade etti.
Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu bildiren Akbıyık, denizlerden maksimum seviyede istifade etmek için bu projelerin gerçekleştirilmek istendiğini sözlerine ekledi. haber7
Dünyanın en büyük geofit bahçesi

Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri
Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Emin Ergün, Türkiye'deki bitki türlerinin, kuracakları geofit bahçesinde
koruma altına alınacağını söyledi.
Ergün, dünya geofit (soğanlı, rizomlu ve yumrulu) çeşitliliğinin yarısının Türkiye florasında bulunduğunu ve bunların çoğunluğunun endemik (sadece belirli yörede yetişen) olduğunu ifade etti. 2006-2009 yılları arasında gerçekleştirilen TÜBİTAK projesi ile toplam 187 geofit taksonu (canlıların sınıflandırılmasında, alemden alt türe kadar bir hiyerarşi içinde düzenlenmiş tüm birimlerin ortak adı ) toplandığını hatırlatan Ergün, ikinci bir proje ile daha önce toplanmayan 846 geofit taksonunun toplanmasının hedeflendiğini belirtti. Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''2010'da yine TÜBİTAK destekli bir proje yürürlüğe girdi. Hedeflenen 846 takson geofitin bu güne kadar yarıya yakını toplandı. 4 yıl süreli planlanan bu proje hedeflenen doğrultuda tamamlanması durumunda; yüzde 40’ı endemik olan toplam bin 45 geofit taksonundan yaklaşık bin takson toplanmış ve muhafaza altına alınmış olacak''
-Bitkiler geofit bahçesinde korunacak-
Toplanan tüm materyalin sağlıklı korunması amacıyla Devlet Planlama Teşkilatına Türkiye Geofitleri Bahçesi Projesi sunulduğunu ve 3 yıl süreli bütçe alındığına değinen Ergün, şöyle konuştu:
''Toplam 6 milyon 300 bin TL bütçeli proje ile Türkiye'nin ilk, dünyanın en büyük geofit bahçesi oluşturulacaktır. Şu anda ihale süreci devam ediyor. Yakın bir zamanda inşaat çalışmalarına da başlayacağız. Türkiye Geofit Bahçesi yıl içerisinde tesis edilecek ve Türkiye florasından toplam bin geofit taksonu yanına 500 takson kadar da diğer ülkelerin florasından geofitler getirilmek üzere toplam bin 500 civarında geofit taksonu ile dünyanın en büyük geofit bahçesi oluşturulması hedeflenmiştir.''
Türkiye'deki bu bitki türlerinin özel şartlar altında korunacağına vurgu yapan Ergün, ''Bu paha biçilemez değerler geofit bahçesinde çok özel şartlarda korunacak. Değişik iklim şartlarından alınan bu bitkilere uygun farklı ısınma, nem özelikleri bulunan çoklu seralar yapılacak. Diğer yandan bitkiler aktif dönemlerinde geofit bahçesinin içerisinde bulunan salonda sergilenerek ekoturizm geliri elde edilecektir. Ayrıca ileride yapılacak süs bitkisi, tıbbı bitki, yemeklik bitki araştırmalarının materyali sağlanmış olacaktır'' dedi. haber7
Orman ve Su Bakanlığı, sulu tarım için bin günde bin gölet yapacak

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla başlattığı ‘1000 Günde 1000 Gölet Göl-Su Projesi’ ile büyük sulama projeleri alanları dışında kalan kırsal kesimler de kısa sürede sulu tarıma geçecek. Böylece verimli tarım arazileri cazibeli sulama sistemiyle sulanacak.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ‘1000 Günde 1000 Gölet Göl-Su’ kapsamında, 2012 yılında 287 adet proje yatırım programına alınacak. Bu projelerle 2012 yılında 444 milyon metreküp su depolanacak ve 870 bin dekar arazide sulu tarıma geçilecek. Senelik 900 milyon TL gelir artışı sağlanacak.
Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun da yakından takip ettiği proje tamamlandığında ise toplamda 1,6 milyar metreküp su depolanarak ülke genelinde yaklaşık 3 milyon dekar arazi suya kavuşacak. Yılda 900 milyon TL gelir artışı sağlayacak proje ile 300 bin kişiye iş imkanı temin edilerek göçün de önüne geçilecek. Proje ile ayrıca sulama metotlarının değiştirilmesi neticesinde enerji tasarrufu sağlanarak üretim maliyeti düşürülecek, ağaçlandırma yaygınlaştırılarak taşkın zararları ve erozyon önlenecek ve mesire yerleri ile rekreasyon alanları oluşturulacak. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın hız kesmeden devam ettiği proje çerçevesinde inşa edilecek göletler ihtiyaç duyulduğunda yangın söndürme gayesiyle de kullanılabilecek. .mynet
Türkiye'nin en yüksek barajı, su tutmaya başlıyor

249 metre gövde yüksekliğiyle dünyanın üçüncü, Türkiye'nin ise en yüksek barajı olan Deriner'de geri sayım başladı.
Şubat sonu itibarıyla su tutulmaya başlanacak barajda, 2012 yılı içinde enerji üretimi hedefleniyor. Muratlı ve Borçka barajlarından sonra Artvin'de Çoruh Nehri üzerine kurulan üçüncü gerdanlık olan Deriner'de üretilen elektrik, yıllık 750 bin kişinin ihtiyacını karşılayacak. Bir diğer ifadeyle Deriner Barajı, Mardin, Trabzon, Eskişehir ya da Malatya illerimizden birinin yıllık bütün elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip.
249 metre gövde yüksekliğiyle dünyanın üçüncü, Türkiye'nin ise en yüksek barajı olacak Deriner'de geri sayım başladı. İnşaatı tamamlandığında Türkiye'de üretilen hidroelektriğin yüzde 6'sını karşılayacak olan Deriner Barajı'nda şubat sonu itibarıyla su tutulmaya başlanıyor. TBMM 75. Yıl Muratlı ve Borçka barajlarından sonra Çoruh Nehri'nin (Artvin) üçüncü gerdanlığı olacak Deriner Barajı'nda 2012 yılı içinde enerji üretimi hedefleniyor.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Deriner Barajı inşaatı 1998 yılında başladı. Toplam maliyeti 1 milyar 400 milyon dolar olan proje 2003'ten sonra hızlandırıldı. Barajın HES ünitesinin kurulu gücü 670 MW olup, yıllık 2 milyar 118 milyon kilovatsaat (kWh) elektrik enerjisi üretimi planlanıyor. Barajda üretilen elektrik yıllık 750 bin kişinin ihtiyacını karşılayacak. Bir diğer ifadeyle Deriner HES; Mardin, Trabzon, Eskişehir ya da Malatya illerimizden birinin yıllık bütün elektrik ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip.
Rakamlarla Deriner Barajı:
Çoruh Nehri üzerine kurulu (Artvin).
- İnşaatına 1998 yılında başlandı.
- Toplam maliyeti 1 milyar 400 milyon dolar.
- 249 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, dünyanın 3. yüksek barajı.
- 2012'de enerji üretimine başlayacak.
- 750 bin kişinin elektrik ihtiyacı karşılanacak
- Toplam kurulu gücü 670 MW (4x167,5 MW).
- Yıllık elektrik üretimi 2 milyar 118 milyon kWh. zaman
Mars yüzeyinde 8 yılı tamamladı

Mars'a sadece üç aylığına gönderilen ancak 8. yılını tamamlayan NASA'nın tekerlekli robotu Opportunity, hala çalışmaya devam ederek bilimadamlarını şaşkına çeviriyor.
Geçen yıl kaybedildiği ilan edilen ikizi Spirit'ten üç hafta sonra Kızıl Gezegen'e konan Opportunity'nin proje sorumlusu NASA'nın Pasadena'daki Jet Motorları Laboratuvarı'ndan John Callas, "İnanılmaz, kendime sürekli bu şey hala çalışıyor diye hatırlatmam gerekiyor. Ama en önemlisi yüzeyde hala çok üretken" diye konuştu.
Mars'ın geçmişinde varolduğu düşünülen suyun faaliyetiyle ilgili ipuçlarını toplamak üzere gönderilen ikiz robotlar, bilim dünyası için çok heyecan verici keşiflerde bulundular.
Spirit, Kızıl Gezegen'in eski hidrotermal sistemine ilişkin kuvvetli kanıtlar bulurken, bu keşif gezegenin en azından bazı bölgelerinde, bilinen yaşama ait, sıvı halde su ve enerji kaynağı gibi en az iki kilit unsurun bulunduğunu gösterdi.
Bilimsel çalışmalarını hala sürdüren Opportunity de kısa süre önce, uzun zamandır incelediği Endeavour kraterinin duvarının yakınında sıcak suyun aktığı ya da süzüldüğüne dair kanıtlar buldu.
Bilimadamları, son kullanım tarihini çoktan doldurmasına rağmen keşiflerini sürdüren Opportunity'nin incelediği dev Endeavour kraterinin duvarının yakınında ince, parlak bir mineral damarı keşfettiğini belirterek, bunun milyarlarca yıl önce suyun bıraktığı alçı taşı (jips) olduğunu kaydetmişlerdi.
Bunun Opportunity'nin şimdiye dek Mars'ta suyun varlığı konusunda keşfettiği en kuvvetli kanıt olduğunun altını çizen Amerikalı bilimadamları, Opportunity'nin kamerası ve röntgen spektrometresiyle mineral damarında yaptığı analizin ardından, bunun kartonpiyer ve alçı yapımında kullanılan jips olduğuna kanaat getirdiklerini söylemişlerdi.
Bu arada, keşiflerini sürdüren Opportunity'nin "ilerleyen yaşından" dolayı robot kolunun eklemlerinde "romatizma" benzeri bazı sorunlar baş göstermeye başlasa da, robotun hala çok iyi durumda olduğu belirtiliyor.
Hiç de eski bir robot gibi olmayan Opportunity, dondurucu Mars kışını geçirmek üzere kadar kendisi için en uygun yere kadar ilerledi. Bilimadamları, robotun bu süre zarfında kendisini kapatmadığını ve bu korunaklı yerde çevresindeki kayaları az da olsa hareket ederek incelemeye devam edeceğini belirtiyorlar.
Opportunity'nin ikizi Spirit adlı robotun geçen yıl devre dışı kaldığı açıklanmıştı. Her tür zor arazide hareket etmeye uygun şekilde tasarlanan 6 tekerlekli Opportinuty'nin yüksekliği 1,5, genişliği 2,3, uzunluğu 1,6 metre. haber7
Çocukların sağlığını tehdit eden madde

Teflon ve diğer yapıştırmaz yüzeylerin, şekerleme ambalajlarının, patates kızartması ve pizza kutularının, kâğıt tabakların üretiminde kullanılan maddeler çocukların bağışıklık sistemini zayıflatabiliyor.
ABD'nin Harvard Üniversitesi'nden bilimadamlarının yaptığı araştırma, PFOA maddesinin çocuklarda tetanos ve difteri aşılarının etkisini azalttığını gösterdi. Bilimadamları, Danimarka'da 1999-2001'de doğan 587 çocuğun sağlık durumunu inceledi.
Bu çocukların tetanos ve difteri aşılarına karşı bağışıklıkları 5-7 yıl araştırıldı. Çocukların anne karnında ve doğumdan sonra bu kimyasallara ne kadar maruz kaldıklarını belirlemek amacıyla gebelik boyunca ve çocuklar 5 yaşına gelene kadar anne ve çocukların kan serumuna bakıldı.
Araştırma sonunda PFOA'ya fazla maruz kalan çocukların kanında tetanos ve difteri aşılarından sonra antikor seviyesinin daha düşük olduğu belirtildi.
Bilimadamları antikor seviyesinin düşük olmasının bu çocuklarda uzun vadede tetanos ve difteriden korunmak için yeterli bağışıklık geliştirilememesi olasılığını arttırdığına dikkati çektiler.
Grandjean ve ekibi, daha önce fareler üzerinde yapılan araştırmaların bu kimyasallara maruz kalan hayvanlarda bağışıklık sisteminin kaybolduğunu gösterdiğini hatırlatarak, bu maddelerin olumsuz etkilerinin insanlardaki olumsuz etkilerinin az bilindiğini vurguladı.
Amerikan JAMA dergisinde yayımlanan araştırma, bu kimyasalların anne gebeyken bebeğine, doğumdan sonra ise çevresel etkenler nedeniyle çocuğa geçebildiğini gösteren ilk araştırma özelliğini taşıyor. hsber7
Gözü bozuk file lens takıldı

Hollanda'nın başkenti Amsterdam'daki Artis hayvanat bahçesinde yaşayan 44 yaşındaki file kontakt lens takıldı. Diğer fillerle oynarken yaralanan korneasını düzeltmek için yapılan operasyon, yaklaşık 1 saat sürdü. haber7
Eşinin Mezarının Yanına Yaptırdığı Mezarın İçinde Yatıyor

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Çamlıca köyünde yaşamını sürdüren Fethi Ertan (76), 15 yıl önce kanser hastalığı sebebiyle hayatını kaybeden eşine olan sevgisini karısı için yazdığı 8 kıta şiiri 2,5 metrelik mermere yazdırıp mezarının başına asıp, yanına yaptırdığı mezarın içinde belirli günlerde yatak, yorganla .
yatarak gösteriyor
76 yaşındaki Fethi Ertan, eşi Zeynep Ertan’ın 15 yıl önce aniden rahatsızlandığını belirterek, “İlk önce Çanakkale’de hastaneye gittik. Eşimin kanser hastalığı olduğu ortaya çıkınca hemen İstanbul’a gittik. İstanbul’da Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde tedavisine başlanan çok sevdiğim eşim 18 günlük tedavinin sonunda maalesef 1997 yılında hayatını kaybetti. Onu çok sevdiğim için de 8 kıtalık bir şiir yazıp 2,5 metre uzunluğundaki mermere yazdırıp mezarının başına astım” dedi.
EŞİNİN MEZARININ YANINA YAPTIRDIĞI MEZARIN İÇİNDE BELİRLİ GÜNLERDE YATAK YORGAN YATIYOR
Eşi ile 36 yıllık evlilik hayatı boyunca birbirlerini hiç kırmadıklarını ve birbirlerine Zeynep abla, Ertan abi şeklinde hitap ettikleri de belirten Fethi Ertan, “Evlilik hayatımız boyunca birbirimizi hiç kırmadık ve kötü söz söylemedik. 15 yıl önce eşimin vefatının ardından bir parçamı kaybettim. O günden itibaren de hergün mezarına gelip onu ziyaret ettim. Onu çok sevdiğim için ölmeden önce eşimin mezarının yanında kendime mezar yaptırdım. Eşimden ayrılamıyorum. Özellikle havaların iyi olduğu yaz
aylarında eşimin yanındaki mezarda yatak yorganla yatıyorum. Kış aylarında mezarın içine su girdiği için sorun yaşadığımdan bunu yapamıyorum. Kış aylarında ise hergün eşimin mezarına gelip ziyaret ediyorum” dedi. .canakkaleicinde
Organik tarım desteği müracaatları başladı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 'Organik Tarım Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair' tebliği Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Başvurular İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı şubelerine yapılmaya başlandı. Organik Tarım Bilgi Sistemi (OTBİS)'ne kayıtlı çiftçilere, İl Tahkim Komisyonu'nca uygun bulunmak şartıyla organik tarım desteğinden dekar başına 25 TL ödeme yapılacağı öğrenildi.
Konuyla ilgili bilgi veren Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Samsun Şube Müdürü Gürsel Balcı, desteklemelerden arazisi Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)'ne kayıtlı olan üreticilerin yararlanacağını söyledi. Söz konusu yönetmeliğe göre üretici konumdaki kişilerin OTBİS İcmali-1 ve İcmali-2' de tutulan kayıtlarının yetkilendirilmiş kuruluşça kontrolünün yapılacağını, yönetmelik hükümlerine göre uygun bulunmuş tarım arazilerinden desteklemeye uygun bulunanların ve 2012 Çiftçi Kayıt Sistemi'nde arazileri kayıtlı olan üreticilerin faydalanabileceğini vurgulayan Balcı, "Organik Tarım Desteği ödemesinden faydalanmak isteyen çiftçilerin; 30 Ocak tarihinden itibaren 9 Mart mesai saati bitimine kadar uygun başvuru dilekçesi ve kayıtlı uygunluk belgesi ile ÇKS'ye kayıtlı oldukları il / ilçe müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir. Ayrıntılı bilgi almak isteyen çiftçilerimiz en yakın il ve ilçe müdürlüklerimizden bilgi edinebilirler." dedi. zaman
Denize 29 milyon ton taş doldurulacak

Ordu ve Giresun illerinin ortak kullanımı için hazırlanan
Ordu-Giresun
Havaalanı Projesi'nde dolgu çalışmalarına başlandı.
Türkiye'de ilk defa denize dolgu yapılarak inşa edilerek Ordu-Giresun Havaalanı'nın inşaat çalışmaları tüm hızıyla devam ediliyor.Havaalanı İnşaatı Proje Müdürü Ömer Işık yaptığı açıklamada, projenin zemin etüdü çalışmaları sonrasında dolgu işlemine başlandığını söyledi.
Çalışmaların hedeflenen sürede tamamlanmasının planlandığını belirten Işık, şunları kaydetti:
''Dün itibariyle fiilen havaalanı inşaatına başlamış durumdayız. Hedefimiz 2013 yılı sonuna kadar çalışmaları tamamlamak. Proje hesaplarına göre dolgu çalışmasında yaklaşık 29 milyon ton taş kullanacağız. Şu anda taşları aldığımız ocakta yaklaşık 3 milyon kadar taş rezervi var. Bu taş bitmeden diğer ocaklara da geçiş yapacağız.
Şu an itibariyle taş ocağı yolunun fiziki yönden uygun değil. Bu sebepten dolayı 10 kamyon ile işe başladık. Ay sonuna kadar bu kamyon sayısı 60'a yükselecek. Günlük ortalama 50 ile 55 bin ton arasında taşı havaalanı inşaatı deniz dolgusuna getirmeyi hedefliyoruz.''
Öte yandan Gülyalı Belediye Başkanı Talip Şen, havaalanı inşaatının deniz dolgusu işlemlerinin başlamış olmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi.
Tüm Gülyalı halkının havaalanı inşaatını heyecanla takip ettiğini de belirten Şen, şöyle devam etti:
''Her şeyden önce bu projemizi ilçemize kazandıran ve emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Havaalanı inşaatı tüm hızıyla devam ediyor. Tabii ki bu süreç herkesi memnun ettiği gibi bizleri de mutlu ediyor.
Özellikle Gülyalı halkı her gün inşaat alanına giderek çalışmaları yakından izliyor. Büyük bir heyecanla çalışmaları takip ediyor. Yavaş yavaş havaalanı inşaatında fiziki değişiklikleri de görmeye başladık. İnanıyorum ki belirtilen sürede havaalanı tamamlanmış olacak ve Ordu ile Giresun illerinin ortak kullanımına açılacak.'' Şen, Ordu-Giresun Havaalanı'nın ilçelerine büyük faydalarının olacağını da sözlerine ekledi. haber7
Geleceğin yolcu uçakları böyle olacak

Sıradışı yolcu uçakları, yüksek hız, çok yolcu kapasitesi, düşük yakıt tüketimi ve sessiz çalışma vaat ediyor.

Bir Batında Beş Yavru

Çanakkale'de yaşayan Yılmaz çiftinin saanen cinsi keçilerinden biri, bir batında 5 oğlak dünyaya getirdi.
Çanakkale'nin Bayramiç İlçesi'nin Kutluoba Köyü'nde yaşayan Mustafa ve Şerife Yılmaz çiftinin saanen cinsi keçilerinden biri, bir batında 5 oğlak dünyaya getirdi.
Kutluoba Köyü'nde 5 yıldır küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan Mustafa Yılmaz, önceki sabah keçilerine yem vermeye gittiğinde içlerinden birinin doğuma başladığını gördü. Keçisinin doğumuna yardımcı olan Yılmaz, art arda 5 yavru gelince şaşkına döndü. Şaşkınlığının daha sonra sevince dönüştüğünü belirten Mustafa Yılmaz, "İlk kez keçilerimden biri beşiz doğurdu. Annenin sütü hepsine yetmiyor. O nedenle eşim Şerife ve ben oğlaklara biberonla süt veriyoruz. Onlara çocuklarımız gibi bakıyoruz" dedi. sondakika
2011 Yılı Makina-Ekipman Hibe Desteklemeleri

2011 YILI MAKİNE- EKİPMAN HİBE DESTEĞİ ÖDEMELERİ TAMAMLANDI…
Bakanlığımızca uygulamaya konulan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde yürütülen Makine ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi programı kapsamında ilimizde 2011 yılı Mart ayında başvuruların kabulüyle başlayan Makine ve Ekipman desteklemeleri süreci Kontrol ve Ödeme işlemlerinin tamamlanmasıyla sonuçlanmıştır.

Program kapsamında 1066 üreticimiz başvuruda bulunmuş, bunlardan 770 üreticimiz %50 Hibe desteği ile makinelerini almışlardır. 770 çiftçimiz ve kooperatifimiz 2.897.160,00 TL. tutarında hibe desteği ödemesi Çanakkale Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı çerçevesinde yürütülen Makine ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi programı 2007 yılından bu yana devam etmektedir. 2007 yılından itibaren İlimizde %50 Hibe hibe desteği verilen makine ve ekipman sayısı 1179’a yükselmiş yapılan ödeme miktarı da 6.204.099,00 TL. olarak gerçekleşmiştir. Çanakkale Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğü
Karabiga'ya Keçi Çiftliği Kuruldu

Biga'nın Karabiga beldesinde bir işletmeci, keçi üretim çiftliği kurdu.
İşletme sahibi Recai Erbişim, 2 dönümü kapalı alan olmak üzere toplam 35 dönümlük bir alana keçi üretim çiftliği kurduğunu söyledi. En sağlıklı sütü hijyenik ortamda üretmeyi hedeflediğini ifade eden Erbişim, bunun için teknolojinin son yeniliklerini takip ettiğini bildirdi.
İşletmeyi, devlet desteğinin yanı sıra Güney Marmara Kalkınma Ajansı, TÜBİTAK ve kendi öz kaynaklarıyla kurduğunu ifade eden Erbişim, otomatik sulama ve yemleme sistemleri, gübre işleme ile enerji üreten bio gaz tesisi ve paketleme tesislerinin montajını yapmaya başladığını kaydetti.
Çiftlikte aynı anda bin 650 keçinin otomatik sağımının yapılacağı sağım ünitesinin kurulması çalışmalarının da devam ettiğini anlatan Erbişim, yem ihtiyacını karşılamak için de ekim yaptığını belirtti.
Erbişim, şöyle dedi:
"Şu anda çiftliğimizde 5 bin anaç saanen cinsi keçi var. Ama hedefim toplam 10 bin anaç hayvan sayısına ulaşmak. Saanen keçisinin etinden, sütünden yararlandığımız gibi gübresininden de ısınma ve elektrik üretiminde faydalanacağız. Kendi laboratuvarımızı da kurup tahlilleri kendimiz yapacağız. Şu anda 13 personelimiz var. Hayvanların hepsi hamile. Doğumların başlamasıyla işçi sayımız da artacak. Böylece Karabiga halkına ve bölge ekonomisine de katkı sağlamış olacağız." sondakika
Türkiye'de ham çelik üretiminde rekor

Türkiye'nin ham çelik üretimi, 3 milyon 112 bin ton ile tarihinin en yüksek aylık üretim miktarına ulaştı.
Türkiye’nin toplam ham çelik üretimi 2011 yılı genelinde yüzde 17
oranında artışla, 2010 yılındaki 29.1 milyon ton
seviyesinden, 34.1 milyon ton seviyesine
yükseldi.
Çelik sektörü, böylece üretimini 2010 yılının Aralık ayına kıyasla,yüzde 11.5; Kasım ayına kıyasla ise yüzde 9.2 oranında arttırarak, en son Ekim ayında ulaştığı 3 milyon 84 bin tonluk üretim seviyesinin de üzerine çıkarmış oldu.
2011 yılının tamamında ise, Türkiye’nin toplam ham çelik üretimi yüzde 17 oranında artışla, 2010 yılındaki 29.1 milyon ton seviyesinden, 34.1 milyon ton seviyesine ulaştı.
Kütük üretimi yüzde 11.8 oranında artışla, 24.4 milyon tona ulaşırken, slab üretimindeki yüksek oranlı artış sebebiyle, kütük üretiminin toplam ham çelik üretimi içerisindeki payı, 2010 yılındaki yüzde 74.9’dan yüzde 71.5 seviyesine geriledi.
Slab üretimi ise, yüzde 32.7 oranında artışla, 2010 yılındaki 7.3 milyon tondan, 9.7 milyon tona ulaştı.Slab üretimindeki yüksek oranlı artış sayesinde, toplam ham çelik üretimi içerisinde slabın payı, 2010 yılındaki yüzde 25.1’den yüzde 28.5’e yükseldi.
Ancak, 2011 yılının son aylarında yassı ürün piyasasının zayıf konumu nedeniyle, slab üretimindeki artış beklentilerin altında kaldı. Böylece, çelik sektörünün 2011 yılında elde ettiği 4.96 milyon tonluk üretim artışının yüzde 51.8’i (2.57 milyon ton) kütük, yüzde 48.2’si (2.39 milyon ton) slab üretiminde yaşandı.
ÜRETİMİN YÜZDE 88’İ ELEKTRİK ARK OCAKLI TESİSLERDE YAŞANDI
Üretim yöntemleri açısından, 2011 yılında sağlanan 4 milyon 960 bin tonluk üretim artışının, yüzde 88 oranındaki 4 milyon 370 bin tonluk kısmı elektrik ark ocaklı tesislerde, yüzde 12 oranındaki 594 bin tonluk kısmı yüksek fırınlarda üretim yapan tesislerde gerçekleştirildi.
Böylece, 2010 yılına kıyasla, elektrik ark ocaklı tesislerin ham çelik üretimleri yüzde 20.9 oranında artışla, 20.9 milyon tondan, 25.3 milyon tona yükselirken, toplam ham çelik üretimi içerisindeki payı yüzde 71.7’den yüzde 74.1’e çıktı.
Yüksek fırınlarda gerçekleştirilen ham çelik üretimi ise, yüzde 7.2 oranında artışla, 8.24 milyon tondan, 8.83 milyon tona ulaştı. Üretimdeki zayıf artış nedeniyle, yüksek fırınlarda gerçekleştirilen ham çelik üretiminin, toplam üretim içerisindeki payı, 2010 yılındaki yüzde 28.3’ten yüzde 25.9’a geriledi.
İç piyasadaki güçlü tüketim, ihracat artışı ve artan ürün çeşitliliğinin sağladığı ithal ikamesi sayesinde, çelik sektörü 2011 yılında dünya ortalamasının iki katından daha yüksek bir oranda büyüme performansı gösterdi.
Kapasite ve ürün çeşitliliğindeki artışın da desteğiyle, ham çelik üretiminin 2012 yılında yüzde 10 civarında artışla, 37.5 milyon ton civarına ulaşacağı tahmin ediliyor. haber7
Güllü Nine'ye Validen Ziyaret

Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, geçen hafta keçilerini doyurmak için topladığı çalıları sırtlayarak kar altında yürürken görüntülenen 72 yaşındaki Güllü Nine'yi ziyaret etti.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, geçen hafta keçilerini doyurmak için topladığı çalıları sırtlayarak kar altında yürürken görüntülenen 72 yaşındaki Güllü Nine'yi ziyaret etti.
Kayadere Köyü'nün Atikhisar Mahallesi'ndeki gecekondusunda tek başına yaşayan ve gerçek adı Elif Kelle olan, ancak köylülerin 'Güllü Ebe' diye çağırdığı yaşlı kadının
çekilen görüntülerinin çeşitli televizyon kanallarında yayımlanmasının ardından çok sayıda hayırsever harekete geçti. Vatandaşlar, Güllü Nine'ye ulaştırılmak üzere yardım kolilerini Çanakkale Valiliği'ne ve Kayadere Köyü Muhtarlığı'na gönderdi. Vali Güngör Azim Tuna da bugün Atikhisar'a giderek Güllü Nine'yi ziyaret ederek yardım kolilerini verdi.
Vali Tuna, Güllü ninenin evine giderek kendisini tanıttı ve elini öptü. Tuna, Tüm Türkiye artık seni tanıyor deyince Güllü Nine hem babasından hem de eşinden dolayı maaş aldığını söyledi. Güllü Nine, Maaşımı kesmeyin. Sırtımda odun taşırken çıkan görüntüler nedeniyle köylüler bana 'Maaşını keserler' dedi. Beni hapse atmayın diye ağlamaya başladı.
Bunun üzerine köye geliş nedenini açıklayan Tuna, "Biri seninle dalga geçmiş. Seni korkutmuşlar. Öyle bir şey yok. Teyze neden öyle diyorsun. Maaşın kesilmez dedi. Ancak Güllü Nine'nin ağlamaya devam etmesi üzerine Vali Tuna, İstersen yazılı kağıt vereyim sana. Maaşların falan kesilmeyecek. Sen korkma. Bana güven. Ben sadece sana ziyarete geldim." dedi.
Güllü Nine, kendisinin yardıma muhtaç olmadığını, ancak zor koşullarda yaşadığını belirtti. Vali Tuna da herhangi bir vatandaşın ihtiyacı olduğunda valilik olarak o kişinin yanında olduklarını söyledi. Güllü Nine'nin çileli yaşam mücadelesinin haber olmasının ardından, Türkiye'nin her tarafından yardım geldiğini kaydeden Tuna, yaşlı kadından bu yardımları muhtaçlara dağıtmasını istedi. sondakika
Kros İl Birinciliği Yarışmaları

Çanakkale'de düzenlenen "Kros il birinciliği" yarışmalarına, küçük kız, küçük
erkek ve
yıldız kız kategorilerinde katılan Çiçeklidede
Özel İdare İlköğretim
Okulu kros takımları, il birincisi oldu.
Çanakkale'de düzenlenen "Kros il birinciliği" yarışmalarına, küçük kız, küçük erkek ve yıldız kız kategorilerinde katılan Çiçeklidede Özel İdare İlköğretim Okulu kros takımları, il birincisi oldu.
Okul Müdürü Musa Çetin, yaptığı açıklamada, kros takımının mart ayında Antalya'da yapılacak Kros Grup Birinciliği yarışmasında Çanakkale'yi temsil etme hakkı kazandığını söyledi.
Yarışmada küçük kızların 14, küçük erkeklerin 8 ve yıldız kızların 49 puan elde ettiğini ifade eden Çetin, "Ferdi olarak da küçük erkeklerde Ozan Orhan Sarı birincilik, yıldız erkeklerde Ferdi Genç ikincilik, küçük kızlarda Hatice ile Enes Akçe de üçüncülük madalyası aldı" dedi.
Yarışmaya katılan Bakacak İlköğretim Okulu küçük kızlarda takım üçüncüsü, küçük erkeklerde takım ikinciliği elde ederken, İmam Hatip Lisesi de yıldız kızlarda takım ikinciliğini kazandı. sondakika
Çanakkale’ye “112 Acil Çağrı Merkezi” Kurulacak

Türkiye genelinde hizmet veren acil çağrı merkezlerinin etkin ve koordineli şekilde yürütülmesinin amaçlandığı proje kapsamında Çanakkale’ye “Acil Çağrı Merkezi” kurulacak.
Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan 112 Acil Çağrı Merkezleri Projesi ile Türkiye genelinde hizmet veren 110 İtfaiye, 112 Hızır Acil, 155 Polis İmdat, 156 Jandarma gibi servislerin tek merkezde toplanarak acil çağrı hizmetlerinin illerde kurulan çağrı merkezlerinden etkin ve koordineli bir şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini söyledi. Bu çerçevede ilk etapta Çanakkale’nin de aralarında bulunduğu 27 ilde 112 Acil Çağrı Merkezlerinin kurulacağını belirten Vali Tuna, “112 Acil Çağrı Merkezine yer olarak Çanakkale Ticaret Borsası civarı düşünülüyor. Böylelikle Çanakkaleli hemşerilerimiz her türlü acil durumda tek bir numarayla daha pratik ve daha kolay şekilde sorunlarına çözüm bulabilecek” dedi. .canakkaleicinde
Süt İneklerine 350 Euro Değerinde Yatak

Kayseri’nin Bünyan ilçesinde kurulan besi çiftliğindeki büyükbaş hayvanlar için Almanya’dan 350 euroya yatak getirildi.
Günde 30 ton sütün üretilmesinin hedeflendiği hayvan çiftliğinde, gübreyle elektrik de üretilecek.
Hasçalık Grubu tarafından Bünyan’a yaptırılan besicilik tesisleri, 2 bin dönüm arazi üzerinde kuruldu. Çiftlikte bin 100 büyükbaş hayvan barındırılıyor. Hayvanların son derece steril ortamlarda beslenmesi, sütlerin el değmeden son model bilgisayarlı sağım makinesi ile sağılması birlikte ilk etapta günlük 30 ton süt üretilmesi hedefleniyor. Bünyan ekonomisine büyük katkı sağlayacak tesislerin istihdam imkânının yanı sıra ilçenin piyasasına da önemli katkılar yaptığı belirtildi.
Tesislerin kurulmasında önemli rol oynayan ve sorumluluğunu da yürüten Prof. Dr. Cengiz Utaş, “Kayseri ve özellikle Bünyan ekonomisine büyük katkılar sağlayacak olan tesisimiz yaklaşık 2 ay içinde tam olarak faaliyete geçecek. Hasçalık Grubu'nun doğdukları topraklara katkı yapmak aynı zamanda ülkemizdeki bir ihtiyaca katkı sağlamak için yaptıkları tesis kendi alanında en önemli tesislerden birisi. Son derece titiz ve kapsamlı bir çalışmayla yapılan tesiste kullanılan tüm malzemeler birinci kalite. Hayvanlar uzmanlar tarafından ABD’den büyük bir titizlikle seçildi. İlk etapta süt üretim tesisi olacak olan tesisimizden çıkacak süte şimdiden ülkemizin en önemli markaları talip oldu.” dedi.
Prof. Dr. Cengiz Utaş, hayvanların yattıkları yatakların Almanya’dan getirildiği belirterek, bir yatağın 350 euro olduğunu ifade etti. Utaş, “Hayvanların rahat bir ortamda beslenmesi ve yaşaması için her türlü konfor düşünüldü. Tesislerde hayvan hastanesi, hayvan doğumevi ve buzağı yetiştirme merkezleri ayrı. Doğum yapmayan hayvanların beslendikleri yer ayrı. Bir ahırın boyu 250 metre. Tesislerde üretilen gübreden elektrik üretimi yapılması planlanıyor. Ayrıca gübre sıvı ve katı şekilde ayrıştırılarak çiftçilerin hizmetine sunulacak” diye konuştu. .aktifhaber
Soba yaktırmayan konik evlerin sırrı

Güneydoğu'da kışın sıcak, yazın serin olan toprak evler sayesinde vatandaşlar soba yakmaya gerek duymuyor.
Harran'da kış aylarında soğukların bastırmasıyla birlikte vatandaşlar, beton evlerin yerine doğal kliması
olan konik kubbeli evleri tercih ediyor. Evler yazın serin tuttuğu gibi kışın da soba yakmaya ihtiyaç duyulmuyor.
100 yıllık geçmişe sahip toprak ve konik kubbeli, kerpiç evlerde yaşayan Harranlılar, kışın soğuk hissetmediklerini söyleyerek, "Evin içinde soba yakmaya gerek kalmıyor. Sadece mangal ile ısınmamız yeterli oluyor. Toprak evlerde sıcak ve soğuk her zaman mevsim normallerinde olur. Böylece elektrik ve odun masraflarından kurtulmuş oluyoruz" dediler. haber7
Çiftçi Eğitim Çalışmaları Devam Ediyor

BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİ UYGULAMALARINA İLİŞKİN ÇİFTÇİ EĞİTİMİ ÇALIŞMALARI
Bakanlığımız Gıda Ve Kontrol Genel Müdürlüğünce hazırlanan “Bitki Koruma Ürünlerinin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” 20.11.2009 tarih ve 27413 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Yönetmelik gereği bitkisel üretim alanlarında bitki koruma ürünleri uygulaması yapan üreticilerin Bakanlığımızdan ; kısa süreli bir eğitim neticesinde belge almaları zorunludur.
Bu çerçevede İlimiz Merkez Yağcılar (11.01.2012) ve Aşağı Okçular (12.01.2012) köylerinde gece eğitimi verilmiştir. İl Tar. Md.
Türk füzesi için geri sayım başladı

Türkiye 2 bin 500 kilometre menzilli füze için gün sayıyor...
Adı, Hassas Güdümlü Stand of Mühimmat; kısaca SOM... Türk Hava Kuvvetleri'nin ihtiyaçları doğrultusunda, uçakların düşman hava savunma sistemlerinin etkili menziline girmeden, tanımlanan hedefi büyük bir doğrulukla vurması için üretildi.
Halihazırda 3 farklı versiyon olarak geliştirilen füze sistemi, şu an için 180 kilometrenin üzerinde bir menzile sahip. Milli Seyir füzesi SOM, ilk kez geçen yıl İzmir'de yapılan Türkiye Hava Gösterileri sırasında, Ceylan Filo'ya bağlı bir F-16 savaş uçağı üzerinde kamuoyuna tanıtılmıştı.
TÜBİTAK-SAGE'den Gökmen Mahmutyazıcıoğlu SOM füzesiyle ilgili şunları söyledi:
"Dünyada bunun benzeri füzeler var, Almanların Taurus füzesi var, Avrupa ortak yapımı Storm Shadow füzesi var, Amerikalıların Slam-Er denen füzeleri var yalnız bizim füzemiz onalara göre teknolojik olarak üst seviyede, onlarda bulunmayan birtakım özellikler de bizim füzemizde var".

6 yıldır bu alanda çalışmalarını sürdüren TÜBİTAK Savunma Sanayi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü SAGE, şu anda füzenin menzilini 300 kilometreye çıkarmış durumda.
"Teknoloji olarak TOMAHAWK'la aynı, sadece menzil şu an için üzerinde çalıştığımız bu modelin menzili biraz daha kısa ama konsept olarak TOMAHAWK'la aynı aileye giriyor diyebilirim." Ancak füzenin menzili için beklenti büyük.
Başbakan Erdoğan da Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nda menzilin 2 bin 500 kilometreye çıkarılmasını istemişti. SAGE, bu yıl içinde 500 kilometre testlerine başlayacak; menzil önce bin 500 kilometreye, 2014'te ise 2 bin 500 kilometreye çıkarılacak.
Füze, düşman radarları tarafından tespit edilmesini zorlaştıran bir gövde yapısına sahip. Kendisine tanımlanan yol noktalarını düşük irtifalarda izleyip, düşman hava savunma unsurlarından kaçarak hedefine ilerleyebiliyor.
Füzeye Aletsel Navigasyon ve Küresel Konumlama sistemine ek olarak, Yeryüzü Referanslı Navigasyon Sistemi de eklendi. Böylece Küresel Konumlama Sisteminin kesilmesi veya karıştırılması durumunda bile füze, bilgisayarına önceden yüklenen yeryüzü şekillerini izleyip rota düzeltmesi yapabiliyor ve hedefe yüksek hassasiyetle yaklaşıyor. haber7
En büyük 2. Müslüman buluşması!

Bangladeş'te her yıl düzenlenen Bisva İçtima toplantısı için bu yıl da 500 binden fazla kişi toplandı. Katılımın 4 milyona çıkması bekleniyor...
Başkent Dakka yakınındaki Turag nehri kıyısında toplanan 500 bin kişi, barış ve İslami uyanış için dua etti. Yetkililer, 3 gün sürecek etkinliğin açılış duasına 500 binden fazla kişinin katıldığını belirtirken, Pazar gününe kadar bu sayının 4 milyona çıkması bekleniyor.
Tebliğ Cemaati tarafından 1966'dan bu yana her yıl düzenlenen tören, Hac'dan sonra dünyanın en büyük Müslüman buluşması sayılıyor... haber7
Dünyanın en büyük Kur'an-ı Kerim'i

5 yıl içinde hazırlanan ve 30 farklı hatla tasarlanan dünyanın en büyük Kur'an-ı Kerim Afganistan'da tanıtıldı. haber7
Gıdada yeni dönem

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, tüketici sağlığını tehlikeye düşürecek firmaların bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanacağını duyurdu. Bunun deşifre amaçlı olmadığını vurgulayan Eker, "Amacımız iyi ve kötüyü birbirinden ayırt etmek ve sağlıklı üretim yapan firmayı ödüllendirmek" dedi.
Bakan Eker, Türkiye’deki gıda güvenliği ile ilgili 102 yeni yönetmelikle toplum sağlığını inceleyen bir sisteme geçtiklerini belirterek, bu sistemin içinde tüketici sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde üretim yapan firmaların kamuoyuna duyurulması da olduğunu belirtti. tarımhaber
Kayak yapan karga

Kargaların zeki yaratıklar bilinirdi. Ama zekasını keyfi işler için kullandığı bilinmiyordu. Ancak bir karganın kavanoz kapağı ile
kayak yaptığı görüntülendi
...
Karganın kayak keyfi amatör kameraya yansıdıRusya’da, karla kaplı çatıda kavanoz kapağıyla kayak yapan karganın görüntüleri izleyenleri hayrete düşürüyor.
Video paylaşım sitelerinde binlerce kişinin tıkladığı görüntülerde, Rusya’da etkisini gösteren soğuk kış şartlarının tadını çıkaran bir karganın, kar kaplı çatıda yaptığı kayak keyfi yer alıyor. Üzerine binerek kaydığı kapağını gagasına alıp tekrar yukarı çıkan karga, defalarca kaydıktan sonra uçup gözden kayboluyor.
Rus aile, evlerinin penceresinden bu sıra dışı olayı kameraya kaydetti. Görüntülerde bir çocuğun, “Belki de bizimle eğleniyor” dediği duyuluyor. Videoya yapılan yorumlarda, karganın kayak yapan bir kişiden bu hareketi görüp taklit etmiş olabileceği belirtiliyor. Kargaların kutu ve kavanoz gibi eşyalardan yiyecek çıkarabilmek için başka araçlar kullanabildikleri biliniyor. haber7
Akıllı tahtalar, şubat ayından itibaren sınıflarda

Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) Projesi kapsamındaki etkileşimli dijital tahta (akıllı tahta) ihalesinin ilk fazını kazanan Vestel, akıllı tahtaları Şubat ayından itibaren sınıflara yerleştirecek. İhalenin ilk fazında 339 milyon 525 bin liralık teklif veren Vestel, 85 bin adet etkileşimli dijital tahtanın üretimini üstlendi.
Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Ömer Yüngül, düzenlenen basın toplantısında, Vestel olarak önceki yıllarda yaptıkları LCD modül yatırımı ve ARGE çalışmaları sayesinde akıllı tahta için gerekli teknolojiye ve üretim kapasitesine sahip olduklarını ifade ederek, buradan yola çıkarak akıllı tahtayı ürettiklerini ve geçen yılki CEBIT fuarında tanıttıklarını hatırlattı.
85 bin akıllı tahtadan 200'ünün şubat ayında sınıflara yerleştirileceğini, geri kalan tahtaların da 8 ay içinde sınıflardaki yerini alacağını kaydeden Yüngül, ''Vestel akıllı tahta ile eğitimde fırsat eşitliğine büyük katkı sağlayacağız. Edirne'den Van'a tüm öğrencilerimiz aynı bilgi ve verilere aynı imkanlarla kavuşacak'' dedi.
Yüngül, Avrupa'da eğitim alanında akıllı tahta kullanımının yaygınlaşmaya başladığını dile getirerek, şu bilgileri verdi:
''Vestel, dokunmatik LED ekranın içine yerleştirdiği PC ana kartı sayesinde ürünü interaktif tahtaya dönüştürerek eğitimde yeni bir çığır açıyor. Ekrana herhangi bir kalem kullanmaksızın, elle yazı yazılabiliyor. Böylece kalemin yere düşmesi, bozulması gibi riskleri de ortadan kaldırıyoruz. Ayrıca Vestel'in ürünü birçok yazılımla uyumlu. Bu da hem kurulumu hem de kullanımı kolaylaştırıyor. Bir bilgisayara ihtiyaç duymayan ve daha az yer kaplayan bu ürünle sektörde bir ilki gerçekleştiriyoruz.''
Ürünün farklı kullanım alanlarına işaret eden Yüngül, akıllı tahta ile anlatılan konuların görsel malzeme ile desteklenebileceğini belirterek, ''Akıllı tahta öğretmen dostu bir tasarıma sahip. Öğretmenlerimiz etkileşimli tahtanın yanı sıra kara tahtayı da kullanmaya devam edebilecek. Sınıfın dikkatini toplamak için ara sıra tebeşiri tahtaya vuran öğretmenlerimizi düşünerek tasarımımızda kara tahtayı korumayı da ihmal etmedik'' dedi. zaman
1,7 MİLYON DOLARLIK UÇAN CANAVAR

Cool boat ZR-48 adı verilen süret teknesi tıpkı BATMAN filmindeki ünlü tekneye benziyor.
Karbon fiber gövdeden yapılma tekne 1.350 beygir gücünde V8 çift motora sahip.Böyle olunca da deniz üzerinde adeta uçuyor.
Chevrolet Corvette tasarımı olan siyah tekne Amerika'da tasarlandı.İç kısmında mükemmel bir döşeme yapıldı.Kullanımı son derece kolay teknenin dudak uçuklatan bir fiyatı var.1.700.000 dolara satılan teknenin tek sorunu karada taşırken bu deniz canavarı için koca bir TIR'a ihtiyaç duyulması. .denizhaber
485 derece sıcaklıkta yaşayan canlı

Karayip Denizi'nin 5 bin metre derinliğindeki dünyanın en derin sıcak su kaynaklarında yaşayabilen yeni canlılar bulundu.
Bu bölgenin küçük sakinleri 485 derece sıcaklığa dayanabiliyor. İngiltere, ABD, İrlanda, Japonya ve Norveç'teki çeşitli üniversitelerden bilim insanlarının ortak araştırmasına göre, Cayman Adaları'nın güneyindeki 4 bin 960 metre derinlikte bulunan hidrotermal bacalar, yaşama en elverişsiz ortamlardan biri olarak görülmesine rağmen deniz canlıları barındırıyor.

13 kilometre boyunca uzanan bacaların olduğu bölgeye ileri teknoloji ürünü kamera indiren araştırma ekibi, 485 derece sıcaklık ve yüksek basınçta yaşayabilen yeni bir karides türü keşfetti. Yaklaşık 4 santimetre uzunluğundaki canlıların arka kısımlarında ışığa duyarlılık gösteren bir organ tespit edildi. Canlılar, bacalardan püsküren mineral zengini akıntılarla besleniyor. Deniz tabanından yükselen ve sülfürden oluşan bacaların her metrekaresi 2 binden fazla karidese ev sahipliği yapıyor. Bu karides türü, sıcak su bacalarının bulunduğu bölgeden 20 kilometre uzaklıktaki bir su altı dağında da görüldü.
Bilim insanları, keşfedilen canlıların, Atlas Okyanusu tabanında yaklaşık 4 bin kilometrelik bir alan boyunca yayılmış hidrotermal bacalarda yaşayan diğer karideslerin akrabaları olduğunu düşünüyor. Araştırma sonuçları, bilim dergisi Nature Communications'ta yayınlandı.

İşte bilim dünyasını heyecanlandıran keşiften görüntüler... samanyoluhaber
Eceabat Belediyesi 50 Kilometrelik Ova Yolunu Yeniden Düzenledi

Çanakkale’nin Eceabat ilçesinde belediye ova yolu olarak bilinen bölgede düzenleme çalışması yaptı.
Belediye Başkanı Kemal Dokuz, yöre çiftçilerinin arazilerine gitmek için kullandıkları ova yollarını bakıma aldıklarını belirterek, “İlçemizde yaklaşık 50 kilometre uzunluktaki ova yollarında belediye olarak stabilize malzeme dökerek iyileştirme çalışması yaptık. Zaman zaman geçit vermeyen yerlere ise köprüler ve menfezler inşa ettik. Bu çalışmalar yaklaşık 100 bin liraya mal oldu” dedi. .canakkaleicinde
İntepe (Erenköy) Viyadüğünün Yapımına Başlanıyor

Çanakkale merkeze bağlı Erenköy (İntepe) beldesinde sivil toplum kuruluşlarının bütün tepkilerine rağmen yapılmasının ardından kısa sürede çöken ve ardından da kaldırılan varyantın yerine yapılacak 160 metre uzunluğundaki viyadüğün yapımına Mart ayı içerisinde başlanacak.
Karayolları 14. Bölge Müdür Yardımcısı Mehmet Yazıcıoğlu, İl Koordinasyon Kurulu toplantısında yaptığı açıklamada İntepe (Erenköy) varyantının yerine viyadük yapılması ile ilgili ihalenin tamamlandığını ve ilgili firmanın Mart ayı içerisinde bu bölgede şantiye kurarak çalışmalara başlayacağını söyledi. 160 metre uzunlukta viyadüğün 6 açıklıklı olacağını belirten Yazıcıoğlu, "2 adet olacak viyadaüğün yapılması ile bu bölgedeki ulaşım sıkıntısı sona erecek" dedi.
Erenköy (İntepe) Belediye Başkanı Alaaddin Özkurnaz ise toplantıda yaptığı
konuşmada Türkiye'de girişi olmayan tek yerin kendi beldeleri olduğunu iddia ederek, viyadüğün kısa sürede tamamlanmasını istedi. sondakika
Çanakkale’nin İlk Tüp Geçidi Küçükkuyu – Ayvacık Arasında Yapılacak

Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü Ayvacık- Küçükkuyu arasındaki yolda 1 kilometrelik tüp geçit yapacak.
Karayolları 14. Bölge Müdür Yardımcısı Mehmet Yazıcıoglu, Çanakkale’nin ilk tüp geçidi de olacak 1 kilometrelik tünel yolun Ayvacık- Küçükkuyu arasında yeni projelendirilecek yolda yapılacağını belirterek, “Ayvacık-Küçükkuyu arasında yeni yol güzergahının belirlenmesi konusunda çalışmalar devam ediyor. Buna göre Ayvacık’tan Hasaobası‘na kadarki 22 kilometrelik mesafedeki yolun güzergahı belirlendi. Hasaobası’ndan Küçükkuyu’ya kadarki yaklaşık 9 kilometrelik mesafede ise bu bölgenin sit alanında olması sebebiyle sıkıntı yaşıyoruz. Burada sit alanındaki bölgeye zarar vermemek için yaklaşık 1 kilometrelik alanda tüp geçit yapacağız ve tünel sistemi ile bu bölgeye zarar vermeyeceğiz. Bu bölgede yol yapım çalışmalarına 2013 yılında başlayacağız” dedi. .canakkaleicinde
Ege'nin tarım ürünleri ihracatı 3,5 milyar dolar

Ege Bölgesi'nde tarım ürünleri ihracatının 2011 yılında 3 milyar 442 milyon dolara ulaştığı bildirildi.
Ege İhracatçı Birlikleri’nden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, birlik bünyesinde faaliyet gösteren 7 tarım ihracatçı birliğinin 2010 yılında 3 milyar 124 milyon dolar olan toplam ihracatı, 2011 yılında yüzde 10 oranında yükselerek 3 milyar 442 milyon dolar olarak gerçekleşti.
EİB bünyesinde yer alan tarım ürünleri sektörlerinde faaliyet gösteren birliklerin 2011 yılı performansları ele alındığında, Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatının kayda alındığı Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 880 milyon dolarlık ihracatla tarım ürünleri ihracatından en büyük payı aldı.
Ege Bölgesi'nden 2011'de yapılan kuru meyve ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 9 artış gösterdi.İhracatında yatay bir seyir izleyen, Ege Tütün İhracatçıları Birliği, 2011 yılında, 653 milyon 109 bin dolarlık ihracatla en fazla ihracat yapan ikinci birlik oldu.
Ege Yaş Meyve ve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 569 milyon 28 bin dolarlık yaş meyve sebze ihracat ederek üçüncü sırada yer aldı.
Son yıllarda ihracatın yıldız sektörleri arasında yer alan ve 2011 yılında yüzde 48'lik ihracat artış hızı ile Türkiye'de ihracatını en fazla arttıran sektör olan su ürünleri ve hayvansal ürünler sektöründe ise Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği 550 milyon 844 bin dolarlık dış satıma imza attı.
Ege Ağaç Mamulleri ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını yüzde 10 arttırarak, Türkiye'ye 355 milyon 963 bin dolarlık döviz girdisi sağladı.
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 2011 yılında yüzde 19'luk ihracat artış hızı yakaladı ve 311 milyon 783 bin dolarlık ihracat yaptı.
Ege Bölgesi'nden yapılan tarım ürünleri ihracında, zeytin ve zeytinyağında ise düşüş yaşandı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise yüzde 12'lik ihracat düşüşü ile 109 milyon 779 bin dolarlık ihracat yapabildi ve tarım birlikleri arasında son sırada yer aldı. yenişafak
Denizde Balık Yerine Karaca Yakaladı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde levrek yakalamak için teknesiyle denize açılan yerel balıkçı Yahya Elibol, denizde balık yerine canlı bir karaca yakaladı.
İHA muhabirinin edindiği bilgiye göre, sabah saatlerinde “Cansu” isimli teknesiyle Küçükkuyu Limanı’ndan denize açılan Yahya Elibol, Nusratlıaltı mevkisinin 2 mil açıklarında oltası ile avlanırken denizde bir cisim gördü.Cismin önce bir ceset olduğunu sanan Yahya Elibol daha sonra hareket ettiğini görünce yanına yaklaştı. Bir karaca ile karşılaşan Elibol uzun bir uğraştan sonra hayvanı teknesine çekip Küçükkuyu’ya döndü. Orman İşletme Şefliği’ni arayan Elibol daha sonra karacayı Edremit Av ve Yaban Hayatı Koruma Merkezi’nden gelen yetkililere teslim etti. Küçükkuyu Orman İşletme Şefi Oygar Topaloğlu yaptığı açıklamada karacanın Edremit’te veterinerler tarafından tedavi edileceğini ve iyileşince tekrar doğaya salınacağını ifade etti.1 yaşında olduğu tahmin edilen karacanın köpeklerin saldırısından kurtulmak için denize atladığı düşünülüyor. .canakkaleicinde
Türkiye tarım hasılasıda Avrupa'da bir numara

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, "Tarım hasılası olarak 62 milyar dolara ulaştık. Avrupa’da bir numara, dünyada ise 7'nciyiz. Bu yıl Rusya Federasyonu’nu da geçtik." dedi.
Bursa’nın Karacabey ilçesinde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, son 8 yılda Türk tarım sektörünün dünyada 11’inci sıradan 7’nci sıraya yükseldiğini belirtti. Bakan Mehdi Eker, "Tarım hasılası olarak da 62 milyar dolara ulaştık. Avrupa’da bir numarayız. Bu yıl Rusya Federasyonu'nu da geçtik. Bu durduk yere olmadı, yürüttüyüğümüz politikalar sonrasında bu günlere geldik." diye konuştu.
Türkiye’deki 2011 yılı ihracatının yüzde 13.5’ini tarımsal ihracatın oluşturduğunu anlatan Bakan Eker, şunlanı söyledi: "Yüzde 13’lük değer yaklaşık 18 milyar dolar yapıyor. Türkiye tarımı 74 milyonu doyuruyor. Türkiye’ye gelen yaklaşık 30 milyona ulaşan turistleri dahi doyuruyor. Üstelikte ihracata da yetiyor. Hayvancılığın da ihracat içerisindeki payı 1.5 milyar dolar."
İthalatla ilgili eleştirileri de yanıtlayan Bakan Mehdi Eker, "İthalatı, ihracatı artırmak için yapıyoruz. Tarıma dayalı sanayiyi ve stabil depolamayı teşvik etmek için lisanslı depoculuğu başlattık. Bunu ilk kez Polatlı’da kurduk. Tarihte ilk kez biz başlattık. Artık alımlarımızı protein analizine dayalı olarak yapıyoruz. Protein cihazları aldık. Ürünleri kalitesine göre depolayıp saklıyoruz. Firmalar geldiğinde, ‘Ben şu kadar değerde tahıl istiyorum’ dediğinde, o firmanın istediğini verebileceğiz." şeklinde açıklamada bulundu. .moralhaber
İşte dünyanın en yüksek köprüsü

Meksika'da Durango ve Sinaloa arasında yerden 400 metre yükseklikteki Bicentenario Köprüsü "Dünyanın en yüksek kablo köprüsü" olarak tescillenerek Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.
'Aydan gelen mineral' yeryüzünde bulundu

İlk kez aya giden astronotların getirdiği numunelerde görülen, çok nadir olduğu sanılan Tranquillityite mineralinin yeryüzünde bolca bulunduğu ortaya çıktı...
Tranquillityite...Kimyasal formülü
: Fe82+(Zr,Y)2Ti3Si3O24 yani yapısında demir, oksiöen, silisyum, titan, Zirkonyum, Lityum bulunan bir mineral...
Dünya bu elemetin adını ilk kez 1969 yılında aydan dönen NASA'nın Apollo 11 adlı uzay aracındaki astronotların getirdiği mineral olarak duydu.
Nadir bulunan bir mineral olduğuna karar verildi ve bu yüzden son derece önemli olduğu ifade edildi.
Ancak dün açıklanan keşif sonucuna göre Tranquillityite artık zannedildiği kadar kıymetli değil, çünkü sanıldığı kadar nadir bulunan bir element olmadığı ortaya çıktı.
Bugüne kadar sadece ay yüzeyinde olduğu sanılan mineralin Avustralya'nın Batı'sında keşfedilen bir milyon yıldan daha yaşlı kayalar üzerinde bolca bulunduğu ortaya çıktı.
Avustralyalı bilimadamı Curtin Üniversitesi öğretim üyesi Birger Rasmussen, jeolagların yaptığı incelemeler sonucu, Batı Avustralya'nın Pilbara bölgesinde "uzun zamandır Ay minerali kabul edilen" Tranquillityite'nin bolca bulunduğunu belirlediklerini açıkladı.
Rasmussen, bir milyon yıldan daha yaşlı yeryüzü kayalıklarında zengin Tranquillityite yatakları tespit edilmesiyle birlikte, bu elenmete "nadir" denilmesinin ironik olacağını ifade ederken, bu keşfin aynı zamanda Ay ile yeryüzünün yapısının ortak özellikler taşıdığını bir kez daha ortaya koyduğuna işaret etti. haber7
Ayvacık'ta Çataltaş Camisi'nin yapımına başlandı.
Hayırseverlerin bağışlarıyla projesi hazırlanan cami, hazineden temin edilen yaklaşık 1 dönümlük araziye kurulacak. Caminin yanında Kur'an kursu da yapılacak.
Çataltaş Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mustafa Kaptan, hafriyat ve temel atma çalışmalarının başladığını belirterek, hayırseverin yardımlarını beklediklerini söyledi.
Güney Marmara Kalkınma Ajansı Yatırımcının Önünü Açtı

Balıkesir ve Çanakkale'yi kapsayan Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), destek programlarının yanında yatırımcıların bürokratik işleriyle de ilgileniyor.
Balıkesir ve Çanakkale'yi kapsayan Güney Marmara Kalkınma Ajansı (GMKA), destek programlarının yanında yatırımcıların bürokratik işleriyle de ilgileniyor. GMKA Balıkesir Yatırım Destek Ofisi'ni girişimleri sonucu, Şakir Karakaya'nın mevzuattan kaynaklanan ruhsat problemi, İl Genel Meclisi (İGM) tarafından çıkarılan bir yönetmelikle çözüme kavuşturuldu. Bu sayede 2,5 milyon liralık yatırımın önü açıldı.
İvrindi ilçesine bağlı Çarkacı beldesinde 250
büyükbaşlık bir hayvan çiftliği kurmak isteyen Karakaya, inşaat ruhsatını mevzuattan kaynaklanan sebeplerle alamadı. Bunun üzerine harekete geçen GMKA, problemi İGM ve İl Özel
İdaresi'nin gündemine taşıyarak çözüme kavuşturulmasını sağladı. Tesislerin yola cephe mesafesini düzenleyen Karayolları mevzuatını, mevcut yönetmelik boşluğundan dolayı köy yolları için de uygulayan İl
Özel İdaresi, GMKA'nın girişimleri sonucu
yeni bir yönetmelikle bu meseleyi halletti. Böylece Balıkesir'de hayvan çiftliği kurmak isteyen diğer yatırımcıların da aynı durumdan kaynaklanan sıkıntıları çözülmüş oldu.
Şakir Karakaya, başta GMKA Genel Sekreteri Mustafa Gündoğan olmak üzere Balıkesir Yatırım Destek Ofisi'ne, ajans uzmanlarına, İGM ve İl Özel İdaresi yetkililerine teşekkür etti. Yol cephesi konusunda 1,5 yıl ne yapacaklarını bilemeden boşuna beklediklerini vurgulayan Karakaya, "Sorun çözümsüz kalınca bekledik. Sonra GMKA'yı duyup başvurduk. Sadece bizim değil, bu başvurunun sonucunu bekleyen hayvan ve tavuk çiftliği kuracak yaklaşık 16 yatırımcının da önü açıldı." dedi. Genel Sekreter Gündoğan da, "Sorunun aşılmasında GMKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Balıkesir Valisi Sayın Yılmaz Arslan, Yönetim Kurulu Üyesi ve İGM Başkanı Ramazan Bahçavan'ın özel gayretleri oldu. Biz konuyla ilgili girişimlerde bulunduktan sonra, kendileri inisiyatif alarak İGM gündemine taşıdı ve sorun, hazırlanan yönetmelikle çözüme kavuştu. Burada önemli olan, kurumların işbirliği yaparak bölgeye gelecek yatırımcıların önünü açması." şeklinde konuştu. sondakika
Çanakkale Şehitler Abidesi’nde Bakım Çalışmaları Tamamlandı

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı’nda 253 bin şehidin anısına 1954 yılında yapımına başlanan ve 1960 yılında ziyarete açılan Çanakkale Şehitler Abidesi’nde yaklaşık 8 ay süren bakım çalışmaları tamamlandı.
4 yıl önce yıkılma tehlikesi sebebiyle ayaklarında güçlendirme çalışması yapılan Şehitler Abidesi’nde 8 ay önce geniş kapsamlı bakım çalışmalarına başlandığını belirten yetkililer, “Çanakkale Boğazı girişinde Hisarlık tepesi üzerinde kurulan 41 metre yüksekliğindeki Şehitler Abidesi’nde bakım ve onarım çalışmaları 2011 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla tamamlandı. Yapılan çalışmalarda Şehitler Abidesi’nin tavanındaki cam mozaiklerin sökümü, korozyon ve yapısal hasara uğramış malzeme tespiti, abidenin alt beton onarımları, düşük vizkoziteli yüksek aderanslı primer uygulaması, katodik koruma ile korozyona uğramış yüzeylerin onarımları, epoksi ile çinilerin yapıştırılması, abide üst alanının mevcut kaplamalardan arındırılması, abide üst alanının tamir harcı ile onarılması ve su izolasyonu yapılması ile abide üst alanına yeni kaplama gerçekleştirildi. 1 milyon 300 bin 498 TL’ye mal olan çalışmaların ardından geçici kabul işlemi yapıldı. Şimdi de çalışmalar sırasında kurulu bulunan iskelelerin sökümüne başlanacak” dedi. .canakkaleicinde
Çanakkale'de okul zilleri kaldırıldı

Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü, yeni bir uygulama başlatarak 12 okulda zilleri kaldırdı.
Pilot uygulamada öğrenciler, saate bakarak derslere girip çıkıyor giriyor. Olumlu sonuç alınırsa şehirdeki bütün okullara yaygınlaştırılacak.
Öğrencilerin kendi zamanını kendilerinin yönetmesi amacıyla il genelinde 12 ilköğretim ve 12 lisede zil çalınması uygulaması kaldırıldı. Pazartesi günü başlayan uygulama, 20 Ocak 2012'ye kadar devam edecek.
Konu hakkında açıklama yapan İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, okulların çevresinde oturanların da zillerden rahatsız olduğunu belirterek, “Zaten yönetmenlikte zil diye bir şey yok. Alışkanlık haline gelmiş. Geleneksel olduğu için de yıkmak zor. Olumsuz sonuçları olduğunu düşündüm. Birey, zamanı kendisi yönetmiyor. Mutlaka birilerinin hatırlatması gerekiyor. Bu alışkanlık okulda zille başlıyor, büyüdükçe birileri tarafından uyarılma ihtiyacı gelişiyor. Normalde zamanını, bireyin kendisinin yönetmesi gerekiyor. Bu yüzden hep toplantılara geç gideriz, görevlere bile geç gideriz. Büyüdükçe zaman yönetimi başka boyutlara taşınıyor. Erken yaşlarda bireye, zamanını kendisinin yönetmesini öğretmemiz gerekiyor. Avrupa ülkelerinde de bu uygulama var.” dedi. Şimdiye kadar öğretmen ve öğrencilerden olumlu tepkiler aldıklarını aktaran Bardakçı, saati olmayan öğrencilerin de koluna saat taktığını, okullarda belli yerlere saat asıldığını ifade etti. haber7
''6,5 yıllık sürede 62 milyon zeytin ağacı diktik, hedefimiz 170 milyon zeytin ağacı''

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, göreve başladığında Türkiye'de 99 milyon zeytin ağacı bulunduğunu belirterek, 6,5 yıllık sürede 62 milyon zeytin ağacı diktiklerini, hedeflerinin 170 milyon zeytin ağacı olduğunu bildirdi.
Üreticinin zeytin ve zeytinyağı ile ilgili taleplerinin de ele alındığı görüşmede Bakan Eker, AB ülkelerinde zeytin ağacı dikimine kota uygulandığını, bu nedenle bakan olarak göreve geldiği günden itibaren zeytin ağacı sayısının artırılması için çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
Bu konuda İspanya'yı örnek aldıklarını söyleyen Bakan Eker, göreve başladığında Türkiye'de 99 milyon zeytin ağacı bulunduğunu, 6,5 yıllık sürede 62 milyon zeytin ağacı dikerek bu rakamın 161 milyona çıkarıldığını dile getirdi. Hedeflerinin 170 milyon zeytin ağacı olduğunu belirten Bakan Eker, özellikle sertifikalı yağlık zeytini özendirdiklerini bildirdi.
Görüşmede Et Balık Kurumunun et ve sütte müdahale kurumu haline getirilmesi ve buna paralel süt tüketimini artırmak için okul sütü projesi çalışmalarının sürdüğünü anlatan Bakan Eker, hayvancılık sektöründe eti etçi ırktan, sütü sütçü ırktan sağlamanın verimliliği artıracağını ve bu çalışmalara ağırlık verdiklerini ifade etti. tarimsalhaber
Mandaların sıcak su keyfi

Bitlis'in Güroymak ilçesine bağlı Budaklı köyündeki kaplıca suyuna giren mandalar ilginç görüntü oluşturdu.
Köyde manda yetiştiricileri, Bitlis'te sadece Mutki ve Güroymak ilçelerinde yüzyıllardan beri manda yetiştiriciliği yapıldığını ve mandanın yörenin geçim kaynağı olduğunu söyledi. Mandalarını sabahın erken saatlerinde sıcak su göletlerinin bulunduğu alana getirdiklerini anlatan yetiştiriciler, yaklaşık 3-4 saat kadar suda kaldığını dile getirdi. zaman
İhracatın Şampiyonu Yine Domates Oldu

139 ülkeye ihracat yapan Antalya’da, bu yılın ihracat şampiyonu yine domates oldu. Antalya’dan ihraç edilen 212bin tonu aşkın domates karşılığında 175 milyon dolar gelir elde edildi. İhracatta ilk sırayı alan ülkeyse, yine Rusya oldu.
Antalya 2011 yılında 139 ülkeye ihracat gerçekleştirdi. Bu ülkeler arasında, Yemen, Togo, Nijer, Benin, Kenya gibi ülkeler de bulunuyor. Rusya Federasyonu, Almanya, Bulgaristan, İtalya ve Ukrayna başı çekiyor.
Rusya’ya yapılan ihracat bu yıl miktar bazında yüzde 15 artış gösterirken, değer bazındaysa yüzde 23’lük artış yaşandı. Rusya’ya yapılan ihracat toplamda 171 milyon 779 bin 750 dolar oldu. Almanya’ya yapılan ihracatsa geçen yıla oranla yüzde 10’luk bir düşüş gösterdi. Bulgaristan ve İtalya ihracatları da miktar bazında bu yılı gerilemeyle kapattı.
Antalya’nın ihracat yaptığı ülkeler arasında 9’uncu sırada yer alan Fransa ise değer azında yüzde 50’lk artış gösterirken, Antalya Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Satıcı, son yaşanan gelişmelerin Fransa ihracatını nasıl etkilememesi gerektiğini söyledi.
Bu yıl Antalya’dan ihraç edilen ürünler sıralamasındaysa domates ilk sıradaki yerini korudu. Domatesi sırasıyla biber, üzüm, kiraz, nar ve hıyar izledi. tarimsalhaber
1 TL'ye 160 kilometre yol gidiyor!

Türkiye'ye getirilen 4 farklı elektirikli araç sudan ucuza çalışıyor. Herhangi bir elektrik prizinde 4 saatte şarj edilebilen araçlar sadece 1 TL'ye 160 kilometre yol katedebiliyor.
Bursa'da kurulu Katren Otomotiv, Çinli ''Omnia'', ''Jmstar'' ve ''Fulu'' markalarıyla yaptığı distribütörlük anlaşması çerçevesinde, 4 farklı elektrikli aracı, Türkiye'ye getirdi.
Herhangi bir elektrik prizinde 4 saatte şarj edilebilen şehiriçi kullanımına yönelik mikro araçlar, sadece 1 TL'ye azami 85 kilometre hızla 160 kilometre yol katedebiliyor.
Katren Otomotiv Genel Müdürü Yiğit Seskır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çin'de, Avrupa'ya ihracat izni almış tüm elektrikli araç üreticileriyle distribütörlük anlaşması yaptıklarını belirtti.
Seskır, şu anda ''Omnia''nın 2 kapılı binek, ''Jmstar''ın üstü açık (cabrio) ve ''Fulu''nun 3 tekerlekli ticari ve binek modellerini Türkiye'ye getirdiklerini kaydederek, ''Yogoma''nın 4 kapılı 5 kişilik modelinin ise yakın bir zamanda geleceğini bildirdi.
Binek otomobil ve ticari araçta, toplam 8 markanın 12 modelini Türk tüketicisiyle buluşturmayı hedeflediklerini anlatan Seskır, ürün gamlarının son derece geniş olduğunu, ancak sadece bununla yetinmeyeceklerini, ATV, UTV, bugy, bisiklet ve motosikletlerin de katılımıyla toplamda 40 elektrikli modeli Türkiye pazarına getireceklerini bildirdi.

-30 TL'ye ayda 4 bin 800 kilometre-
Seskır, araçların 4 saatte şarj edilebildiğini belirterek, getirdikleri araçların en büyük avantajının yakıt tüketimi olduğuna dikkati çekti. Seskır, şunları kaydetti:
''Bizim arabalarımızın en büyük avantajı tüketimi. 1 liraya yaklaşık 160 kilometre gidiyor. Bu da ne demek ayda 4 bin 800 kilometreyi yaklaşık 30 TL'ye gidiyor. Bu da tamamen neredeyse yakıt tüketimini gider kalemi olmaktan çıkartıyor'' dedi.
Normal, bildiğimiz 220 voltta şarj oluyor. Yani herhangi müsait olmayan bir yerde dahi insanlar, balkondan bir uzatma kablosu ile arabalarını şarj edebilirler. İsterlerse 10-20 metrelik kabloları balkonlarından atsınlar ya da iş yerlerinin önünde şarj etsinler. 220 volt olduğu için bizim araçlarımızın şarj üniteleri hiçbir sıkıntımız yok. Aylık akü kirası diye bir kiramız da yok.''
''Otomotivin mor ineği''nin elektrikli araçlar olduğuna da değinen Seskır, şöyle devam etti:
''Herkes elektrikli araçları bekliyor, herkes çok heyecanlı. Özellikle şirketler bir aracın aylık mazot ya da benzin giderinin bin lira olduğunu düşündüğünüzde, en azından 10-15 araba kapasiteleri olan şirketlerin ayda 10-15 bin lira giderleri olduğunu düşünürsek, daha piyasaya çıkmadan herkes bizi aramaya başladı, 'Ne zaman alabiliriz bu araçları?' diye. Maksimum hızları 85 kilometre, yani bunlar şehir içi araçları dediğimiz, küçük micro araçlar. Maksimum kilometreleri de 160 kilometre. Yani 85 kilometre hızla, maksimum 160 kilometre yol gidebiliyor. Şu gördüğümüz modellerin hepsi Avrupa'da satışta. Avrupa'da özellikle elektrikli araca çok büyük bir talep var.''
Seskır, ''microcar'' olarak adlandırılan ''Fulu''nun 3 tekerlekli ticari araçlarının çok tutulacağını umduklarını vurgulayarak, şöyle dedi:
''Modelimiz yaklaşık 500 kilo yük taşıyor. Yani 500 kilo yükü 1 TL'ye 160 kilometre boyunca taşıyor. Özellikle sucular ve tüpçüler için getirdik bu aracı. En büyük maliyetin onlarda benzin ya da mazot olduğunu düşünürsek, bütün ay boyunca taşıyacakları yükleri neredeyse 30 liraya taşıyabilecekler. 3 tekerlekli olmasının bir avantajı da tek şeritli bir yerde bile komple dönüş yapabiliyor.''
Elektrikli araçların satışına başladıklarını bildiren Seskır, fiyatların birkaç gün içinde netleşeceğini, ancak ticari modellerin 20 bin civarında, binek modellerin ise 15-30 bin aralığında satılacağını kaydetti. haber7
Korkuteli'ne 6 Bin 500 Çiftçinin Yararlanacağı Modern Sulama Sistemi

Türkiye'nin ilk basınçlı kapalı modern sulama sistemi, Antalya'nın Korkuteli İlçesi'nde uygulanacak.
Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'nün 2011 yatırım programına aldığı 56 bin dekar alanda 6 bin 500 çiftçinin yararlanacağı 74 milyon TL'lik dev yatırım, iki yıl içinde faaliyete geçecek.
Kalkınma Bakanlığı Yüksek Planlama Kurulu'nca projesi onaylanan 'Antalya- Korkuteli Sulaması Rehabilitasyonu Projesi'nin, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı tarafından 2011 yılı yatırım programına alınması kararlaştırıldı. Türkiye'nin en önemli meyve üretim merkezlerinden Korkuteli İlçesi'nde 56 bin dekar arazi ve Korkuteli Sulama Birliği üyesi 6 bin 500 çiftçinin yararlandırılacağı proje, Türkiye'nin ilk basınçlı kapalı modern sulama sistemi olacak.
Bu proje ile tıpkı evlerde olduğu gibi ilçedeki meyve sebze bahçelerinde kapalı sistem su kullanılabileceğini anlatan Badak, Korkuteli'nden dünyanın birçok ülkesine ihraç edilen armut, erik, elma, vişne, kiraz ve sebze çeşitleri üretimindeki kalitenin de artacağını dile getirdi. Sadık Badak, Türkiye'de DSİ'nin bu şekilde planlanan toplam 35 projesi olduğunu ve toplam maliyetin ise 13 milyar lira olarak planladığını kaydetti. tarimsalhaber
Çiftçilerin yeni gözdesi Goji Berry

Doğu Asya'da yaygın olan goji berry meyvesinin, çiftçiler için alternatif ürün olabileceği bildirildi.
Denizli'de ziraat mühendisi Ethem Tümbek, Irlıganlı beldesindeki serasında 70 bin adet goji berry fidanı yetiştirdi. Tümbek, çalı bitkisi olarak tanımlanan ve dikildikten 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan goji berry'den bir dekar alanda 1 ton ürün alınabildiğini, ürünün yaşının 10 lira, kurusunun ise 50 liradan satıldığını anlattı.
Rakımı 800 metrenin üzerinde olan alanlardaki tüm toprak çeşitlerinde yetiştirilebilen goji berry'nin ilk iki yıl su ihtiyacı olduğunu belirten Tümbek, daha sonra fidanın 50 metre kadar derine inebilen kökleri sayesinde suya gereksinimi kalmadığını dile getirdi.
Tümbek, fidanın toprağa dikildikten 3 yıl sonra kiraz ve vişne gibi meyve vermeye başladığını, bir dekardan bir ton ürün hasadı yapılabildiğini belirterek, ''Ürettiğim 70 bin fidanı tanesi 1 liradan üreticilere vereceğim. Bu fidanlar gerçekten standartlara uygun olarak dikilir ve büyütülürse, 3 yıl sonra ilk meyve alınır. Adıyaman'da bir firma bu meyveyi üretmek için girişim başlattı. Organik olarak üretilen tüm meyveleri de alacağını duyurdu. Çiftçilerimiz bu bitkiden çok iyi gelir elde edebilir'' dedi. tarimsalhaber
Kılıçarslan Camii'nin temeli 3 Şubat’ta atılacak

Cami Ege Bölgesi'nin en büyük camisi olacak.
Edremit Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, 33 aylık hizmet döneminde belediyenin yaptığı hizmetleri anlatan bir basın toplantısı yaptı ve çalışmaların kamuoyuna anlatılmasına katkı sağlayan basın mensuplarına teşekkür plaketi verdi. Edremit Belediyesi bünyesinde bulunan Akçay’daki Edremit Otel’de gerçekleşen basın toplantısında konuşan Belediye Başkanı Tuncay Kılıç, Çam Tepe mevkiine dört minareli, kurşun kubbeli Kılıçarslan Camii'nin inşaa edileceğini söyledi. Caminin temelinin 3 Şubat 2012 Cuma günü temelinin atılacağını bildirdi.
Edremit Belediye Başkanı Kılıç, "Çam Tepe’de ilçenin her yeri ile Körfez'in birçok bölgesinden görülebilecek büyüklükte, olup Ege bölgesinin en büyük camisi olacak olan 3 bin 500 kişilik dört minareli 12 şerefeli İbrahimce Mahallesi’ne yapılacak olan ve halkımızın ibadetlerini yapabilecekleri Kılıçarslan Camii, Osmanlı mimarisine uygun dört minareli ve kurşun kubbeli bir cami inşaatının temeli Mevlit Kandili olan 3 Şubat 20012 Cuma günü inşallah atacağız." diye konuştu.
Kılıç, caminin mimarisini ise Adana Sabancı Camii'nin proje mimarı Necip Dinç’in üstleneceğini söylendiği Kılıçarslan Camii'nin 2013 yılında ibadet açılacağını söyledi. moralhaber
Tarımda 2011'in bilançosu

Tarım sektörü açısından 2011'de çok önemli gelişmeler yaşandı. Dünya nüfusu 7 milyara ulaştı. Gezegendeki 7 milyar insanın 1 milyarının açlıkla karşı karşıya olduğu dikkate alındığında tarım ve gıdanın önemi her geçen gün daha da artıyor. Dünyaya yön verenlerin ortak görüşü geleceğin en stratejik sektörünün tarım ve gıda olacağı yönünde.
Yeni bir yıla giriyoruz. Gelenek oldu. Geçmiş yılın değerlendirmesini yapacağız. 2011'de tarıma damgasını vuran gelişmeler özetle şöyle:
1-Bu yılın en önemli gelişmesi genel seçimdi. Seçim yılları geçmişten bu yana tarımda çok önemsenir. Siyasilerin tarıma bakışı seçim yıllarında farklılaşır. Üreticiler hatırlanır. Destekler daha erken ödenir. Geçmişten kalan çiftçi alacakları ödenir. Vaatler havada uçuşur. Bu seçimde de öyle oldu.12 Haziran 2011'de yapılan genel seçimde iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) büyük bir başarı ile çıktı. Bu başarıda tarıma yönelik seçim yatırımları da etkili oldu. Seçim öncesinde ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) kapsamlı bir tarım raporu hazırladı. Fakat raporu anlatmakta zorlandı. Hükümetin uygulamalarından şikayetçi olan tarımcılar ezici bir çoğunlukla yine AKP'ye oy verdi. Seçimden sonra kurulan hükümette Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker koltuğunu korudu.
2-Bakanlığın adı değişti. 12 Haziran seçimine 4 gün kala 8 Haziran 2011'de Resmi Gazete'de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adı 37 yıl önce olduğu gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı oldu. Bakanlık yeniden yapılandırılıyor. Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü(TÜGEM), Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Koordinasyon Daire Başkanlığı ve daha bir çok birim kapatıldı. Yerine Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü gibi yeni birimler kuruldu. Bakanlık taşra teşkilatı da yeniden yapılandırıldı. Tarım İl Müdürlükleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü oldu.
3- İlk kez bakan yardımcısı atandı. Önceki dönem AKP Diyarbakır Milletvekili olan Kudbettin Arzu Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı oldu.
4- Geçen yıl başlayan canlı hayvan, karkas et ve kurbanlık hayvan ithalatı 2011'de artarak devam etti. Et ve Balık Kurumu ihaleler yaparak ithalatı sürdürdü. 28 Aralık 2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Et ve Balık Kurumu'na verilen ithalat yetkisi 31 Aralık 2012'ye kadar uzatıldı.
5-Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, büyük hayvancılık işletmelerini "spekülatör" olmakla ve et fiyatını yükseltmekle suçladı. Koç Holding, Banvit gibi dev işletmeler yerli besi danası almaktan vazgeçti. En küçük işletmeden en büyük işletmeye kadar hemen herkes ithalatçı oldu. Türkiye'nin karkas et ve canlı hayvan ithalatı 1.5 milyar doları aştı. İthalat devam ederken yerli besici hayvanını kesmekte zorlandı. Çok sayıda işletme hayvanlarını zararına satarak sektörden çekilmek zorunda kaldı. Hükümet et ve canlı havan ithalatındaki vergi oranlarını defalarca değiştirdi.
6-Yıllar sonra Almanya ve Fransa gibi Avrupa'nın en önemli hayvancılık ülkeleri ithalata açıldı. Avrupa'nın ithalata açılması ile deli dana (BSE) hastalığı riski gündeme geldi. Macaristan ile ithalatta sorunlar yaşandı.
7- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı ile toptan et satışlarında katma değer vergisi(KDV) yüzde 8'den yüzde 1'e indirildi. Fakat, bu indirim tüketici fiyatlarına yansımadı. Binlerce ton et, binlerce baş canlı hayvan ithalatına ve toptan etteki katma değer vergisinin düşürülmesine rağmen kırmızı et fiyatı düşürülemedi. İthal edilen etin büyük bölümü yerli et diye satışa sunuldu.
8-Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, tarım sektörü 2011'in ilk 9 aylık döneminde yüzde 5.1 oranında büyüme kaydetti. Aynı dönemde ekonomideki büyüme yüzde 9.2 oldu. Yılın son çeyreğine ilişkin veriler yılbaşından sonra açıklanacak. Tarım sektörünün 2011'i büyüme ile kapatması bekleniyor.
9-Tarıma 2011'de 6.9 milyar lira destek verildi. Bu destekte en büyük payı hayvancılık sektörü aldı. Hayvancılığa verilen desteğin 1.4 milyar lira seviyesinde olması bekleniyor.
10- Avrupa Birliği, Türkiye'ye ilişkin 2011 İlerleme Raporu'nda tarımdaki gelişmeleri değerlendirirken bazı ilerlemelerin kaydedilmesine rağmen yeterli olmadığı özellikle canlı hayvan ve et ithalatından kapıların sonuna kadar açılması istendi.
11-Hayvansal ürünlerde piyasa düzenine geçilmesi için yasa taslağı hazırlandı. Ancak, çalışmalar 2012'ye kaldı.
12-Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzası ile 6 Eylül 2011 tarihli Resmi Gazete'de 2011/13 Sayılı "Yerli Ürün Kullanılması" genelgesi yayınlandı. Ancak, canlı hayvan ve et olmak üzere tarımda ithalat aynen devam etti. Türkiye'nin yılsonu itibariyle tarımsal ürün ihracatının 12 milyar dolara, ithalatının ise 13 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
13-Güney Afrika Boynuzu'nu kasıp kavuran kuraklığa bağlı olarak on binlerce insan açlıktan öldü. Özellikle Somali'de yaşananlar, dünyada tarımsal üretimin, gıdaya ulaşmanın önemini gösterdi. Kendi kendine yeterliliğin palavra olmadığı bir kez daha kanıtlandı.
14-Ziraat Bankası'nın 2010'da başlattığı sıfır faizli kredi uygulaması 1 Ağustos 2011 itibariyle sona erdi. Ziraat Bankası'nda başarılı bir dönem geçiren Can Akın Çağlar'ın yerine Hüseyin Aydın getirildi. Hüseyin Aydın göreve geldikten sonra 11 genel müdür yardımcısını değiştirdi. Tarımsal kredi hacmi 24 milyar liraya ulaştı.
15-Biyogüvenlik Kurulu kararı ile genetiği değiştirilmiş organizmalı (GDO) 3 çeşit soya ve 13 çeşit mısırın ithalatına resmen izin verildi. Böylece ilk kez yasal olarak GDO'lu ürünler Türkiye'ye girdi.
Tarımla ilgili elbette daha bir çok gelişme yaşandı. Yukarıda özetlediğimiz ve yer veremediğimiz bir çok haberi ilk kez siz DÜNYA okurlarına sunmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşadık. tarimsalhaber
Türkiye'nin İlk Tarım Üniversitesi Malatya'da Kuruluyor
TBMM Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mücahit Fındıklı, Türkiye'nin ilk tarım üniversitesinin Battalgazi ilçesindeki Taçan Kampusu'na kurulması için çalışmaların olumlu gittiğini söyledi.
Fındıklı, "Bizim Battalgazi'de Meslek Yüksekokullarımız var. Bir rektör yardımcımız, buranın üniversite olması için rektör tarafından görevlendirildi. Şimdi orada Taçan Kampusu adı altında Meslek Yüksekokullarımız var. Yanında Ziraat Okulu var. Ziraat Okulu'ndan 230 dönümlük bir alanı da üniversiteye kattık. Biz sayın rektörümüz ile birlikte Ankara'da Tarım Bakanımız ile uzun bir toplantı gerçekleştirdik. Niyetimiz, Malatya'nın ikinci üniversitesini Battalgazi'de oluşturmak ve bunu gerçekleştirmek.
Türkiye'nin tarım alanında, tekno tarım alanında bir butik üniversitesi olması ve Türkiye'nin tarımına, Türkiye'de yıldız olabilecek bir Tarım Araştırmalar Üniversitesi'ni Battalgazi'de oluşturmak istiyoruz. Bunun için Tarım Bakanımız ile uzun görüştük. bu konuda Tarım Bakanımızdan destek aldık. Yine burada atış alanı olarak bilinen 7. Ana Jet Üssü'ne ait bir 3 bin dönümlük bir atış alanı var. Üniversiteye tahsis edilen arazinin yanında. Bu arazinin de alınması ile alakalı olarak Milli Savunma Bakanımız
ile görüştük. O'nun uygun görüşlerini aldık. Önümüzdeki günlerde sayın rektörümüz ile birlikte sayın Genelkurmay Başkanımızı ziyaret edeceğiz. O'nun da görüşlerini alıp, bu 3 bin dönümlük alanı da üniversite sahasına katıp, Türkiye'nin en önemli üniversitelerinden birini Tarım Teknokent Üniversitesi haline getireceğiz" ifadelerini kaydetti. .haberciniz.biz
Prostat kanserini bitiren kahve rengi domatesi eksi 20 derecede üretiyor

Seralarda yetiştirilen çeşitlerin en ilgincinin ise kahve renkli domates olduğu belirtiliyor.
Seralarda yetiştirilen çeşitlerin en ilgincinin ise kahve renkli domates olduğu belirtiliyor. Kahve renkli domatesin prostat kanserini bitiren domates olma özelliği taşıdığı öne sürülüyor. Yaklaşık 100 dönüm arazi üzerindeki ürün jeotermal su ile ısıtılıyor.
Yiğit Akü Grubu'nun inşa ettiği seralarda yılın 365 günü ürün alınabiliyor. Domates, patlıcan, biber gibi sebzeler yetiştirilerek, hem yurtiçine hem de yurtdışına ihraç ediliyor. Yaklaşık 100 kişinin istihdam edildiği bu seralarla Kırşehir’in bir sebze üretim şehri olması hedefleniyor.
Akdeniz bölgesinde üreticiler bu tür seraları sobayla ısıtırken, Kırşehir’de kurulan bu seralar ise hava sıcaklığının eksi 20 dereceyi bulduğu bölgede yerin bin metre altında çıkan termal su ile ısıtılıyor. Yiğit Akü Grubu sahibi Hamit Yiğit yapılan bu seralar da tamamen jeotermal su ile ısındığını söyledi. Yiğit, "Kırşehirli olduğumuz için buraya bir yatırım yapmak istedik.
Bunun için son dönemlerde yoğun olan topraksız, sadece jeotermal su ile yapılabilecek tarım seraları kurduk. Şuanda 100 dönüm üzerinde yapılıyor. Bu seralar ilerleyen günlerde yaklaşık 500 dönüm üzerine yapılacak. Yapılan bu seralarda ilk olarak biber, patlıcan ve domates yetiştiriyoruz. Seralarımızda hiçbir zaman toprak yok. Yani topraksız üretim sağlıyoruz." diye konuştu.
Jeotermal seralarda yetiştirilen ürünlerin Türkiye ve dünyaya ihraç edilebileceğini belirten Yiğit şunları söyledi: "Kurduğumuz bu seralar sayesinde yılın her dönemi üretim yapabiliyoruz. Dışarıda şuanda eksi 20 derece soğuk var. Ama yerin altından çıkan termal su ile seralarımızda üretime devam ediyoruz.
"PROSTAT KANSERİNİ YOK EDEN DOMATES YETİŞTİRİYORUZ"
Hamit Yiğit son olarak seralarda prostat kanserini bitiren kahve renkli domates yetiştirdiklerini anlattı. Yiğit, "Seramıza gelen ziyaretçilerimize tanıtım seramızda ürünlerimiz gösteriyoruz. Şuanda yaptığımız üretimler aksatmadan gidiyor.
Seramızda ayrıca normal domatesin yanında prostat kanserine meydan okuyan kahve renkli domatesi de yetiştirmeye başladık. Bu domatesi ülke içi ve ülke dışına ihraç etmeyi planlıyoruz. Bu domatesin bakımı çok zor ama biz bunu başarıyoruz." ifadelerini kullandı. tarimsalhaber
Çayın en değerli bölümü

ÇAYKUR Genel Müdürü İmdat Sütlüoğlu, bazı tüketicilerin ince çay partiküllerini toz olarak nitelendirdiklerini, halbuki onların çayın en değerli bölümü olan yaş çayın tepe tomurcuğundan üretilen çaylar olduğunu söyledi.
Sütlüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu Karadeniz'de Rize başta olmak üzere Trabzon, Artvin, Giresun ile Ordu'da 767 bin dekar alanda yaklaşık 204 bin üretici tarafından çay tarımı yapıldığını, son yıllarda üretilen yılda 1 milyon 200 bin ton civarındaki yaş çaydan 220 bin ton arasında civarında kuru çay elde edildiğini belirtti.
Bahçede yeşil olarak hasat edilen çayın zahmetli bir süreçle toplanıp fabrikada işlendiğini ve birkaç saatlik işlemin ardından siyah renge dönüştüğünü anlatan Sütlüoğlu, ''Yaş çayın kaliteli olması için üreticilerce bahçeden dikkatlice toplanması gerekiyor. Yaş çay yabancı unsurları temizlendikten sonra toplandığı gün satılır. Fabrikalarda belirli işlemlerden geçirildikten sonra paketlenir ve tüketiciye ulaşır'' dedi.
Üretilen çayın değerlerini ve içeriğini belirlemek, pestisit kalıntısı olup olmadığını tespit etmek için laboratuvarlarında testlerden geçirdiklerini vurgulayan Sütlüoğlu, ''Ülkemizde üretilen çay, iklimimizden dolayı dünyada en doğal çaydır. Dünyada çaylıkların üzerine kar yağan tek ülke Türkiye'dir. Ancak bu önemli unsurları yeterince anlatamadık. Bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz'' diye konuştu.
-''En kaliteli çay, tomurcuktan üretilen toz halindeki çaydır''-
Bazı tüketicilerin kuru çayı kullanmadan önce elediğini, ince olan bölümleri ayırdığı ve attığına işaret eden Sütlüoğlu, şunları söyledi:
''Bazı kişiler ince çay partiküllerini toz olarak nitelendiriyor. Halbuki onlar, çayın en değerli bölümü olan yaş çayın tepe tomurcuğundan üretilen çaydır. Toz veya başka bir şey değildir. Çayın en fazla dem veren, en iyi aroma veren bölümü en üst bölümü olan tomurcuk dediğimiz bölümüdür. Bu bölüm, imalatta ince partiküle dönüşüyor. Tomurcuktan geriye doğru yaprak büyür, ama dem verme kabiliyeti uç bölüme göre azalır.''
Bazı kişilerin yabancı çayların demlendiğinde yaprak gibi açıldığını, Türk çayının ise toz gibi olduğundan şikayet ettiğini dile getiren Sütlüoğlu, ''Açılan o çay, bizim toz olarak nitelendirdikleri çay gibi kaliteli değildir. Daha düşük standartlardaki bir çaydır. Bunu herkesin bilmesinde fayda var. Bu nedenle çayı kullanmadan önce eleme veya yıkama yapıp, en değerli bölümünü atmasınlar. Paketlerimizde çayın dışında hiçbir şey yoktur. Ne varsa hepsi çaydır, çayın bir bölümüdür. İnce olanlar da, çayın en fazla dem veren, en değerli bölümüdür'' diye konuştu. samanyoluhaber
"Kalkınma ajansının desteklerinden yararlanın"

Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) Genel Sekreteri Veysel Parlak, yaklaşık üç yıldan bu yana hizmet veren kuruluşun, kredi ve desteklerden yararlanma koşullarının daha da iyileştirildi, herkesin bu desteklerden yararlanması için çaba harcaması gerekiyor” dedi.
Toplam hibenin en büyük payı olan 17 milyon TL’nin işletmelerin kullanımına tahsis edildiğini ifade eden Parlak konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “Bu yıl desteklenen hedef sektörler; tarım ve gıda imalatı, ayakkabı imalatı, makine ve metal eşya imalatı ve Ülkemizde üretimi olmayan imalat sanayi ürünlerinin üretimi olarak belirlendi. İşletmelere sağlanan destek miktarı önceki programlarda işletme başına yüzde 40 ve 400 bin TL iken yeni programda oran ve miktar yüzde 50 ve 500 bin TL'ye yükseltildi. Projelerini kendi imkanlarıyla yapabilecek olan işletmelerin kapsam dışına alınması taleplerini karşılamak amacıyla destekten yararlanabilecek işletmeler için bilanço büyüklüğünün 25 milyon TL'den küçük olma kuralı 15 milyon TL'den küçük olma olarak revize edildi. Böylece desteklerin büyük işletmeler yerine desteğe daha çok ihtiyaç duyan küçük ve orta büyüklükte işletmelere yaygınlaştırılması sağlanması hedeflenmiştir.
Sosyal kalkınma kapsamında sunulan ve kar amacı gütmeyen kurum ve kuruluşların kullanımına da 10 milyon TL hibe tahsis edildi ve sunulan projelere sağlanan destek oranı ise yüzde 85'ten yüzde 90'a çıkartıldı. Sonuç olarak Çukurova Kalkınma Ajansı olarak Adana ve Mersin’deki işletmelerimizin rekabet gücünün artırılmasına yönelik her türlü kolaylığı sunmak için olağanüstü çaba gösteriyoruz. Bu hibe programlarından yararlanılmasının tek koşulu, yapılacak işin çok iyi şekilde projelendirilmesidir. Ajansımıza gelen projeler, destek miktarına göre üstten alta doğru sıralanarak desteklenmektedir. Dileyen herkes bizlere ulaşarak, proje hazırlama eğitimlerimize katılabilir. tarimsalhaber
Türkiye'nin ilk rüzgar türbinli gökdelen inşaatı 2012'de başlayacak

Yurt dışında imal edilen rüzgar türbinlerinin en önemli tedarikçisi olan Mars Enerji Firması, Türkiye'nin ilk rüzgar türbinli gökdelenini yapacak.
Bir dizi etkinliklere katılmak için Samsun'a gelen Mars Enerji CEO'su Yalçın Kıroğlu, sektörün lider markalarının rüzgar türbini tedarikçiliğini yaptıklarını, bu konuyu daha fazla yaygınlaştırmak için bir dizi proje üzerinde çalıştıklarını söyledi.
Müşterilere, komple anahtar teslim projeler üretmek ve ihtiyaçlarına en uygun türbin tipini belirlemek amacıyla Türkiye'de çözüm ortaklarıyla beraber çalıştıklarını belirten Kıroğlu, gelecek yıl Avrupa'nın sayılı projelerinden biri olan Yeşil Bina Sertifikalı Gökdelen inşaatını başlatacaklarını kaydetti.
Türkiye'nin ilk rüzgar türbinli gökdeleni olacak proje için gece gündüz demeden çalıştıklarını kaydeden Kıroğlu, "Dünyanın en önemli 3 mimarlık firmasıyla birlikte çalışılıyor bu projede. Çalışmalar İstanbul'da sürdürülüyor. Yapılacak olan bina 230 metre uzunluğu ile Türkiye'nin en yüksek binalarından bir tanesi olacak. Bu projenin en büyük özelliği tepesinde rüzgâr türbini olması. Proje için uygunluk onayı gerekli resmi makamlardan alındı. İnşaata 2012 yılında başlanacak. Bu, sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın da en önemli mimari projelerinden olacak. Binanın elektrik tüketimi o kadar yüksek ki rüzgâr türbininin üreteceği elektrik, binanın sadece yüzde 11'ini karşılayacak. Aynı zamanda bina için çevreye kötü etkisi en aza indirgenmiş, binada ekolojik mimari yaklaşım, enerji verimliliği, bina kullanıcılarının yaşam konforu gibi konularda çözümler ortaya konmuş binalara verilen 'Yeşil Bina Sertifikası' için başvurumuzu yaptık. Bu anlamda bina bu haliyle bile Avrupa'daki en önemli projelerden birisi olacak." dedi. zaman
Traktör üretimi rekora koşuyor

Türk Tarım Alet ve Makinaları İmalatçıları Birliği (TARMAKBİR) verilerine göre, traktör üretimi bu yılın Ocak-Kasım döneminde geçen yılın tamamına göre yüzde 49,6 arttı.
En son 1998 yılında 60 bin 500 rakamlara ulaşan traktör üretimi, bu yıl Kasım ayı itibarı ile 60 bin 250 adete ulaşarak rekora
yaklaştı. Kasım ayında yapılan 5 bin 477 adetlik üretim ise bir önceki yılın aynı ayında yapılan 4 bin 15 adetlik üretime göre yüzde 36,4'lük artışı ifade ediyor.
En son 1998 yılında 60 bin 500 traktör üretimine ulaşılan Türkiye'de, 2001 yılında ise sadece 15 bin 52 traktör üretilmişti. Bu yılın 11 ayında 60 bin 250 traktör üretilirken, 2010'da 40 bin 250 traktör, 2009'da 18 bin traktör, 2008'de 29 bin traktör, 2007'de ise 38 bin traktör üretildi.
İhracat rakamlarına baktığımızda ise 2010'da 9 bin 790 adet, 2009'da da 9 bin 232 traktör ihraç edildi. Traktör ihracatı 2010'da bir önceki seneye göre yüzde 6,04 oranında artmış oldu. Bunun karşılığında 2010'da 191 milyon 124 bin 608 dolar, 2009'da 177 milyon 182 bin 883 dolar döviz girdisi sağlandı. Bu yılın 6 aylık verilerine baktığımızda ise 3 bin 393 traktör ihraç edilirken, 71 milyon 396 bin 241 dolar döviz girdisi oldu.
Geçtiğimiz sene 8 bin 883 traktör, 2009'da ise 3 bin 797 adet traktör ithal edildi. Böylece traktör ithalatı yüzde 133,9 oranında arttı. Bunun karşılığında 2010'da 197 milyon 796 bin 996 dolar, 2009'da 90 milyon 362 bin 351 dolar döviz çıkışı oldu. Bu yılın 6 aylık verilerine baktığımızda ise 9 bin 641 adet traktör ithal edilirken, 153 milyon 240 bin 64 dolar döviz çıkışı oldu. haber7
İzmir tren seti ihalesini Rotem kazandı

İzmir'de, Aliağa-Menderes hattında kullanılacak yeni tren setleri için açılan ihaleyi Güney Kore firması Hyundai Rotem kazandı.
İZBAN'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, 10 Ekim 2011 tarihinde gerçekleşen 40 adet EMU banliyö tren seti ihalesi için 7 firma dosya alırken, Hyundai Rotem, CAF ve CSR Zhuzhou firmaları teklif verdi.
İhale komisyonunun yaptığı değerlendirme sonucunda en düşük teklifi 179 milyon 998 bin 812 dolar (Yaklaşık 340 milyon lira) olarak veren Hyundai Rotem firması, İZBAN'ın yeni trenlerini yapmaya hak kazandı.
Trenler, sözleşme imzalanmasını takiben 20. ayda 3, takip eden 7 ayda 17, sonraki 7 ayda ise 20 set olmak üzere İzmir'de olacak.
İZBAN Genel Müdürü Selçuk Sert, tren setlerinin üretimi için 45 milyon dolarlık yerli yan sanayi malzeme kullanılacağını, yaratılan katma değerin Türk sanayisine önemli katkı sağlayacağını belirtti.
Üçer vagondan oluşan her bir setin maliyetinin yaklaşık 4,5 milyon dolar olduğunu kaydeden Sert, şunları kaydetti: ''30 Ağustos 2010 tarihinde güvenli, hızlı, konforlu, temiz, sessiz, kolay ve ucuz bir ulaşım alternatifi sloganıyla, Cumhuriyet tarihimizin en büyük kent içi raylı toplu ulaşım sistemi olarak yola çıktık. Beklentileri her zaman büyük olan İzmir halkının ihtiyaçlarına en iyi şekilde yanıt verebilmek adına 33 olan tren seti sayımızı 43'e çıkararak ilk adımımızı attık. Yeni setlerin gelmesi, Torbalı hattının açılmasıyla birlikte günlük yolcu kapasitemizi ciddi oranda artırarak, günlük 550 bin yolcu hedefimize doğru önemli bir adım atmış olacağız.'' Yılbaşı için ek sefer Öte yandan İZBAN'ın, yılbaşı gecesi için İzmir halkına geç saatlere kadar ulaşım kolaylığı sağlamak adına ek seferler düzenleyeceği belirtildi.
Buna göre, 31 Aralık Cumartesi gecesi mevcut seferlere ek olarak Cumaovası İstasyonu'ndan 23.45, 00.10 ve 00.35'de, Aliağa İstasyonu'ndan ise 23.30, 23.55 ve 00.15'de üçer ek sefer yapılacak. Yolcular, Halkpınar İstasyonu'ndan İzmir Metrosu'na ücretsiz aktarma yapabilecek. Saat 00.15'de Aliağa'dan ve 00.35'de Cumaovası'ndan hareket edecek son trenler, Halkapınar'a saat 01.14'de varacak ve aynı saatlerdeki İzmir Metrosu'nun son seferi ile ücretsiz aktarma sağlanabilecek. LOJİPORT
Kızartma bile yapabilen şempanze

Siz hiç mangal kültürü geliştirmiş, ateş yakıp,
kızartma yapabilen bir maymun gördünüz mü? Hayır, 'Maymunlar Cehennemi' filminden
bir sahne değil,
gerçek.
Maymunların insanları taklit ettiğine ve alet edavat kullanabilme yeteneklerini geliştirebildiklerini biliyoruz. Peki, siz hiç canı kızartma çektiğinde ateş yakıp, tavada kızartma yapabilen bir şempanze gördünüz mü?
Normalde hayvanlar ateşten korkar, çekinir ve alevleri görünce kaçar... Ancak 31 yaşındaki Kanzi, odun topluyor, mangalı hazırlıyor, kibrit kullanıyor, ateşi yakıyor ve ızgara yapabiliyor... Üstelik kendince bir mangal kültürü geliştirmeyi başarmış Kanzi işi bittikten sonra ateşi suyla söndürmeyi de ihmal etmiyor!

Kanzi, bir cüce şempanze. Oldukça zeki ve hani nerdeyse Maymunlar Cehennemi filminin son halkasından çıkıp gelmiş gibi sıradışı düşünme yeteneğine sahip..
Dailmaily gazetesinden David Derbyshire imzalı haberde yer alan bilgilere, Kanzi'nin sahibi Dr. Sue Savage-Rumbaugh, dünyanın önde gelen maymun davranış ve dil inceleme uzmanlarından...
Dr. Sue Savage-Rumbaugh'ın 8 maymunundan biri olan Kanzi daha beş yaşında iken üstün yeteneklerini sergilemiş, kemiklerden kazıklar yapı çakmaya başlamış ve ağaç dallarından sopa yapmayı becermiş.
Ateş'in insan medeniyetinin gelişmesindeki önemine dikkat çeken Dr. Sue Savage-Rumbaugh,Kanzi gibi ateş yakabilen maymunların çoğalmasıyla neden bir maymun medeniyeti doğmasın diyor...
Kanzi adı Swahili dilinde hazine anlamına geliyor, Kanzi'nin mensubu olduğu cüce şempanze türü Bonobo türü en çok tehdit altında olan cinslerden. Afrika'nın Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde yaklaşık 10.000 ile 50.00O civarında hemcinsi olduğu sanılıyor. haber7
Metal parçalarını mıknatıs gibi çekiyor

Erzincan'da, 22 yaşındaki İbrahim Gümüştepe isimli genç, kendisine dokunan bütün metal parçaları mıknatıs gibi çekiyor.
Erzincan'da yaşayan İbrahim Gümüştepe'nin Annesi Gülderen Gümüştepe, oğlunun bu özelliğinin kendisinden geçtiğini ve 4 çocuğunda da bu özelliğin olduğunu ama en çok metalleri vücudu çeken oğlunun İbrahim olduğunu söyledi. Bu konuda gerekli sağlık kuruluşlarına başvurduklarını, çeşitli testlerin yapıldığını belirten anne Gümüştepe, "Çocukların hepsinde bu özellik var. İbrahim'de daha fazla olduğunu gördük. Özel bir hastanede araştırma yaptılar. Bunun bir bio enerji olduğunu ve doğu ülkelerinde tedavi amaçlı kullanıldığını söylediler. Japonya'dan teklif aldık. Enerjiyi atamadığın zaman rahatsız ediyor. Ama enerjiyi attığımızda herhangi bir rahatsızlık vermiyor." dedi.
Enerjinin kendisine bir rahatsızlık vermediğini söyleyen İbrahim Gümüştepe ise "Bazı televizyon kanallarına da çıktım. Bu enerji bana herhangi bir rahatsızlık vermiyor. Çevremdeki insanlar da iyi gözle bakıyorlar." dedi. zaman
Ayvacık'ta, "Huzur Toplantısı" Düzenlendi

Ayvacık'ta, "huzur toplantısı" düzenlendi.
İlçe Emniyet Müdürü Ali Barın, bir kıraathanedeki toplantıda, vatandaşların mal ve can güvenliğini sağlamakla yükümlü olduklarını söyledi.
Huzur toplantılarının gerekli olduğunu ifade eden Barın, "Bu tür toplantıları sürdürmek amacındayız. Vatandaşların isteklerini ve şikayetlerini dinlemek için geldik" dedi. Barın, hırsızlık olaylarına karşı halkın duyarlı davranması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Şüphelendiğiniz durumlarda 155 Polis İmdat hattından bizi arayın. Vatandaşlarımızın yardımıyla kurduğumuz 6 adet mobese kamera sayesinde bir çok şüpheliyi yakaladık. Kameralar, ilçemizin güvenliği için katkı sağlamaya devam ediyor. Sizi arayıp kendini polis, hakim ve savcı olarak tanıtan, numaranızın yasa dışı olaylarla bağlantılı bir yerlerde çıktığını söyleyen olursa bunlara asla itibar etmeyin. Buna bağlı olarak şantaj amaçlı olarak sizden para veya kontör isteyen olursa bunu zaman geçirmeden bizimle paylaşın." sondakika
ÇOMÜ Öğrencilerinin Ödüllü Kısa Filmleri Ayvacık’ta İlgi Gördü

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sinema ve Televizyon bölümü öğrencilerinin çektiği ulusal ve uluslar arası alanlarda bir çok ödül alan kısa filmlere Ayvacık’ta özel bir gösterim düzenlendi. Filmin yönetmenleri ve oyuncularının hazır bulunduğu gecede filmler büyük beğeni topladı.
Ayvacık Belediye Başkanlığı tarafından organize edilen gecede Şükrü Özçelik’in Göç filmi, Ahmet Toklu’nun Yüzleşme filmi, Neslihan Kültür’ün Durak filmi, Pınar Dikici’nin Balans filmi, Damla Nur Şimşek’in On Yedi Yaşım filmi gösterildi.
Genç yönetmenlerin hazır bulunduğu gecede Ayvacıklıların yanı sıra Ayvacık Meslek Yüksekokulu, Ezine Meslek Yüksekokulu öğrencileri de filmleri izlediler. Geceye Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin önemli toplantılarda olması nedeniyle katılamazken eşi Ziyneti Şahin ve oğlu Doğuş Şahin katıldı. Başkan Şahin izleyenlere gönderdiği mesajında, “Ayvacık Belediyesi olarak her zaman sanata ve sanatçıya önem verdik, vermeğe devam edeceğiz. Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencilerini Çanakkale’nin tanıtımına verdikleri katkılardan dolayı teşekkür ederiz. Belediyemizin 2012 yılında düzenleyeceği Kültür ve Sanat Festivalinde kısa film yarışmaları düzenleyeceğiz. Bu bağlamda genç yönetmenlerin katılımlarını diler, genç yönetmenlere ve katılımcılara saygılarımı sunarım” dedi.
Yaklaşık bir buçuk saat süren etkinlikte filmlerin gösteriminin ardından genç yönetmenlere Başkan Şahin’in eşi Ziyneti Şahin tarafından teşekkür belgeleri takdim edilirken çekilen hatıra fotoğrafının ardından gece son buldu. .canakkaleicinde
Saatte 500 km hızla giden tren: Kılıç

Çin, saatte 500 kilometre
hızı aşacak şekilde tasarlanan yeni treni ''Kılıç''ın yapımını tamamladı.
Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in kuzeyindeki liman kentlerinden Çindao'da yapılan ve dış tasarımı kılıcı andıran tren, kamuoyuna tanıtıldı.
Süratinin yanında teknolojik donanımı ve yolcu taşıma kapasitesindeki artışla da dikkati çeken ''Kılıç''ın birkaç ay sonra test seferlerine başlayacağı kaydedildi. Çin'de şu anda demiryolu ulaşımında kullanılan en hızlı araçlar, Pekin-Şanghay arasında çalışan, ''Gaotie'' olarak da bilinen ''Yeni Nesil Barış'' serisi.
''Gaotie'' serisi trenler, saatte 486 kilometre hıza ulaşabiliyor. Çin'de 90 bin kilometrelik toplam demiryolu uzunluğunun, 2020'de yeni açılacak hatlarla 100 bin kilometreye ulaşacağı tahmin ediliyor. haber7
Çanakkale'ye Turizm Fakültesi kuruluyor

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Onsekiz Mart Üniversitesi
Senatosu’nun taleplerine olumlu
yanıt vererek Çanakkale'ye Turizm Fakültesi kurulmasını kararlaştırdı.
Milli Eğitim Bakanlığı’na gönderilen kararın kısa sürede Bakanlar Kurulu’ndan çıkmasının beklendiğini ifade eden üniversite yetkilileri, “Bakanlar Kurulu’nda ayrıca Mimarlık Fakültesi ve İktisadi ve İdari Bilimler Fakültelerinin de kurulması kararını bekliyoruz. Bu kararların çıkmasıyla birlikte ÇOMÜ’de fakülte sayısı 13’e yükselmiş olacak. Ayrıca YÖK, ÇOMÜ bünyesinde bulunan Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun fen ve sosyal olmak üzere ikiye ayrılmasına da karar verdi. Bundan böyle Çanakkale Meslek Yüksekokulu’nun adı “Çanakkale Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu” olarak değişirken, 10 bölüm ile “Çanakkale Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu” ÇOMÜ’nün en yeni meslek yüksekokulu olarak faaliyetlerine başlayacak.
Karar 9 Aralık 2011 tarihi itibariyle geçerli sayılacak. YÖK’ün Çanakkale’ye bir diğer müjdesi ise 1 yeni doktora programı ile 2 yüksek lisans programına izin vermiş olması. Buna göre 2012 yılından itibaren ÇOMÜ Kamu Yönetimi alanında da doktora yaptırabilecek. Aynı şekilde ÇOMÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde “Tıbbi Genetik Yüksek Lisans Programı” ve “Fizyoloji Yüksek Lisans Programı” da açılacak. Doktora ve yüksek lisans programları belli bir öğretim üyesi ve altyapısı bulunmayan üniversitelere açtırılmıyor. ÇOMÜ’de ise 2.000’den fazla öğrenci yüksek lisans ve doktora yapıyor” dedi. haber7
Dünyanın en eski senedi Mardin'de

Yaklaşık 3 bin yıl önce iki kişi arasında ve şahitliklerle yapılan
meyve bahçesi
satışının senedi, Mardin Müzesi'nde segileniyor.
Eserin çok sayıda turisti
kente çekmesi bekleniyor.
Dünyanın en eski satış tableti (senedi) Mardin Müzesi'nde. M.Ö. 7-8. yüzyıla ait olan senet, bir meyve bahçesinin satışına ilişkin. Eserin çok sayıda yerli ve yabancı turisti kente çekmesi bekleniyor.
Tabletle ilgili açıklama, Mardin Müze Müdürü Nihat Erdoğan'dan geldi. Erdoğan, Prof. Dr. Hayat Erkanal başkanlığında Nusaybin ilçesine 4 kilometre uzaklıktaki Gırnavaz Höyüğü'nden 1994 yılında gerçekleşirilen kazılarda çıkarılan tabletin, yaklaşık bir yıldır müzede sergilendiğini söyledi.
Yapılan tercüme ve araştırmalar sonucunda tabletin, dünyanın en eski satış tableti olduğunun belgelendiğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu: ''M.Ö 7-8. yüzyıla ait bu senedin dünyada bundan en eski satış senedi olduğunu fark ettik. Bu nedenle dünyanın ilk tapu belgesi olarak kabul ediyoruz.
O dönemde özel mülkiyet kavramının olduğu ortaya çıkıyor. Bu çivi yazılı tablet, M.Ö 7–8. yüzyılda Yeni Asur Dönemi diye tabir ettiğimiz dönemde bir meyve bahçesinin satış senedi. Yaklaşık 3 bin yıl önce bir satış sözleşmesi vermişler. Bu, dünyanın bulunan en eski tapu senedidir.
Bu senette 'Sarri' ismindeki babanın 3 oğluna ait meyve ağaçları ve içindeki meyvelerle beraber 'Nabulu' ismindeki şehrin kuzeyindeki, nehrin hemen kenarındaki bir meyve bahçesini, 'İstarnadin' adlı bir adama satma sözleşmesi yer alıyor. Burada 4 başka adamın mühürleri ile şahitlik yapmaları söz konusudur.
Zaten 2 bin 900 yıl öncesine gittiğimizde Nusaybin'in eski isminin 'Nabulu' olduğunu biliyoruz. Bu eser sayesinde çok sayıda yerli ve yabancı ziyaretçinin Mardin'e geleceğini düşünüyoruz.'' haber7
İç Dünyalarını 700 Yıldır Aynı Motiflerle Yansıtıyorlar

Cemal Coşkun/Umut Özgan - Assos Antik Kenti ve Midilli Adası'nın karşısında yer alan, zeytin ağaçlarıyla dolu eşsiz sahil kesimiyle bilinen Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin sakinleri, yüzyıllardır, tahta tezgahlarda, kök boya kullanılan yün iplerle yaptıkları halılara iç dünyalarını işliyor.700 yıl önce işlenen desenler, günümüzde kök boyalarla yeniden görücüye çıkarılıyor.
Cemal Coşkun/Umut Özgan - Assos Antik Kenti ve Midilli Adası'nın karşısında yer alan, zeytin ağaçlarıyla dolu eşsiz sahil kesimiyle bilinen Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin sakinleri, yüzyıllardır, tahta tezgahlarda, kök boya kullanılan yün iplerle yaptıkları halılara iç dünyalarını işliyor. 700 yıl önce işlenen desenler, günümüzde kök boyalarla yeniden görücüye çıkarılıyor.
Özellikle köylerde yaşayan Ayvacıklıların, tahta tezgahlarda işlediği halılarda, atkı, çözgü ve argaç denilen, el bükümü yün ipler kullanılıyor. Yüzyıllardır nesilden nesile aktarılan motifler, hünerli ellerle metrekareye 80 ile 120 bin ilmek atılarak hayat buluyor.
Ayvacık Belediye Başkanı Mehmet Ünal Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu Yarımadası'nın en uç noktasında, Ege ve Marmara'nın birleştiği kesimde yer alan Ayvacık'tan zaman içerisinde değişik kültürlerin gelip geçtiğini söyledi.
İlçede yaşayan halkın bu kültürleri ve sembolleri taşıdığını, düğümlü dokumacılık denilen halıcılık şekliyle de bunları motiflere yansıttığını ifade eden Şahin, "Tarım, hayvancılık ve turizm. Bunlar birbirine bağlı şeyler. Burada küçükbaş hayvan var. Bilhassa koyunun yününü kadın, ip haline getiriyor. Yünden atkı, çözgü ve argaç denilen 3 tür ip yapıyor. Daha sonra bunları boyuyor. Ninesinden ve annesinden ne öğrendiyse bunu da o düğüm tekniğiyle dokuma dediğimiz halı türüne yansıtıyor" dedi.

-"Yazı ve sözle yapamadığını sembollerle ifade ediyor"- Halılardaki en önemli şeyin, dokuyanın yansıttığı semboller olduğuna işaret eden Şahin, şöyle konuştu:
"Halı dokuyan, içinden geçeni, gelenekleri ve sıkıntılarını sembollerle yansıtıyor. Yazı ve sözle yapamadığını sembollerle ifade ediyor. Bunu sadece yere serilen bir halı olarak düşünmeyin. Bu, eski çağlardan beri buradan geçen kültürlerin bir toplamıdır. Bugünkü halk tarafından da yapılarak piyasaya sunuluyor. Ekonomik olarak bunları güçlendirmek lazım. Halı bir sabır işidir. Evinde özellikle kış aylarında oturan hanımlar, aylarca ipini hazırlar, boyasını yapar ve halıyı dokur. Neticede ekonomik olarak kendine bir imkan sağlamaktır. Ama öyle bir şey oluyor ki 6-7 metre uzunluğundaki halıyı 3 aydan önce bitiremiyor. Birkaç komşusu da ona yardım ediyor. Dolayısıyla ekonomik olarak ve bir de düğüm atarak sabır... Ama bu sabrının karşılığının da bir mükafat olarak bir bedele dönmesi lazım. İşte orada sıkıntı var. Biz de pazarlama konusunda onların önünü açmaya çalışıyoruz."
Şahin, halılarda Ayvacık'a özgü değerlerin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Birçok bilim adamı, bilhassa turnalı halı modelini kitaplarında kapak yapmıştır. Bu, turna kuşlarının göçünü anlatır. Yani 'V' şeklinde uçarlar. Uygun gördükleri verimli topraklara iner, dinlenirler. Eğer çok mutluysa, orada kaldığını belli eden işaretler vardır. Bir kısmı göçü yapmıştır, göçü belli eden işaretler vardır. Günlük birtakım duygu ve düşüncelerden de buraya fikir katılır. Ortaya çok güzel bir eser çıkar.
Halılar 2000'li yıllara kadar yüzde 90 yurt dışına gönderiliyordu. Daha sonra 2002'ye kadar duraklamaya girdi. 2002 yılından sonra ise iç piyasada bir hareket belirdi. Ama bir emek ve zaman olayı işin içine girdiği için maliyetini bizim alıcılar biraz yüksek bulabiliyor. Aslında öyle değil. Ama iç piyasa bizim bu bölgenin halısını da tam olarak tanımıyor."
-Kök ve bitkilerden elde edilen boyalar kullanılıyor-
Süleymanköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hasan Gürbüz ise, kooperatiflerinin 1981'de Marmara Üniversitesinin Doğal Boya Araştırma ve Geliştirme Projesi'ni (DOBAG) uygulamaya başladığını söyledi.
Marmara Üniversitesi tarafından görevlendirilen Dr. Herald Böhmer'in 1981 yılında bölgedeki köyleri gezdiğini ifade eden Gürbüz, "Böhmer, yaptığı araştırmanın ardından Süleymaniye köyü halkının konuya daha sıcak baktığını görüyor. Hazırda bir kooperatif olunca da projeyi burada gerçekleştirmeye karar veriyor" dedi.

Halılarda kullanılan boyanın ilk zamanlarda dokuyucular tarafından yapıldığını belirten Gürbüz, şöyle konuştu:
"Daha sonra üniversite bu boyaların bitkilerden elde edilen solmaz boya olması sebebiyle kooperatifin bir elemanını eğitti ve kooperatif bünyesinde bir elemanla bu boyayı yapmaya başladı. Kooperatifimiz 1983'ten bu yana da ithalatını kendi yapıyor. Boyalar tamamen kök ve bitkilerden elde edilen boyalar. Marmara Üniversitesi bu boyaların 100 yıl solmayacağına garanti veriyor. Çalışmalarımız tamamen yöresel. Motifler ise Ezine ve Bergama uzantısıdır. Evlerden, çeyizlerden ve camilerden bulduğumuz motifler... 700 yıl önce işlenen desenler, kök boyalarla yapılmaya devam ediliyor."
1983 yılında bu halıları 10-12 ülkeye ihraç ettiklerini dile getiren Gürbüz, sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Son yıllarda dış pazar, küresel ekonomik kriz dolayısıyla bir düşüş gösterdi. Şu anda Norveç başta olmak İskandinav ülkeleri, Avustralya, Almanya ve İrlanda'ya ihracatımız halen devam etmektedir. Halılar tamamen el yapımıdır. Halıları yapan ev hanımları ekonomik özgürlüğünü kazanmış ve ev ekonomisine katkıda bulunmuşlardır. Daha önce çocuğunu bırakıp araziye gidiyorlardı pamuk ve zeytin toplamaya. Halıcılığa geçtikten sonra hem güzel para kazanmaya başladılar, hem de çocuklarının başında kalıp, ev işlerini yaparak çalışmaya başlamış oldular." sondakika
48 Yıldır "Tavşan Etli Pilav" Dağıtıyorlar

Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki Avcılık ve Atıcılık Kulübü, 48 yıl önce başlatılan ve geleneksel hale gelen hayırlarında taşvan etli pilav dağıtıyor.
Çanakkale'nin Ayvacık ilçesindeki Avcılık ve Atıcılık Kulübü, 48 yıl önce başlatılan ve geleneksel hale gelen hayırlarında taşvan etli pilav dağıtıyor.
Ayvacık Avcılık ve Atıcılık Kulübü Başkanı Recep Şatrol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kayıtlı bin 500 civarında avcılarının bulunduğunu söyledi.
Avcılar olarak sadece avla ilgilenmediklerini sosyal projeler ve bazı etkinliklerde de yer aldıklarını ifade eden Şatrol, bölgelerinde tavşan, keklik, ördek ve bıldırcın gibi hayvanların avlanabildiğini anlattı.
Kulüp olarak 48 yıl önce başlatılan hayır geleneğini bu yıl da devam ettirdiklerini vurgulayan Şatrol, şunları kaydetti:
"Yarım asra yakındır tavşan etli pilav dağıtıyoruz. Bu yıl yapılacak hayır için bir ay önce çalışmalara başladık. Avladığımız 28 tavşanı dondurucularda bugüne kadar beklettik. Sonra bu tavşanların etleriyle yapılan pilavı hafta sonunda bölgedeki avcılara, vatandaşlara ikram ettik. Avcıların bir araya gelmesini, kaynaşmasını da sağlayan bu uygulamayı gelecek yıllar da sürdürmeyi istiyoruz" Pilavdan yiyen vatandaşlar ise tavşan etiyle yapılan pilavın farklı bir lezzete sahip olduğunu belirterek, avcılara teşekkür etti. sondakika
Ormana 4 bin kuş kafesi konulacak

Zararlı böceklerle mücadele ve ülke genelindeki doğal
güzelliklerin korumsına katkı amacıyla 4 bin adet ahşaptan yapılan kuş yuvasının dağıtımına başlandı.
Mersin Orman Bölge Müdürü Abdurrahman Acer, Mut Orman İşletme Müdürlüğünde düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, ülke genelindeki doğal güzelliklerin korunmasına katkı sağlamak adına doğal dengenin de korunması gerektiğini söyledi.
Bu kapsamda özellikle kış aylarında zarar gören kuş yuvalarını korumak istediklerini belirten Acer, ''Bu amaçla 4 bin adet ahşaptan kuş yuvası yaptırdık. Bunları orman arazisindeki ağaçlara yerleştirmek üzere, ilgililere dağıtmaya başladık'' dedi.
Ormana zararlı böceklerle mücadele konusunda kuşların önemli bir işlevi olduğunu dile getiren Acer, bu sayede ''dumansız yangın'' diye nitelendirilen zararlı böceklerle mücadele için de önemli bir adım atılmış olacağını vurguladı.
İlçe Kaymakamı Mustafa Şahin de, böyle bir çalışmanın ilçelerinde başlatılmış olmasından dolayı sevinçli olduklarını dile getirerek, projenin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için ellerinden gelen katkıyı sağlamaya hazır olduklarını kaydetti. haber7
100 yıllık mavi hayal gerçek oldu

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Konya Ovası Projesi
(KOP) in en önemli ayağı olan 17 kilometre uzunluğundaki Mavi
Tünel'in iki ucunu nihayet birleştirdi.
Törende konuşan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, 100 yıllık bir rüyanın gerçekleştiğini belirterek, "100 yılda gerçekleştirilemeyeni birkaç yılda hayata geçirmiş olacağız. Adeta Ferhat'ın Şirin'e kavuşmasını yaşıyoruz. KOP'un en önemli konularından birisi olan Mavi Tünel'le Büyükşehir Belediyemiz sınırları içinde yaşayanların 50-60 yıllık içme suyu ihtiyacı karşılanmış olacak" dedi.
Bakan Eroğlu, Mavi Tünel'in açılış tarihini 17 Aralık olarak açıkladıklarını ancak 3 günlük bir gecikme yaşadıklarını dile getirerek, "Ben Başbakanımızın katıldığı bir törende o günün verdiği heyecanla Mavi Tünel'in açılışı için 17 Aralık tarihini vermiştim. Ancak yaşanan bazı sorunlar nedeniyle 69 saatlik bir gecikme yaşadık. Bunun için herkesten özür diliyorum. O gün nefsime hakim olamamıştım. Bunun ceremesini de bugün çekiyorum. Ama Mavi Tünel'i 1 yıl önce hizmete açmanın da mutluluğunu yaşıyorum.
Bugün tünelin delinme işleminin sonuna gelinmesiyle alakalı töreni gerçekleştiriyoruz. Mavi Tünel'in faaliyete geçme törenine sayın Başbakanımız da katılacak. Hükümet olarak gece gündüz çalışıyoruz. Tarih yazıyoruz. Buradan iddia ediyorum ki 21. Yüzyıl Türk asrı olacak" dedi.

MAVİ TÜNEL
Bir dizi baraj, derivasyon ve tünelden oluşan KOP'un en önemli ayağını oluşturan Mavi Tünel, Göksu Nehri'nin Bağbaşı Barajı'nda toplanarak 17 kilometre uzunluğundaki bir tünel aracılığıyla biriken suların Konya Ovası'na aktarılmasıdır. Yapımına 2007 yılında başlanan Mavi Tün
| |