ANA SAYFA         Hakkımızda        HAVA DURUMU        RADYO-TV        İLETİŞM

Kategoriler
İstanbul Hal Fiyatları


TUZLA KÖYÜ


TUZLA TARİHİ


HARİTA-COGRAFİ YAPI-İKLİM-NUFUS-TANITIM

Ulaşım haritası


Bölgenin uzaydan görünümü


TUZDAĞI


DOGAL ZENGİNLİKLER


TARİHİ ZENGİNLİKLER


TUZLA RESİMLERİ


YEREL ADETLER-YEMEK-MÜZİK

Köy Hayırları


Deve güreşi


Tuzla Deve Güresi


KOMŞU KÖYLER


EKONOMİ-İŞ HAYATI


EĞİTİM

Tuzla İlköğretim Okulu


Küçüklere tavsiye siteler


ZİRAAT-HAYVANCILIK

Faydalı ziraat linkleri


Ziraat Makaleleri


Ziraat Hatıraları


LİNKLER


PRATİK BİLGİLER


TUZLA OVASI


ÇANAKKALE SAVAŞLARI HATIRASI


TUZLADAN HATIRALAR


Anket
Sitemizin tasarımını nasıl buldunuz ?


     Anket Sonuçları

Sayaç
Şu An 66
Tekil
Bugün 121
Toplam 121
Sayfa Görüntülenme
Bugün 221
Toplam 743038

Hollandalı Transmark Çanakkale’ye 19 MW’lık JES kuracak
Hollandalı Transmark Çanakkale’ye 19 MW’lık JES kuracak 
 Hollandalı jeotermal enerji şirketi Transmark Renewables, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde 19 MW kapasiteli Transmark Jeotermal Enerji Santrali (JES) kurup işletecek.

Amsterdam merkezli uluslararası yenilenebilir enerji şirketi Transmark Renewables şirketini Türkiye kolu olan Transmark Turkey Gülpınar Yenilenebilir Enerji Üretim San. Ve Tic. A.Ş. tarafından Çanakkale ili, Ayvacık ilçesi, Tuzla-Gülpınar-Kocaköy Mevkiinde yer alan 17/44 işletme ruhsatlı sahada 19 MWe kurulu gücünde jeotermal enerji santrali kurulması planlanıyor.

Jeotermal Enerji Santrali (JES) 4,9 MWe ve 14,1 Mwe kurulu gücünde olan iki üniteden oluşacak santralin maliyetinin 92 milyon lira olması öngörülüyor. Elektrik Santrali binary tip Organik Rankine türbin ve jeneratör sistemi, ısı değiştiricileri, soğutucular (cooler), besleme pompaları sisteminden oluşacak. Tesisin inşaat dönemi tamamlandıktan sonra 30 yıl proje ömrü olacak. 

Türkiye’de Çanakkale dışında Manisa’da da jeotermal ruhsatına sahip olan şirketin Şili ve Hollanda’da jeotermal enerji yatırımları bulunuyor.             enerjigunlugu





Ledle aydınlattıkları serada domates yetiştiriyorlar
 

Antalya'da Ar-Ge çalışması yapılan bir firmanın bina içinde kurduğu ledle aydınlatılan serada, ilaçsız, doğal ve yüksek verimli domates üretildi.

Antalya'da Ar-Ge çalışması yapılan bir firmanın bina içinde kurduğu ledle aydınlatılan serada, ilaçsız, doğal üretilen domatesten normal seralara göre 20 gün erken verim alındı. Antalya Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) 20 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren bir firma, led ışıklarıyla domates yetiştirebilmek için Ar-Ge çalışması gerçekleştirdi.

Bilgisayar ortamında, projede kullanılacak ledlere kadar tüm ayrıntılara ilişkin çalışma yapılarak, firmanın binasının içerisinde 250 metrekarelik alanda sera kuruldu. Güneş ışığının olmadığı, sadece ledle aydınlatılan seraya 301 kök domates ekildi. Sıcaklığı, ışığı kontrol edilebilen serada, bombus arılarıyla dölleme sağlandı. Normal seralarda 90 günde alınan ürün, ledle aydınlatılan serada 70 günde elde edildi.

Normalde metrekareden 25-30 kilogram ürün elde edilirken, ledli serada metrekareden 60 kilogram ürün alınması hedefleniyor. Söz konusu çalışmanın sonuçlarının derlenerek, projeyi özellikle güneş ışınlarının az olduğu kuzey yarım küredeki ülkelerin uygulaması amaçlanıyor. Geliştirilen çalışma sayesinde güneş ışığı olmadan, doğal olmayan ortamda doğal domates üretimi gerçekleştirilebilecek.

Fiberli Led ve Fiberoptik Aydınlatma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şentürk, gelecekte güneş ışığı olmadan bitki yetiştirmenin zorunlu hale geleceğini söyledi. Led ışıklarıyla domates yetiştirmek için Ar-Ge çalışması yaptıklarını belirten Şentürk, "Güneş ışığını her yerde alamıyoruz. Özellikle kuzey ülkelerinde hiç alınmıyor. Dolayısıyla orada tarımsal üretimde ciddi anlamda ışığa ihtiyaç var. Bunu görerek yola çıktık, kuzey ülkelerinde de sebze yetiştirilmesi için led ışığıyla domates yetiştirme fikri gelişti. Bunun üzerine serayı kurduk." diye konuştu.

Seradaki çalışmaların uzun yıllar süreceğini ve sonuçlarını müşterilerle sık sık paylaşacaklarını anlatan Şentürk, ilk ürünü hasat etmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. "Normal seralarda 90 günde olgunlaşan ürünü biz 70 günde aldık. Süreyi 20 gün kısaltmış olduk. Metrekareden de 60 kilogram domates üretmeyi hedefliyoruz. Şu an bunu başardık. Böyle bir faydamız oldu. Zaten amacımız da verimi ikiye katlamaktı." diyen Şentürk, ısıyı, ışığı ve suyu kontrol ederek, kendi iklimlerini oluşturduklarını anlattı.

Doğaya bağımlı olmadıklarını vurgulayan Şentürk, projeyi güneşin az olduğu ülkelere ihraç ederek, oralarda da sebze üretimini sağlayacaklarını söyledi. Fidecilerin de bu sistemi kullanabileceğini belirten Şentürk, "Normal seradaki domatesten hiçbir farkı yok, lezzeti, aroması aynı. Biz daha hızlı yetiştirip, daha verimli hale getiriyoruz. Özellikle kış aylarında domatesin yetiştirilemediği dönemlerde üretim yaparak, fiyatın düşmesini sağlayabiliriz. Işığı kontrol ederek daha hızlı yetişmesini sağlıyoruz." dedi.

"Daha fazla ihracat için önemli"
OSB Başkanı Ali Bahar da 40 Ar-Ge elemanı çalıştıran Fiberli firmasının önemli yatırımlar gerçekleştirdiğini vurgulayarak, rekabetin çok hızlı geliştiği dünyada katma değerli ürünlerin önem arz ettiğini belirtti. Teknoloji geliştirme merkezi kurmak için çalışmalarının devam ettiğine değinen Bahar, "Antalya tarımın da başkenti. Firma, Ar-Ge yatırımlarıyla katma değere dönüştürüyor. Cari açığın kapatılması, daha fazla ihracat için bu tür çalışmalar çok önemli." diye konuştu.           ulusaltarim



1915 Çanakkale Köprüsü Kule Kesonu Denizle Buluştu 
1915 Çanakkale Köprüsü Kule Kesonu Denizle Buluştu, System.String[]
 Deniz içerisine batırılacak kule kesonlarının kuru havuzdaki inşaatı tamamlandı.
Asya yakasındaki kulenin ayağını oluşturacak 74 metre genişliğinde, 83 metre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve 50 bin ton ağırlığındaki kule kesonu, römorkörler tarafından çekilerek, denizle buluşturuldu. O anlar drone ile görüntülendi. Keson temelinin, kuru havuzdan ıslak havuza alınması çalışması yaklaşık 18 saatte tamamlanacak.
 
1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında önemli bir aşamaya geçildi. Avrupa ve Asya yakalarında köprünün kule ayaklarının oturacağı deniz tabanına, çapları 2,5 metre olan toplam 368 demir kazık çakıldı. Gelibolu ilçesi Sütlüce köyü sınırları içerisindeki şantiyede bulunan kuru havuzda yapılan kule keson temellerinin inşaatı da tamamlandı. Asya yakasındaki kule ayağana ait keson temeli, bugün saat 06.00 sıralarında başlatılan çalışmayla, içi su doldurulan kuru havuzdan römorkörler tarafından çekilerek, denizle buluşturuldu. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait Kurtarma-9 ve Kurtarma-10 römorkörlerinin çektiği keson temeline Fairplay-31 ve Bugsier-30 adlı römorkörleri de yönlendirmede destek oluyor. 74 metre genişliği, 83 metre uzunluğu, 20 metre yüksekliği ve 50 bin ton ağırlığıyla neredeyse bir futbol sahası büyüklüğündeki keson temelinin, aynı şantiye içinde bulunan yaklaşık 400 metre mesafedeki ıslak havuza alınması çalışması, yaklaşık 18 saatte tamamlanacak.

AVRUPA YAKASINA AIT KESON TEMELİ CUMA GÜNÜ TAŞINACAK

1915 Çanakkale Köprüsü'nün Avrupa yakasındaki ayağının temelini oluşturacak diğer kesonun yüzdürülmesi işlemi ise Cuma günü yapılacak. 1915 Çanakkale Köprüsü kule keson temelinin kuru havuzdan ıslak havuza geçiş törenine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı ile  Bakan Cahit Turhan'ın katılımıyla gerçekleşmesi bekleniyor. İki keson, ıslak havuzdaki çalışması tamamlandıktan sonra deniz içerisine çakılan kazıkların üzerine konulmasıyla, köprünün temeli tamamlanmış olacak. Bu tarihten itibaren de asma köprüsünün kuleleri yükselmeye başlayacak.          sondakika




Şehitler Abidesi'ne Cami Yapılıyor
Şehitler Abidesi'ne Cami Yapılıyor, System.String[] 
ÇANAKKALE Savaşları'nın geçtiği tarihi alandaki Şehitler Abidesi'nde yapımına başlanan 160 metrekarelik cami inşaatı tüm hızıyla sürüyor.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı tarafından Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki Şehitler Abidesi'nin bulunduğu alana 140 kişi kapasiteli cami yapılıyor. Şehitler Abidesi önünde yıllardır hizmet veren mescidin doğa koşullarının yanı sıra zamanla zarar görmesi nedeniyle yıkılıp, yerine 160 metrekarelik ahşap cami yapımına başlandı. 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi törenlerinden önce bitirilerek ibadete açılması planlanan camide, tarihi alanı ziyaret edecek olan vatandaşlar ibadetlerini daha rahat ve nezih ortamda gerçekleştirebilecek.          sondakika



Türkiye, geçen yıl 1.5 milyon araç üretti
Türkiye, geçen yıl 1.5 milyon araç üretti
Otomotiv sanayii oldukça hareketli bir 2018 yılını geride bıraktı. Yılın hemen ortasında döviz kurlarında yaşanan gelişmelerle sıkıntılı bir süreçten geçen otomotiv sanayii, yılın son çeyreğinde atılan pozitif adımlar ve kapsayıcı teşviklerle rahatladı.

Türkiye otomotiv sanayiine yön veren 14 büyük üyesiyle sektörün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) 2018 yılına ait toplam üretim, ihracat ve pazar verilerini açıkladı. 2018 yılında toplam üretim, bir önceki yıla göre yüzde 9 azalarak 1 milyon 550 bin 150 adet olarak gerçekleşti. Otomobil üretimi ise yüzde 10 azalarak 1 milyon 26 bin 461 adet oldu. Türkiye otomotiv pazarı 2018 yılını, bir önceki yıla göre yüzde 35 daralarak 641 bin 541 adet seviyesinde kapatırken, otomobil pazarı ise yüzde 33 daralarak 486 bin 321 adet ile yılı tamamladı.

Ticari araç grubundaki başarılı üretim performansını sürdüren otomotiv sanayiinin 2018 yılındaki ticari araç üretimi yüzde 5 seviyesinde azaldı. Bu dönemde, hafif ticari araç üretimi yüzde 6 oranında azalırken, ağır ticari araç üretimi yüzde 6 arttı. Ticari araç pazarı ise 2017 yılı ile karşılaştırıldığında yüzde 41 oranında daraldı. Aynı dönemde, hafif ticari araç pazarı yüzde 42, ağır ticari araç pazarı ise yüzde 33 oranında daralmayla yılı tamamladı. Ağır ticari araç grubunda göreceli olarak kısıtlı seviyede kalan bu azalış baz etkisi kaynaklı olup pazar daralması son 3 yılda yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti.

OSD verilerine göre, toplam otomotiv ihracatı 2018 yılında bir önceki yıla göre adet bazında yüzde 1 azaldı ve 1 milyon 318 bin 869 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 5 oranında azalarak, 875 bin 147 adet oldu. Bu dönemde ihracat, paritedeki değişim sebebiyle dolar bazında yüzde 11 artarken, Euro bazında ise yüzde 6 arttı. Buna göre,  toplam otomotiv ihracatı 32,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı 12,4 milyar dolar ile 2018 yılını kapattı. Euro bazında otomobil ihracatı ise aynı seviyede kalarak 10,5 milyar Euro seviyesinde gerçekleşti.          lojiport




AYVACIK BELEDİYESPOR ŞAMPİYON
Görüntünün olası içeriği: 10 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar
Basketbol İsmet Badem Sezonu U14 yıldız kızlarda en büyük belli oldu.
2018-2019 Basketbol İsmet Badem sezonu U14 yıldız kızlarda Ayvacık Belediyespor rakiplerini geride bırakarak il şampiyonu oldu. Ayvacık Belediyespor oynadığı 16 karşılaşmanın tamamını kazanarak il birincisi olurken, Türk Telekomspor Kulübü ikinci, Geliboluspor kulübü ise üçüncü oldular.






Hayvanlara elektronik küpe geliyor

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, hayvancılıkta elektronik küpe sistemine geçmek için çalışma başlatıldığını açıkladı. TİGEM'in geliştirdiği dijital küpeler 17 milyon hayvana takılacak.

Bakan Bekir Pakdemirli, Tarım Bayramı kapsamında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nde düzenlenen "Tarım Eğitiminin 173. Yılı" toplantısında konuştu. Babasının hocalık yaptığı üniversitede kürsüye çıkmanın gururunu yaşadığını dile getiren Pakdemirli, öğretim üyeleri ve basın mensuplarına, büyükbaş hayvanlar için geliştirilen yerli üretim elektronik küpeyi gösterdi.

Bakan Pakdemirli, bu küpe için pilot proje başlattıklarını belirterek, "TİGEM çiftliklerinde yapılıyor. Şu an 20 binlik üretim söz konusu." ifadesini kullandı. Elektronik küpenin yaklaşık 17 milyon hayvana takılacağını söyleyen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Yakın gelecekte bu küpelerin yaygınlaştırılmasıyla hayvanların, kızgınlık dönemleri, günlük yaşamı, takip, sayım ve kesim gibi konulardaki verilerine anında ulaşmış olacağız. Bu prototip biraz büyük, küçülecek. İçinde bir tane cep telefonu var. Hayvanın sıcaklığını ölçecek, diyecek ki 'Merhaba benim adım Sarıkız. Vücut ısım 35 derece', hatta 'kızıştım' diyecek. Veteriner gelecek suni dölleme yapılacak.

Bir hayvan kurban için geldiyse nereden geldiğini bir aplikasyonla öğrenebileceksiniz. Karantina bölgesi mi var, dışına çıktı mı, çıkmadı mı görebileceksiniz. Dünyada pili 3-4 sene dayanan bir küpe yok. Bir Türk firma ile çalışıyoruz. Yerli ve milli olması da çok hoş. İnşallah başarıyla uygulamaya geçeceğiz."          ulusaltarim





Balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı
Balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı
Denizlerin tek dişli canavarı balon balığı, Ege ve Akdeniz’i istila etmeye başladı. Teneke kutu yiyen balon balığı, balıkçıları şok etti. Uzmanlar, balıkla karşılaşınca elle temas edilmeden balığın toprağa gömülerek imha edilmesi gerektiğini açıkladı.

Ege ve Akdeniz’i istila eden balon balıkları gün geçtikçe çoğalıyor. Tetrodotoxin isimli zehri salgılayan balon balığının siyanürden 1000 kat, arsenikten ise 1200 kat etkili olduğu biliniyor. Keskin dişleriyle ağları ve misinaları parçalayan balon balıkları balıkçıların da korkulu rüyası olmaya başladı. Uzmanlar ise balıkla karşılaşınca elle temas edilmeden balığın toprağa gömülerek imha edilmesi gerektiğini açıkladı.

Bodrum’un Gümüşlük Mahallesi'nde balık avına çıkan amatör balıkçıların oltasına balon balıkları takıldı. Ağlarını çekince balon balıklarıyla karşılaşan balıkçılar büyük şaşkınlık yaşadı. Sürüler halinde gezen ve gittikleri denizlerde canlı bırakmayan balık türü, balıkçıların ağlarına da zarar veriyor. Akdeniz’de ve Ege Denizi'nde gün geçtikçe sayıları artan balon balıkları gıda ve deniz güvenliğini tehdit ediyor. Zehirli balıklar kategorisinde bulunan bu türün aldığı besinler aracılığı ile ürettiği tetrodotoxin isimli zehrin, siyanürden 1000 kat arsenikten ise 1200 kat daha etkili olduğu ve panzehirinin bulunamadığı biliniyor.

BODRUM MAVİSİNİN TEK DİŞLİ CANAVARI

Son olarak Muğla’nın Bodrum ilçesinde balıkçıların ağlarına sürüler halinde takılan zehirli balon balıkları, balıkçıları da tedirgin ediyor. Uzmanlar, insan ve hayvan sağlığı için en tehlikeli türlerin başında gelen ve yasalar gereğince de yakalanması, tutulması, karaya çıkartılması ve satılması kesinlikle yasak olan balon balığının elle tutulduğunda bile zehrini bırakabildiğini söyledi. Balığın yenildiği takdirde zehirleyip, ölüme neden olabileceği için avlanması yasak. Balıkçılar tarafından da tutulmayan balık, Akdeniz ve Ege'de hızlı bir şekilde çoğalıyor.

TENEKE KUTU, MİSİNA, KANCA VE BALIKÇI AĞI YİYOR

Birçok balıkçının tuttuğu ve balon balığı olduğunu anladığı an geri bıraktığı tek dişli balık balıkçıların ağlarını, balık tutanların misinasını ve balık tutma kancasını bile yediği görülüyor. Balon balığı tutan balıkçılar tenekeden olan içecek kutularını balığa yediriyor. Kopması zor olan teneke kutularını tek ısırıkta koparan ve yiyen balon balığının ne kadar tehlikeli olduğu gözler önüne seriliyor.

Balon balıklarının tehlikeli bir tür olduğunu söyleyen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Ateş, “Balon balıklarının bir toksin maddesine tetrodotoxin dediğimiz bir maddeye sahip. Bu canlının kaslarının dışında iç organları, üreme organları ve başıyla beraber tüm vücudu içerisinde bulunmaktadır. Bu balığın ülkemizde tüketilmesi durumunda zehirlenme oranı arttığı için bu balık türünün tüketilmesi tavsiye edilmiyor. Bu balıklar Süveyş kanalıyla gemilerle geliyor. Akdeniz’den başlayıp Karadeniz’e kadar uzana bölgede daha önceki yıllarda da yaşanan birçok farklı türlere maruz kalıyoruz. Bu türler ülkemizde sıkıntılar oluşturmakta. Vatandaşlarımız haliyle bu türden uzak duruyor. Zehirli olmasından dolayı, tutulmaması, yenilmemesi ve bu balıkla temas edilmemesi gerekiyor” dedi.

TOPRAĞA GÖMÜLMELİ

Bodrum Acıbadem Hastanesi acil servis doktoru Mehmet Ali Yılmaz ise, “Balon balığı isminden de anlaşıldığı gibi korktuğunda şişen bir balık türü. İnsanların bu balığı kesinlikle yememesi, çok dikkat edilmesi gerekiyor. İnsanlar bu balığı gördüğü zaman kesinlikle yememeleri ve bu balığı çöpe atmamaları, toprağa gömmeleri lazım. Kedi ve köpeklerin yiyeceklerini yere bırakmamaları gerekiyor. Eğer bu balığı yerlerse kontrol amaçlı en yakın hastaneye gitmeleri uygun olacaktır” şeklinde konuştu.

BALIK TÜRLERİ BÖLGEYİ TERK ETMEYE BAŞLADI

Bodrum’un Gümüşlük açıklarında balık tutmak için denize açılan amatör balıkçı Mustafa Yurdan, balon balıklarının sürüler halinde gezdiğini ifade ederek “Balon balıkları gittikçe çoğalıyor bu bölgede. Sürüler halinde geziyorlar. Balıkçı ağlarını parçalıyorlar, misinalara, olta ucundaki çengellere zarar veriyorlar. Birçok balık türü bu balık yüzünden bu bölgeleri terk ediyor. Hem insanlar hem de deniz canlıları için çok tehlikeli bir tür. Biz normal balık tutmaya çıkmıştık 6 adet balon balığı tutum. Bu tür için önlem alınması gerekiyor. Japonya’da ve Çin’de bu balık satışı yapılıyor. Üremelerinin azalması için bizim bu balıkları ihraç etmemiz gerekiyor. Yoksa tutmadığımız için bu balıklar gün geçtikçe çoğalıyor” dedi.

Öte yandan, Japonya'nın popüler yemeği olan zehirli balon balığı, sadece özel lisanslı şefler tarafından servis edilebiliyor. Japonya’da yenilen balon balığının tadına bakmak ise 10 bin yen, 500 Türk lirasından başlıyor.

Son zamanlarda Akdeniz ve Ege’de sıkça görülen balon balığı, geçtiğimiz Kasım ayında bir amatör balıkçının yoğun bakıma kaldırılmasına neden olmuştu. Antalya'da avladığı balığı yiyen 58 yaşındaki Ali Yüzen, zehirlenerek yoğun bakıma alınmıştı.          denizhaber





Erdoğan açıkladı: Türkiye kenevir üretimine başlıyor

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, "Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor" dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu"nda konuştu. Erdoğan, kenevir üretimiyle ilgili olarak şunları söyledi:
 
"Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl-750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz."            ulusaltarim

KENEVİR'İN ÖZELLİKLERİ VE FAYDALARI
1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.
2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir.
3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.
4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda.
5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.
6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.
7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.
8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “KANVAS” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir. Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.
9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.
10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi'de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.
11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.
12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.
13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.
14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.
15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.
16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.




Türk çayı 2018'i rekorla kapattı

 

Doğu Karadeniz'de bu sezon üreticiden yaklaşık 1 milyon 475 bin ton yaş çay alan ÇAYKUR ve özel sektöre ait fabrikalarda 295 bin ton kuru çay üretilerek tarihin en yüksek rakamına ulaşıldı.

Rize Ticaret Borsası (RTB) Başkanı Mehmet Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun'da 2018 yılı içerisindeki yaş çay ve kuru çay üretiminin tarihin en yüksek oranları ile tamamlandığını söyledi.

Yaklaşık 204 bin üreticinin çay hasadına emek verdiğini belirten Erdoğan, "2017 yılına oranla 200 bin ton fazla yaş çay üretimi gerçekleşti. 730 bin ton civarında ÇAYKUR alım yaptı. Bu tarihi bir rekordur. 745 bin ton civarında da özel sektör alım yaptı. Bu da tarihi bir rekordur. Toplamda üretilen 1 milyon 475 bin ton yaş çay tarihi rekordur. Bugüne kadar yaş çay üretiminde 2013 yılında 1 milyon 320 bin ton civarında üretim gerçekleşmiş. Bundan 265 bin ton civarında kuru çay üretilmişti. " dedi.

Türkiye'nin yıllık tüketim ihtiyacının 250-255 bin ton seviyesinde olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şimdi yaklaşık 295 bin ton civarında bir üretim gerçekleşti. Yasal yollarla ülkeye giren çay miktarı 20 bin ton civarında. Üretmemiz gereken çaydan yaklaşık 50 bin ton çay fazla ürettik. Bu 2019 yılında çay piyasasına bakışı negatif etkiliyor. Kuru çay üretiminin yüksek olması nedeni ile tedbir alınması gerekiyor. Tedbirlerin erken alınmaması halinde sorunlar yaşanacaktır." diye konuştu.

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ocak ayı içerisinde katılacağı 'TOBB Ticaret ve Sanayi Şurası'nda çay sektörü ile ilgili önerileri sunacaklarını vurguladı. Karadeniz Bölgesi'nde 1 milyon insanın çaydan ekmek yediğinin altını çizen Erdoğan, "ÇAYKUR'u büyütmek ile bu iş çözülmez. Bu işin yarısı özel sektör tarafından dönüyor. Bugün bir şeyler yapmanın zamanıdır. Sektörün önünü tıkayan, bir adım ileri gitmesini engelleyen takozlar var. Yasal düzenlemeler, müstahsilin tarlaya eğilmesini engelleyen şeyler olabilir. Bunlar gözden geçirilmeli." ifadelerini kullandı.

YABANCI İŞÇİ VE KREDİLER SEKTÖRÜ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Erdoğan, tarladan bahçeye çayın işlenmesi, taşınması ve hasadı sürecinde çoğunlukla komşu ülkelerden gelen kişilerin görev yaptığını ifade etti. Üreticinin çay bahçesine girmekten kaçındığını belirten Erdoğan, "Resmi kayıtlarda bu yıl Gürcistan'dan 40 bin kişi bölgeye gelerek çalıştı. Tespit edilmiş rakamlar ile her biri 3-4 bin dolar ile gittiler. En düşük rakam ile 120 milyon dolar ediyor. Benim sektörüm 550 milyon lirayı yurt dışına gönderecek kadar lüks bir sektör değil." şeklinde konuştu.

Sektörün en büyük sıkıntılarından birinin de bankalara ödenen faizler olduğunun altını çizen Erdoğan, "ÇAYKUR ve özel sektör yıllık yaklaşık 1 milyar lira finans karşılığı faiz ödemiştir. Bunu ödeyecek lükste değildir. Toplamda 1,5 milyar lirayı har vurup harman savuruyoruz. Bunu burada tutmalıyız. Sıkıntı var ama çözüm de var. Bu işi ele almalı ve çayı tekrar geçim kaynağı haline getirmeliyiz." dedi. Erdoğan, ekonomik gerekçelerle çay sektöründe 2017 yılından itibaren zam yapılmadığını bunun yeniden değerlendirilmesi gereken bir konu olduğunun altını çizdi.          ulusaltarim





1915 Çanakkale Köprüsü’nün destek ayakları tamamlandı
untitled-6-031.jpg

18 Mart 2017’de temeli atılan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün deniz içerisine konulacak destek ayakları tamamlandı. İki destek ayağı, son işlemleri için önümüzdeki günlerde yüzdürülerek deniz içerisindeki ıslak havuza taşınacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 18 Mart 2017 tarihinde temelini attığı 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında önemli bir aşama tamamlandı. Avrupa ve Asya yakalarında köprünün ayaklarının oturacağı deniz tabanına, çapları 2,5 metre olan toplam 357 demir kazık çakıldı.

Gelibolu İlçesi Sütlüce köyü sınırları içerisinde karadaki kuru havuzda ise köprü kule ayaklarının temelini oluşturacak kesonlar tamamlandı. 20 metrelik yüksekliği ve 75x 84 metrelik çapıyla neredeyse birer futbol sahası büyüklüğünde olan köprünün deniz içerisindeki iki destek ayağının inşa edildiği kuru havuz, suyla dolduruldu.

Yapımı tamamlanan köprünün denizdeki iki destek ayağı, hava koşullarının uygunluğuna göre önümüzdeki günlerde aynı şantiye içerisinde bulunan yaklaşık 400 metre mesafedeki ıslak havuza römorkörler yardımıyla nakledilerek çalışmalara burada devam edilecek. İki ayağın 18 Mart 2019 tarihinde deniz içerisindeki kuleleri için çakılan kazıkların üzerine konulmasıyla köprünün temeli tamamlanmış olacak. Bu tarihten itibaren de asma köprüsünün kuleleri yükselmeye başlayacak.

untitled-5-034.jpg

PROJENİN TOPLAM UZUNLUĞU 101 KİLOMETRE

Karayolları Genel Müdürlüğü’nce, 26 Ocak 2017 tarihinde gerçekleştirilen Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe otoyol projesi kapsamındaki, 1915 Çanakkale Köprüsü'nü de içeren Malkara-Çanakkale otoyolu kesimi yap- işlet- devret projesi ihalesini, yapım ve işletme süresi dahil toplam 16 yıl 2 ay 12 gün teklif veren Limak-Yapı Merkezi-SK-Daelim Ortak Girişim Grubu kazanmıştı. 88 kilometre otoyol ve 13 kilometre bağlantı yolu olmak üzere, toplam 101 kilometrelik bölümü kapsayan proje, Malkara’nın güneyinden, Şarköy’ün batısından geçtikten sonra güneybatıya yönelerek, Evreşe’nin doğusundan Gelibolu Yarımadası’na ulaşacak. Gelibolu’nun kuzeyinden geçerek ilerleyen otoyol, Sütlüce-Şekerkaya mevkileri arasında yer alan 1915 Çanakkale Köprüsü ile Asya yakasına geçecek.

31 Mart 2017 tarihinde yapımına başlanan Malkara-Çanakkale otoyolu, İstanbul’u Çanakkale’ye ve sonrasında Kuzey Ege’ye bağlayacak. Proje ile; Türkiye ekonomisinin en gelişmiş bölgesi olan ve nüfusun önemli bir bölümünün yaşadığı Marmara ve Ege bölgelerindeki limanlar, demiryolu ve hava ulaşım sistemlerinin karayolu ulaşım projeleri ile entegrasyonu sağlanacak. Bu bölgelerde ekonomik gelişime ve sanayinin ihtiyaç duyduğu dengeli bir planlama ve yapılanmanın oluşturulmasına imkan sunulacak.

MARMARA'YI EGE'YE BAĞLAYACAK

Gebze-Orhangazi-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu’nun tamamlanması ile birlikte, Edirne-Kınalı-İstanbul-Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ile entegre olarak Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi’ne otoyol ağıyla bağlanacak. Diğer taraftan, yapım çalışmaları devam eden Kuzey Marmara Otoyolu ve Malkara-Çanakkale Otoyolu kesimi ile birlikte Marmara Bölgesi’nin otoyol ringi tamamlanmış olacak.

DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ OLACAK

1915 Çanakkale Köprüsü; 2023 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak. 1915 Çanakkale Köprüsü, 770’er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3563 metre uzunluğunda olacak. 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4608 metre olması öngörülmekte olan köprü, 2x 3 trafik şeritli olacak. Köprü tabliyesinin yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülmekte olup, tabliyenin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları teşkil edilecek.

Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre olacak. Proje kapsamında; 1 asma köprü, 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 6 alt geçit köprüsü, 38 üst geçit köprüsü, 5 köprü, 43 alt geçit, 115 çeşitli ebatlarda menfez, 12 kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dâhil), 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

1915 Çanakkale Köprüsü, 18 Mart 2022'de tamamlanarak hizmete açılacak.          denizhaber




Çılgın' olarak adlandırılıyor! Yüzleri güldürüyor

Çılgın olarak adlandırılıyor Yüzleri güldürüyor

Mısır'da halk arasında "çılgın" olarak adlandırılan sırık domatesi, hem üreticinin hem de işçilerin yüzünü güldürüyor. Rekoltesi yüksek olan ve Suudi Arabistan, Suriye ve Irak'a ihraç edilen sırık domatesi hasadında erkeklerin yanı sıra kadınlar da çalışıyor.

Mısır'da sürekli değişen fiyatı nedeniyle halk arasında "çılgın" olarak adlandırılan sırık domatezi, yüksek rekoltesi sayesinde hem üreticinin hem de tarladaki işçilerin yüzünü güldürüyor.

Başkent Kahire'nin güneybatısında bulunan El-Feyyum ilinde, sırık domatesi hasadı için hummalı bir çalışma yürütülüyor.

Feyyum'un Kalemşah Köyü'nde domatez yetiştiriciliği yapılan bir tarlada işçilerden sorumlu olan Bekri Feracullah, AA muhabirine neden sırık domatesi yetiştiriciliğini tercih ettiklerini anlattı.

 
Diğer türlere göre sırık domatesin daha kârlı olduğunu söyleyen Feracullah, domatesin Rosalin, Feyruz, 705, 706, Lemis, 010 ve 935 gibi türleri olduğunu ancak yıl içinde pek çok kez toplanması ve büyük kâr getirmesi nedeniyle sırık domates yetiştirmeyi tercih ettiklerini ifade etti.

Domates ekimine ağustos ayında başladıklarını belirten Feracullah, aralık ayında başlayan hasat işleminin ise haziran sonuna kadar süreceğini dile getirdi.

Diğer türlere göre sırık domatesin daha kârlı olduğunu söyleyen Feracullah, domatesin Rosalin, Feyruz, 705, 706, Lemis, 010 ve 935 gibi türleri olduğunu ancak yıl içinde pek çok kez toplanması ve büyük kâr getirmesi nedeniyle sırık domates yetiştirmeyi tercih ettiklerini ifade etti.

Domates ekimine ağustos ayında başladıklarını belirten Feracullah, aralık ayında başlayan hasat işleminin ise haziran sonuna kadar süreceğini dile getirdi.
Çiftçinin becerisine ve tarlasına gösterdiği özen ve ilgiye göre 4 bin 200 metrekarelik bir araziden yıllık 50-80 ton ürün elde ettiklerini kaydeden Feracullah, sırık domatesini daha çok Suudi Arabistan, Suriye ve Irak'a ihraç ettiklerini belirtti.          hurriyet




'Ile De France' kuzusu almak için 6 ay sıra bekliyorlar

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde üç aylıkken 2 bin 500 liraya satılan 'İle de France' kuzuları, vatandaşlar tarafından büyük rağbet görüyor. Kuzulardan satın almanız için en az 6 ay öncesinden sıraya girip kapora yatırmanız gerekiyor.

Et ve yavru verimi yüksek olan koyun ırklarından birisi olarak gösterilen 'İle de France' koyun ve kuzuları üreticinin yüzünü güldürüyor. Bursa’nın Yenişehir ilçesinde damızlık koyun üreticiliği yapan işletmeden kuzu, koyun ve koç almanız için en az 6 ay beklemeniz gerekiyor. Küçükbaş hayvan üreticisi Berkay Yıldız, "Yenişehir’de işletmemiz var, küçükbaş damızlık hayvan üzerine çalışıyoruz. Yalnızca İle de France yetiştiriyoruz. Hayvan satışlarımızda 6 ay öncesinden kaporalarını aldığımız hayvanlarımızı üç aylık olarak teslim ediyoruz. Aşıları, her şeyi tam anlamıyla yapıldıktan sonra, hayvanlarımız yeme alışınca üreticilerimize teslim ediyoruz. Hayvanlarımızın 3 aylık ücretleri 2 bin 500 lira. Dişi ve erkek satış fiyatlarımız var” diye konuştu. 

Yıldız, "İle de France koyun ırkı Fransızların dünyaca ünlü koyun ırklarından birisidir. En büyük özellikleri etçi bir hayvan olması ve çoklu doğum özelliğine sahip olması. Biz bu saf ırkı Fransa, Romanya, Ukranya gibi ülkelerden bulamayınca sonunda Macaristan’da 2 ay bütün çiftliklerde yaptığımız araştırmalar sonunda bularak özel izinle Türkiye’ye getirdik. Bu koyunların kuzuları 3 ayda ortalama 60 kiloya ulaşırken, diğer ırklarda bu rakam 35-40 kilo arasında kalmaktadır. Aynı zamanda koçları etçi özelliklerini melezlemede diğer ırklara aktararak üreticinin daha az sürede daha fazla gelir elde etmesine sebep oluyor. İlerleyen zamanlarda anaç koyun satışımız da olacak. 1-2 yaşlarında koç satışlarımız var. Büyük koçlarla ilgili 1 yaşında olanları 4 bin 500 lira civarında satıyoruz, baba koçlar da 6 bin lira civarında. Bu koyunun en büyük özelliği ikizlik, üçüzlük oranının yüksek olması ve et randımanının çok iyi olması. Yüz günlük bir kuzumuzun canlı ağırlığı 55 kiloya ulaşmaktadır” dedi.           ulusaltarim





'Arı katili' 3 tarım ilacına yasaklama

 

Tarım ve Orman Bakanlığı, önceki gün 81 il müdürlüğüne ‘çok acil’ başlığı ile bir yazı göndererek tarımda kullanılan tehlikeli üç kimyasal maddeyi yasakladığını duyurdu. Böylece Türkiye’de artık her yıl pestisitler, yani tarım ilaçları yüzünden 150 bin kovan arı ölmeyecek.

Türkiye yaklaşık 8 milyon arı kovanına sahip. Bunların her yıl ortalama 150 bini ise pestisitler, yani tarım ilaçları nedeniyle ölüyor. Hürriyet, 28 Ekim’de konuyu gündeme getirmiş, arıcıların “Pestisitler AB’de olduğu gibi yasaklansın” isyanını duyurmuştu. Çevre örgütü Greenpeace de ‘Hepimiz Aynı Kovandayız’ sloganıyla bir proje başlatmış ve arıların sinir sistemlerine zarar vererek toplu ölümlerine neden olan üç pestisitin tarımda kullanımının yasaklanmasını istemişti. 4 ay içinde 150 binden fazla kişinin imzasıyla harekete geçen projeye, 11 sivil toplum kuruluşu da geçen hafta yayınladığı ortak bir metinle destek vermişti.

Hürriyet'ten Zeynep Bilgehan'ın haberine göre, Tarım ve Orman Bakanlığı ise önceki gün 81 il müdürlüğüne ‘çok acil’ başlığı ile bir yazı gönderdi. Yazıda belli bir takvim eşliğinde tarımda kullanılan tehlikeli üç kimyasal madde için yasak kararı aldığı duyuruldu. Kararın ‘gerek Avrupa Birliği müktesebatı (ilgili kurul ve kuruluşlar) gerekse arı üretici birlikleri ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının bu aktif maddelerin, arılara zehirli oldukları ve bunun neticesinde koloni halinde ölümlere sebebiyet verdikleri gerekçesi ile yasaklanması gerektiğine dair yapılan bildirimler sonucunda’ alındığı belirtildi.

‘GÖZÜMÜZ UYGULAMADA’
Greenpeace Akdeniz Tarım ve Gıda Proje Sorumlusu Berkan Özyer, kararın sevindirici olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu karar, on binlerce insanın bu konudaki çabasının, Türkiye’nin dört bir yanında arıcılıkla uğraşan herkesin emeklerinin sonucunda alındı. Gözümüz, kulağımız kararın uygulanmasında, sahadaki gelişmelerde olacak. Kararda üç maddeden iki tanesi için AB kararından daha geniş bir istisna tanındığını görüyoruz. Bu konuda da bilimsel bulguları merkeze alarak iletişimimizi sürdürecek, biyoçeşitliliği, çevremizi, gıdamızı korumak için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.”           ulusaltarim






1915 Çanakkale Köprüsü’nün keson temelleri tamamlandı
untitled-7-027.jpg
1915 Çanakkale Köprüsü’nde her iki yakada denizde kalacak ayakların dev keson temellerinin yapımı tamamlandı. Dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak köprü, renkleri, figürleriyle simgelerin köprüsü olacak.

Tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak, renkleri, figürleri ve diğer özellikleriyle simgelerin köprüsü olacak "1915 Çanakkale Köprüsü"nde her iki yakada denizde kalacak ayakların dev keson temellerinin yapımı tamamlandı.

Avrupa yakasındaki kuru havuzlarda imal edilen 83,30x74 metre ebatlarındaki dev iki keson, denizde sabitlenecekleri noktalara yüzdürülmeyi bekliyor.

Karayolları Genel Müdürlüğü’nden edinilen bilgilere göre, ülkenin prestij projesi olarak nitelendirilen köprü çalışmalarında, Avrupa yakasındaki Gelibolu'nun Sütlüce mevkisi ile Anadolu yakasındaki Lapseki ilçesinin Şekerkaya mevkisinde kara faaliyetleri sürüyor.

Bölgeye kurulan her iki yakadaki şantiye alanında köprünün ayaklarının denk geleceği noktalardaki kara derinleştirme çalışmalarında görevli ekipler, vardiyalı olarak 24 saat mesai yapıyor.

Uluslararası bir koridorun tamamlayıcısı konumunda bulunacak 1915 Çanakkale Köprüsü, Avrupa'dan gelip, Türkiye'nin batısına gidecek sürücüler tarafından da yoğun olarak kullanılacak.

Köprünün en önemli noktaları arasında yer alan ve her iki yakada deniz dibinde kalacak temel noktaları oluşturan keson temellerin imalatı tamamlandı.

Kesonların sabitlenecekleri temel noktalara yüzdürülmeden önce imalatlarının yapıldığı Avrupa yakasında çelik halatlarla sabitlenip bulundukları alana götürülecekleri zaman beklenmeye başlandı.

Her biri 83,30x74 metre ebatlarındaki kesonlar, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanını alacak köprünün yükünü omuzlamayı bekliyor.

Keson alanının suyla doldurulmasının ardından şantiye alanındaki güvenlik önlemleri artırıldı. Kesonların üst kesimlerinde çalışan işçiler, burada hazırlanan özel köprüden geçerek faaliyet bölgelerine ulaşabiliyor

untitled-10-035.jpg

 

BUGÜNE KADAR YAPILAN ÇALIŞMALAR

Kule keson temellerin oturacağı deniz tabanında zemin iyileştirmesi için 194 adedi kuzey kulede, 165 adedi güney kulede olmak üzere toplam 359 adet 2,5 metre çapındaki çelik kazık çakımı gerçekleştirildi. Güney kulede 18 Mart 2018'de başlanan çalışmalarda bugüne kadar 165 adet kazığın tamamı, 194 adet kazığın çakılacağı kuzey kulede ise bugüne kadar 183 adet kazık çakımı bitirildi.

Islak Havuz İskele inşaatında ise Asya ve Avrupa'da ankraj imalatları devam ediyor. Asya Kule temeli için çakıl ve yataklama çalışmaları ise tamamlandı.

Proje başlangıcı olan Malkara Kavşağı ile Koru Dağı arasındaki kesimlerde toprak işleri ve sanat yapıları çalışmalarına başlandı.

Tabliye ve kule rüzgar testlerinde tekil olarak tespit edilen kesitlerin bütünlük içinde tüm köprü kesitini temsil eden model üzerinde aerodinamik davranışın doğrulanması ve üç boyutlu modelin getirdiği faydayla rüzgar ve köprü etkileşiminin önemli değişikliklere sebep olup olmayacağının belirlenmesi amacıyla, Çin'deki South West Jaotong Üniversitesi Rüzgar Mühendisliği Araştırma Merkezi'nde 11 Eylül 2018'de 1/190 ölçek model üzerinde düzgün ve türbülanslı akımda, saatte 72, 162 ve 299 kilometre/hız rüzgar hızlarında kule ve tabliyelerinin servis koşullarındaki davranışlarının testleri gerçekleştirildi.

Projede görev yapan 75 karayolları personelinin yanı sıra müşavir teşkilatında 103, yüklenici bünyesinde 568'i mühendis olmak üzere toplam 2 bin 919 personelle birlikte 165 adet iş makinesi çalışıyor. Projede ayrıca, 68'i köprü, 20'si yol yapımında olmak üzere toplam 88 alt yüklenici yer alıyor.

untitled-8-032.jpg

1915 ÇANAKKALE KÖPRÜSÜ

Tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü tasarımındaki inceliklerle de dünyada bir ilk olacak.

Köprünün kule bağlantıları ve bağlantı unsurları Türk bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyaza boyanacak. Her iki yakada 333 metre yüksekliğindeki kulelerin üst kısmı ise Seyit Onbaşı'nın Çanakkale Savaşları sırasında namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde yapılacak.

Lapseki'nin Şekerkaya mevkisi ile Avrupa tarafındaki Gelibolu'nun Sütlüce mevkisi arasına inşa edilecek köprü, Çanakkale Boğazı'nın ilk asma köprüsü olarak hizmet verecek.

2023 metre orta açıklık, 770'er metre yan açıklıklar, 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleriyle köprünün toplam uzunluğunun 4 bin 608 metre olması öngörülüyor.

"2x3" şeritli olacak köprünün tabliyesi ise yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olacak. Tabliyenin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları yapılacak. Köprü için 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 10 alt geçit köprüsü, 33 üst geçit köprüsü, 6 köprü, 43 alt geçit, 115 menfez, 12 kavşak, 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek.

18 Mart 2022'de tamamlanarak hizmete açılması planlanan köprü, yap-işlet-devlet modeliyle "Daelim-Limak-SK E&C-Yapı Merkezi Türk-Kore Ortak Girişimi" tarafından yapılacak.          denizhaber




Çanakkale’ye 71 MW’lık Köseler RES kurulacak
Çanakkale’ye 71 MW’lık Köseler RES kurulacak
PNE Wind şirketi Çanakkale’nin Ezine ve Ayvacık ilçelerinde 71.4 MW kapasiteli Köseler Rüzgar Enerjisi Santrali kurup işletecek.

PNE Wind Yenilenebilir Enerjiler Ltd. Şti. tarafından Çanakkale ili, Ezine ve Ayvacık ilçeleri, Arasanlı, Köseler ve Yaylacık Köyleri mevkide “Köseler RES(71,4 MWm/71,4 MWe)” projesi planlanıyor. Projenin yatırım maliyetinin 180 milyon lira olması öngörülüyor.

Proje kapsamında kule yüksekliği 135 metre, türbin rotor kanat çapı 126 m olan 4,2 MWm gücünde 17 adet rüzgar türbininin kurulması planlanıyor. Türbinlerin 6 adedi Ezine ilçesi sınırları içerisinde geriye kalan 11 adet türbin ise Ayvacık ilçesi sınırları içerisinde yer alacak.

Santralde yılda 250 GWh elektrik enerjisinin üretilerek kurulacak şalt merkezi vasıtasıyla enterkonnekte sisteme verilmesi planlanıyor. işletme süresi 49 yıl olarak öngörülüyor.           enerjigunlugu




Ayvacık’ta genç çiftçilere damızlık düve dağıtıldı

Ayvacık'ta 9 çiftçiye 45 düve hibe edildi
Ayvacık ilçesinde, 'Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi' kapsamında, 9 çiftçiye 45 damızlık düve hibe edildi.

Tarım ve Orman Bakanlığının başlattığı Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi kapsamında Ayvacık Belediyesi Pazaryeri önünde düzenlenen törende, kura çekimi ile hak sahibi her çiftçiye 5 adet hibe düveleri teslim edildi.

 Ayvacık ilçesinde Genç Çiftçi Hibe Destek Projesi kapsamında hak sahibi 9 çiftçiye 45 adet damızlık düve dağıtıldı.

Ayvacık Kaymakamı Cevat Çelik, törende yaptığı konuşmada, proje kapsamında hibe düveleri almaya hak kazanan çiftçilere projenin önemini anlattı.

İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Emin Ekici de projede 9 çiftçiye toplam 45 adet hibe düve dağıttıklarını ifade ederek, proje kapsamında hibe düveleri alan çiftçileri ilk gün bakımları hakkında bilgilendirdi.          bogazgazetesi




İlk mezunlar sertifikalarını aldı
 
Tevfikiye köyünde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eğitim ve Araştırma Genel Müdürlüğü ve OPET işbirliği ile düzenlenen ev pansiyonculuğu eğitimi

İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün haberine göre Çanakkale Merkez İlçe’ye bağlı Tevfikiye köyünde, 2018 Troya Yılı çalışmaları kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Eğitim ve Araştırma Genel Müdürlüğü ve OPET işbirliği ile düzenlenen ev pansiyonculuğu eğitimini başarı ile bitiren kursiyerlere sertifikaları düzenlenen törenle verildi.

Tevfikiye Köyünde gerçekleştirilen sertifika törenine, İl Kültür Ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz, Müdür Yardımcısı Cemil Agas, OPET Petrolcülük A.Ş Sosyal Sorumluluk Projeleri Çanakkale Saha Sorumlusu Fatma Hacıalioğlu, Tevfikiye Köy Muhtarı Hüseyin Dinç ve kursiyerler katıldı.

Yerelde kalkınma için nitelikli insan gücü yetiştirmenin önemine inandığını ifade eden İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Dokuz konuşmasında şunları söyledi. “Kültür Turizm Bakanlığımız bünyesinde;  2000-2018 yılları arasında Çanakkale-Merkez, Ayvacık, Bozcaada, Gökçeada, Ezine, Eceabat, Lâpseki ilçeleri, Pınarbaşı, Tevfikiye köylerinde 14 adet olmak üzere ev pansiyonculuğu kursları açılmıştır. Toplamda 808 kursiyerimizin sertifikalarını teslim ederek, şehrimizin ekonomisine, istihdamına katkı sağlamak için önemli bir atmış olduk.  Hedefimiz bu tür kurslarımızı en üst seviyeye çıkarmak olacaktır. Ev Pansiyonculuğu Kursu sürdürülebilir turizm gelişiminde yerel halk girişimciliğinin geliştirilmesi ve yerel kalkınmada önemli bir yer tutmaktadır. Yöre halkının geçimine büyük katkı sağlayacak kurslarımıza katılan kursiyerlerimize ve uzman öğretmenlerimize katılımlarından dolayı teşekkür ediyoruz.”

Tevfikiye Köyünde ev pansiyonculuğu kursunun ilk meyvelerini verdiğini dile getiren Köy Muhtarı Hüseyin Dinç ise, “ Köyümüz tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlamaktadır. 2018 Troya Yılı ile birlikte Tevfikiye köyünde yerel kalkınma anlamında birçok proje gerçekleştirildi. Biz, insanımız yerinden yurdundan olmadan, kültürünü ve sosyal dokusunu korusun, yaşam standartları yükselsin istiyoruz. Bu eğitimler de bu işin bir parçası. Ev pansiyonculuğu eğitimi alan 39 kursiyerimiz sertifika almaya hak kazandı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Dedi.

Konuşmaların ardından eğitimleri tamamlayan 39 kursiyere sertifikaları teslim edildi.          canakkalegundem




Yeni yılda süt prim desteği 25 kuruşa çıkacak

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeni yılda süt prim desteğinin 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltildiğini söyledi.

"Tarım ve Orman Bakanlığı olarak süt üreticilerimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretiminde sürdürülebilirliğin ve vatandaşlarımızın ucuz süte ulaşmalarını sağlamak, 'Enflasyonla Topyekün Mücadele' kapsamında fiyat artışının tüketimde talep daralması oluşturmasının önüne geçmek ve arz/talep dengesinin devam edebilmesi için çiğ süt destekleme fiyatlarında yeniden düzenlenme yapılmıştır. Bu kapsamda; 2019 yılında yani yeni yıldan itibaren Ocak, Şubat, Mart aylarında süt üreticilerimize, litre başına vermekte olduğumuz ortalama 10 kuruş 'süt prim desteği', 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltilmiştir.

Böylece; Ulusal Süt Konseyi'nin açıkladığı tavsiye fiyat kararı olan 1,70 TL'lik sütün litre fiyatı, Bakanlığımızca yapılan 25 kuruşluk desteklemeyle 1,95 TL olacaktır. Bu desteklemeyle, 2019 yılının ilk 3 ayında süt üreticilerimize toplam 571 milyon TL süt desteği yapılmış olacaktır."          ulusaltarim





Binlerce kişiye uyarı! Son gün 31 Aralık

Binlerce kişiye uyarı! Son gün 31 Aralık 

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğini bildirerek, "Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var" diye konuştu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran tarihinde sona eren çiftçi kayıt sistemi (ÇKS)) başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleri ile 31 Aralık Pazartesi gününe kadar uzatıldığını hatırlattı. 2018 yılı tarım destekleri kapsamında verilen, küçük aile işletmesi, fındık alan bazlı gelir, bombus arısı ve toprak analizi desteği başvurularının da yine 31 Aralık Pazartesi günü sona ereceğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti: "2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır. Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir."

TARIMSAL DESTEKLER

Bayraktar, tarımsal desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin sağlaması gereken şartları şöyle sıraladı:

"Küçük aile işletmesi desteği: Bitkisel üretim yapan küçük aile işletmesi desteği, ÇKSye kayıtlı ve beş dekar ve altında alanda faaliyet yapan çiftçilerimize verilecek. Yaş çay ve fındık ürünleri hariç, açıkta ve/veya örtüaltı ünitelerinde meyve, sebze, süs bitkisi ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği yapan kişiler destekten faydalanabilecek. Fındık alan bazlı gelir desteği: Destek, Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenen ve ruhsat verilen alanlarda fındık üretimi yapan fındık kayıt sistemine kayıtlı çiftçilerimize verilmektedir. Toplam alanı bir dekarın altında olan ruhsatlı fındık alanlarına destek ödemesi yapılmamaktadır. Bambus arısı kullanım desteği: Destek, Örtüaltı Kayıt Sistemine (ÖKS) kayıtlı üreticilere, Bakanlıkça bombus arısı üretim izni verilmiş işletmelerden veya bu işletmelerin bayilerinden, o yıla ait üretim sezonu boyunca bombus arı kolonisi satın alarak kullanmaları halinde yapılmaktadır"

Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini belirtti.          ulusaltarim





Ezine'de Deve Güreşleri Yapıldı

Ezine Deve Güreşi Sahası'nda yapılan güreşlerde, Ezine'nin yanı sıra çevre il ve ilçelerden gelen 200 deve güreştirildi.

Kaçan develerin renkli görüntüler oluşturduğu etkinlikte, katılımcılara deve sucukları ikram edildi. Yoğun ilgi gösterilen güreşlerde saha içinde yer bulamayan vatandaşlardan bazıları, etkinliği kamyon kasalarından takip etti.
Ezine Belediye Başkanı Haluk Babaoğlu, deve güreşlerinin yörenin önemli bir geleneği olduğunu belirterek, "Bu sadece güreş değil, çok sayıda kişinin bir araya gelip kaynaşması, hoş sohbet etmesi, güzel bir gün geçirmesidir. Güreşlerimiz çok heyecanlı oldu. Develerimiz kıran kırana galip gelebilmek için uğraştı. Kültürümüzü yaşatmaya devam edeceğiz." dedi.
Güreşlerde dereceye giren deve sahiplerine ödülleri, Kaymakam Ali İkram Tuna, Belediye Başkanı Babaoğlu, İlçe Emniyet Müdürü Alper Pasinli ve güreş ağası Mevlüt Oruçoğlu tarafından verildi.          milliyet





Köyün Tarihine Işık Tutan Müze

Köyün Tarihine Işık Tutan Müze, System.String[] 

Çanakkale'nin Çan ilçesine bağlı Çomaklı köyü sakinlerinin ellerinde bulunan eski tarım aletleri ve eşyaları Mehmet Bul'a vermesiyle oluşturulan müze köyün tarihine ışık tutuyor.

Çomaklı köyünde yaşayan Mehmet Bul tarafından müze kuruldu. Eski tarım aletleri ve eşyaların sergilendiği ''Osmanlı Torunu Köy Müzesi" dışarıdan gelen misafirlerin ilgi odağı oldu.

Köylülerin ellerinde bulunan eski tarım aletleri ve eşyaları köy sakini Mehmet Bul'a vermesiyle oluşturulan müze köyün tarihine ışık tutuyor. Çomaklı Muhtarı, "Köyümüz sakinlerinden Mustafa Bul kardeşimiz kendi imkanlarıyla eski eşyaları toplayarak köyümüz içerisinde kendi yerinde bir müze oluşturdu. Bu sayede yeni kuşak tarihini tanıyacak. Eşyalar arasında eskiden evlerde kullanılan eşyalardan tutun tarım aletlerine kadar her şeyi görmek mümkün. Müzemiz doğal bir güzelliğe sahip olduğu gibi dışarıdan da müzemizi görmek için gelen misafirlerimiz oluyor. Böyle bir müzeyi köyümüze kazandıran kardeşimize teşekkür ediyorum. Bu müze sayesinde hem köyümüz hem tarihine ışık tutuyor, hem de dışarıdan gelen misafirlerimizi ağırlıyoruz" dedi.          sondakika





Eyyubi Camisi yeni Kültürel Park Alanı'na taşınıyor
 
Ilısu Barajı ve HES projesinden etkilenen Batman'ın Hasankeyf ilçesinde, 4 bin 600 ton ağırlığındaki Eyyubi (Kızlar) Camisi'nin dün 352 tekerlekli SPMT aracına yüklenen 2 bin 650 ton ağırlığındaki son bölümünün, Yeni Kültürel Park Alanı'na taşınmasına başlandı.
 

Su altında kalacak 3 bin 500 nüfusa sahip Hasankeyf'in, tarihi ve kültürel varlıklarıyla 5,5 kilometre uzaklıktaki Yeni Kültürel Park Alanı'na taşınması için başlatılan çalışma sürüyor.

Hasankeyf'teki eserler arasında en ağır yapı olan ve 14. yüzyıl sonu 15. yüzyıl başlarında inşa edildiği tahmin edilen Eyyubi (Kızlar) Camisi'nin bahçe duvarlarının 6 parça halinde, kendinden tahrikli modüler sistem (SPMT) ile geçici koruma alanına taşınmasının ardından, ana gövdenin 2 bin 650 tonluk en ağır ve son bölümünün 352 tekerlekli SPMT aracıyla taşınması devam ediyor.

  

Dicle Nehri üzerine inşa edilen 12 gözlü, 104 metre uzunluğunda, 15 metre genişliğindeki menfez köprüden geçirilen tarihi caminin yeni yerine taşınmasının yaklaşık 6 saat sürmesi bekleniyor.
Türkiye'de geçen yıl ilk defa uygulanan projeyle Zeynel Bey Türbesi'nin baraj gölü alanından çıkarılarak Hasankeyf Yeni Kültürel Park Alanı'na getirilmesinin ardından, İmam Abdullah Türbesi, Artuklu Hamamı ve Hasankeyf Kalesi Orta Kapısı da başarıyla taşındı.

 

Bu kapsamda Er-Rızk, Eyyubi ve Koç Camileri için koruma ve taşıma çalışmalarıyla ilgili süreç devam ediyor.
Süleyman Han tarafından 1407 yılında inşa ettirilen Süleyman Han Camisi'nin 36 metre yüksekliğindeki minaresinin taşlarının söküm işlemi tamamlandı. Caminin tarihi kapı ve çeşmesi de bütün olarak taşındı. Minarenin Hasankeyf Kültürel Park Alanı'ndaki birleştirme işlemi ise ay sonuna kadar tamamlanacak.
Baraj gölü alanındaki diğer tarihi değerlerin taşınması, taşınamayacak durumda olanların da yerinde korunması ve bir örneğinin yapılması için çalışmalar sürüyor.          haber7

 





Çiftçilik Meslek Liseleri geliyor!

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan Tarım Meslek Liseleri'nin yanına Çiftçilik Meslek Liseleri de eklenecek. Tarım ve gıda teknolojileri alanında Girişim Sermayesi Fonu kurarak üretim ve yatırımı teşvik edeceklerini belirten MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, Çiftçilik Meslek Liseleri açmayı düşündüklerini söyledi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gıda Tarım ve Hayvancılık Sektör Kurulu, MÜSİAD Adana Şubesi ev sahipliğinde “Tarımda Kalkınma” ana başlıklı Türkiye İstişare Toplantısı düzenlendi. 

Programın açılış konuşmasını yapan MÜSİAD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan ise Türkiye’nin tarım üretimi konusunda köklü bir bilgi birikimine sahip olduğuna dikkat çekti. Kaan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nesiller boyunca tarımla uğraşan, geçimini tarımla sağlayan ailelerin, şehirleşmenin etkisiyle üretim yapmadıklarını, göç ettiklerini görüyoruz. Bu göçü artık tersine çevirmeliyiz. Bu bağlamda MÜSİAD olarak önümüzdeki eğitim döneminde Tematik olarak açtığımız liselere, Çifçilik Meslek liselerini ilave etmeyi düşünüyoruz. Köylü olmanın, çiftçi olmanın, tarımla uğraşmanın, gelişmişlik düzeyiyle ilgisi noktasındaki yanlış algıyı düzeltmemiz lazım. Yeni yatırımlar için küçük, orta ve büyük ölçekte yatırımcıyı desteklememiz ve cesaretlendirmemiz gerekiyor.

Gıda-Tarım ve Hayvancılık alanında üretim yapan sanayici, çiftçi ve kooperatiflerimize sesleniyorum. Motivasyonunuzu, azminizi ve işinize olan umudunuzu kaybetmeyin. MÜSİAD olarak mikro bazda yaşadıklarınızı, sıkıntılarınızı biliyoruz. Makro planlamayı, kârlılığı ve ihracatı hep birlikte beraber yapacağız.”
            egitimcininsesi





Serasından toprağı çıkardı! Gelirini 5'e katladı

Serasından toprağı çıkardı! Gelirini 5'e katladı 

Antalya’nın Aksu ilçesinde yaşayan çiftçi, topraklı ürettiği çileklerin maliyeti ve işçiliğinde zorlanınca topraksız çilek üretimine geçti. Çiftçi bu yöntemle gelirini 5 katına çıkardı.

A ksu ilçesinde yaşayan 45 yaşında 2 çocuk babası Alper Yeğen, 12 yıl boyunca topraklı çilek üretimi yaptı. Topraklı çilek üretimin maliyetlerinden ve işçiliğinde zorlanan Yeğen, 2012 yılında kendisine ait 12 bin metrekare alanda topraksız çilek üretimine geçmeye karar verdi. Araştırmaları neticesinde topraksız tarım sistemini kuran Yeğen, 7 yıldır topraksız çilek üretimi yapıyor. 12 bin metrekare alanda 270 bin çilek fidanı bulunan Yeğen verimin aynı metrekare üzerinde topraklı tarıma göre 5 katı olduğunu kaydetti. Yetiştirdiği her bir fidandan 1 kiloya yakın çilek aldığını kaydeden Yeğen, bu şekilde gelirini de 5 katına çıkardığını açıkladı.

6 bin dikerken 25 bine çıktı

6 yıldır katlı raflarda çilek yetiştirdiğini belirten Yeğen, "Aralık ayı itibari ile hasadımız başladı. Bizim hasadımız Temmuz başına kadar devam eder. Bu 12 bin metrekare alanda 270 bin çilek fidemiz var. Topraksız olduğu için kalitemiz iyi, rengimiz güzel. Tadı ise topraklı tarıma göre daha iyi. 2002 yılında Antalya’nın en büyük topraklı çilek üreticisiydim. Topraklardaki zorlukları görünce topraksıza geçtim. İşçilik masraflarından kaçmak ve maliyetlerini düşürmek için geçtim. Gayet memnunum. Toplamamız gayet kolay oluyor. Özel ürün işliyorum. Topraklı tarımda bin metrekare alana 6 bin fide dikebilirsiniz. Bizim bu sistemde 25 bin fide dikiyoruz. Toprakta olsa toplama maliyetleri çok fazla oluyor. Topraklı tarımda bir dönüm alanda 4 ton ürün alınırken topraksız üretimde 18 ton ürün alınıyor. Gelir olarak 5 kat daha fazla kazanç sağlıyoruz. Aynı zamanda da masrafları 5 kat düşüyor" açıklamasını yaptı.
Cocopeat

Cocopeat, Hindistan cevizi kabuğunun işlemden geçerek topraksı bir yapı oluşması sağlanmış ve tarımda kullanıma elverişli hale getirilmiş bir maddedir. Cocopeat tamamen organik yapısı olması, içeriğinin pH yani asitlik değeri 5.8 ile 6.5 arasında olması ve su tutma kapasitesinin oldukça iyi olmasından dolayı tarımda kullanılmaya oldukça elverişlidir. Sıkıştırılmış olan cocopeat blokları, belli miktarda su ile sulandığında şişerek topraksı yapıya geliyor.          haber7




Mevlana, Gelibolu Mevlevihanesi'nde Anıldı
Mevlana, Gelibolu Mevlevihanesi'nde Anıldı, System.String[] 
Gelibolu ilçesindeki Mevlevihane'de, Mevlana'nın vefatının 745'inci yıl dönümü nedeniyle Şeb-i Arus töreni düzenlendi.

Törene, çok sayıda kişi katıldı. Tasavvuf Vakfı Çanakkale Temsilcisi ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Halit Kuşku ile Balkanlardan gelen din adamları anma töreninde birer konuşma yaptı.

Çanakkale Valisi Orhan Tavlı törenin açılış konuşmasında, "Hem Gelibolu ilçemizin hem de Balkanların kalbi olan, dünyanın en büyük Mevlevihanesi'ne hoş geldiniz. Mesnevisiyle gönülleri fetheden, Anadolu ve Trakya topraklarını ilmiyle, sözleriyle, öğütleriyle yoğuran, 7 asır önce ektiği kardeşlik tohumlarıyla millet olma şuurunu inşa eden Mevlane Celalettin Rumi'nin Vuslatı'nın 745'inci seneyi devriyesinde bir kez daha yadediyor ve rahmetle anıyoruz. Bugün bizleri bir araya getiren ve Anadolu topraklarından dünyaya yayılan, onun aşk ile yoğrulmuş, hoşgörüsüyle taçlanmış fikirleridir. Mevlana eserlerini öyle bir aşk ile meşk etmiştir ki, vuslatından 745 sene sonra dahi onu yadediyoruz" dedi.

Konuşmaların ardından Karabaş Veli Kültür Merkezi İlahi Grubu eşliğinde Bosna'dan gelen ilahi sanatçıları tarafından ilahiler söylendi. Tören, Bursa'dan gelen semazenler tarafından gerçekleştirilen Sema gösterisi ve duayla sona erdi.           sondakika




Tek ağaçta 4 farklı ülkenin meyvesini yetiştirdi

 

Antalya’nın Aksu ilçesinde bir çiftçi, aynı ağaçta 4 farlkı ülkeye ait meyveleri yetiştirmeyi başardı. Aynı ağaçta gramantin mandalinası, limon, bergamot ve ağaç kavununu (şadok) gören ziyaretçiler şaşkınlık yaşıyor.

Aksu ilçesinde kendisine ait çiftlikte 16 yıldır çiftçilik yapan 59 yaşındaki Emin Şencan, toprakların verimli olmasından dolayı 150 dönüm alan üzerinde bulunan arazisine 10 yıl önce yüzlerce narenciye ağacı dikti. Zaman geçtikçe işinde profesyonelleşen Şencan, çiftlik içerisinde diğer ülkelerde yetişen ve Antalya’nın iklimine uygun meyveleri de yetiştirmeye başladı.

Şencan, bu süre içerisinde aşılama yöntemiyle aynı ağaç üzerinden farklı meyveler elde edilmesini öğrendi. Çevresinde bulunan vatandaşlardan ve tanıdıklarında da yardım alan Şencan, 5 yıl önce diktiği bir turunç ağacına 4 farklı meyvenin aşılamasını uyguladı.

Şencan ağaç üzerine önce anavatanı Çin olan gramantin mandalina ardından da Güney Asya kökenli halk arasında ağaç kavunu olarak bilinen şadok meyvesini aşıladı.

“Soranlara söylemek için ayrıca bir kağıda liste yaptım”
İki aşı meyvesi ile yetinmeyen Şencan devamında iki meyve daha aşıladı. Hindistan kökenli bergamot ve İtalya kökenli limon aşılayan Şencan, ağacında 4 farklı meyve yetiştirmeyi başardı. Şencan aynı aşılama yöntemiyle bahçesinde bulunan 3 ağacından yılda tonlarca meyve elde ediyor.

Aynı gövde üzerinde farklı meyve yetiştirmeye hobi olarak başladığını belirten Şencan, “Bahçemde değişik meyve yetiştirmek hobi oldu. İşimi profesyonel olarak yapıyorum. Akdeniz iklimine uygun bütün meyve çeşitlerini yetiştirmeye çalışıyorum. Bahçede toplamda 85 çeşit meyve var. Bunlar içerisinde avakado, portakal, limon, Gaziantep fıstığı ve diğerleri var. Hepsini hatırlamıyorum. Soranlara söylemek için ayrıca bir kağıda liste yaptım. Oradan okuyorum” dedi.

Aynı ağaçta en çok kaç meyve yetiştirilebilir?
Aynı ağaç üzerinde 4 farklı meyveyi nasıl yetiştirdiğini anlatan Şencan, “Bunu yaparken önce bir turunç diktim. Dikmiş olduğum turuncun üzerinde farklı meyvelerden aşılar yaparak bu sonucu elde ettim. İstersen bu çeşidi 4 tane değil de 10 tane hatta istemediğimiz kadar yaparız.

Bunun olabilmesi için çeşitlerin aynı iklim bölgesinden olması gerekiyor. Burada narenciye olduğu için hepsini narenciye çeşidinden yapmak gerekiyor. Burada gördüğümüz ağaçta ilk meyvemiz gramantin mandalinadır. Gramantin mandalinasının anavatanı Çin’dir. İkinci meyvemiz ise şadoktur. Bu halk arasında ağaç kavunu olarak bilinir. Bu meyve de Güney Asya kökenlidir” ifadelerini kullandı.

“Ben kendim bile şaşırdım”
Diğer meyveler hakkında da bilgi veren Şencan, “Bir diğer meyve ise bergamot meyvesidir. Bergamot özellikle Antalya’da reçel için yetiştirilir. Onun kökeni de Hindistan’dır. Son meyvemiz ise limondur. Limonun ana vatanı ise İtalya’dır. Ben bu ağacı dikeli 10 yıl oldu. Diktikten 2 yıl sonra aşısını yaptım. Daha sonra aradan 5 yıl geçtikten sonra meyve verdi. 3 yıldır meyve alıyorum. Görenler şaşırıyor. Ben kendim bile şaşırdım. Bu kadar güzel meyveler beklemiyordum. İnsanlar çok ilgi gösteriyor. İnsanlar ‘Bir ağaçta 4 çeşit meyve nasıl olur’ diyerek buraya bakmaya geliyorlar. Herkese kapımız açık” dedi.          ulusaltarim





Biga'da Şeb-i Arus Töreni
Biga'da Şeb-i Arus Töreni, System.String[] 
Biga ilçesinde, Biga Belediyesi tarafından Türk ve İslam aleminin en büyük alimlerinden Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin vefatının 745. yılı nedeniyle tören düzenlendi.

Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen tören, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi(ÇOMÜ) Tasavvuf Topluluğu Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Dr. Halit Kuşku'nun mesnevi okumaları ile başladı.

ÇOMÜ Tasavvuf Topluluğu Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Dr. Halit Kuşku, "Bir duygu, bir sevgi, bir muhabbet üzerine buraya toplandık. Hz. Mevlana düşüncesinin manasal yönü dünyaya sevgi bağlamaz. Bilmekten daha derin bir ilimdir dinlemek. Hz. Mevlana bu alemi bir dinle diyor. Maalesef toplumsal olarak bizde dinleyen yok. Ortadan çok güzel bir hazine var ama o hazinenin değerini bilen yok. Hz. Mevlana dinle neyden diyor. Bu alemi dinle, gökyüzünü dinle, insanları dinle. Hayatınızda bir dinleyeniniz var mı, sizinle birlikte oturup, siz gözyaşı döktüğünüzde onunda göz yaşı dökeceği, siz duygulandığınızda onunda duygulanabileceği biri var mı? Toplumsal bir hastalığımız. Sizi sizin gibi dinleyen yoksa sakın hatayı başkasında aramayın" dedi.

Şeb-i Arus töreni Sema Zikr-i Şerif'i ile sona erdi. Biga Belediye Başkanı konuklara plaket takdiminde bulundu.           sondakika




4 üniversite, tarım ve hayvancılıkta ihtisaslaşacak

YÖK, 4 üniversiteyi tarım, hayvancılık ve ormancılık alanlarında ihtisas okulu olarak belirlendi. Buna göre Muş Alparslan Üniversitesi “hayvancılık”, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi “çay”, Siirt Üniversitesi “tarım ve hayvancılık”, Kastamonu Üniversitesi de 'ormancılık ve tabiat' alanlarında uzmanlaşacak

Yüksek Öğrenim Kurulu'nun (YÖK) aldığı kararla Muş Alparslan Üniversitesi “hayvancılık”, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi “çay”, Siirt Üniversitesi “tarım ve hayvancılık”, Kastamonu Üniversitesi de 'ormancılık ve tabiat' alanlarında ihtisas üniversiteleri olarak belirlendi. Artık bu üniversiteler yatırımlarını uzmanlık alanlarına yoğunlaştıracak. Üniversiteler ihtisas alanlarıyla ilgili girişimlerde bulunacak.

JEOTERMAL TARIMA ÜNİVERSİTE ELİ
Daha önce de Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, YÖK tarafından jeotermal ve tarım alanlarında pilot üniversite olarak seçilmişti. Ahi Evran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Vatan Karakaya, jeotermal ve tarım alanlarında hazırladıkları 7 proje ile ilde ve bölgede katma değer oluşturacak çalışmalar yaptığını aktardı. 

Karakaya, "Terme Sahasında Jeotermal Kaynağın Temini ve Proje Sahalarına İletimi", "Termal Seralarda Kümelenme", "Kaba Yem Üretimi", "Ceviz Odaklı Kalkınma ve Gelişim", "Jeotermal Kaynaklı Rehabilitasyon Merkezi", "Sporcu Sağlığı Araştırma, Uygulama ve Termal Rehabilitasyon Merkezi" ve "Pilot Üniversite Projelerinin Eğitim ve Tanıtımı" projelerinin yatırımcılar tarafından ilgi ile karşılandığını vurguladı.

Her projede somut adımlar atılmaya başlandığını anlatan Karakaya, projelerle ilgili yatırımcılarla görüşmeler yaptıklarını aktardı. Kente ve bölgeye yatırım yapılmaya başlandığını bildiren Karakaya, şunları kaydetti:

"Alkar İnşaat İthalat ve İhracat AŞ ile yaptığımız protokol neticesinde 500 dönüm jeotermal ısıtmalı sera yatırımı Karakurt bölgesinde başlamıştır. Yatırımcı bir kuyu satın aldı ve ardından 6 kuyu daha açtı. Bakanlıkça yatırımcıya arazi tahsisi de yapıldı ve yatırımcı firma ilk aşamada 120 dönüm sera kuracak. Başka bir yatırımcımız, fizik tedavi ve rehabilitasyon projeleri kapsamında pansiyon işletmeciliği ve sağlık turizminin yanı sıra seracılık alanıyla da ilgileniyor. Hayvancılık ve tarım alanında yatırım yapmayı planlayan başka bir firmamız ise Kırıkkale, Çankırı, Ankara ve Kırşehir alternatiflerinden Kırşehir’e yatırım yapmayı planlıyor ve inovasyon ile Ar-Ge çalışmalarını merkeze alacak küçükbaş hayvancılık, kaba yem bitkileri ve seracılıkla ilgileniyor."          egitimcininsesi




Türkiye'nin ilk tarım AVM’si kuruluyor

 

Bursa'da Karacabey Belediyesi, Türkiye'nin ilk tarım alışveriş merkezini (AVM) kuruyor. Karacabey-Bandırma yolu üzerinde 200 dönümlük alan üzerinde kurulacak AVM fuarlara ev sahipliği yaparak üretici ile tüketiciyi ilk elden buluşturacak.

Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, projeyle ilgili çalışmaların son sürat devam ettiğini belirterek, projenin büyük yankı uyandırmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Verimli tarım arazileri ile Türkiye’nin en önemli üretim merkezleri arasında yer alan Karacabey’de ilçe belediyesi tarafından ‘Nerede Tarım Orada Varım’ sloganıyla yola çıkılarak geliştirilen ve Karacabey-Bandırma yolu üzerinde kurulması planlanan Türkiye’nin ilk Tarım AVM projesi, şimdiden tarım sektörünün en çok konuşulanları arasında yerini alırken, Belediye Başkanı Ali Özkan yaptığı açıklama ile projeyle ilgili çalışmaların son sürat devam ettiğini belirtti.

Bandırma yolu üzerinde, 200 dönümlük bir araziye kurulması planlanan Tarım AVM’nin, Türkiye’de bu alanda ilk olma özelliği taşıdığına dikkat çeken Başkan Ali Özkan, projenin tamamlanmasıyla birlikte, sadece bölgeye değil; tüm Türkiye’ye tarım alanında yeni bir cazibe noktası kazandırılacağını vurguladı.

Tek çatı altında bölgesel pazarlara hakimiyet imkanı olan Tarım AVM ile ilgili çalışmaların sürdüğünü kaydeden Belediye Başkanı Ali Özkan, “İlçemizin en önemli geçim kaynağı olan tarım faaliyetlerine destek için hayata geçirdiğimiz bu proje, Türkiye’de ilk olacak. Gübre, traktör, tarım ürünleri, zirai ilaçlar gibi ürün satan iş yerlerinin ilçe içerisinden çıkartılarak, burada daha bölgesel bir pazara, tek çatı altından girmeleri sağlanmış olacak. Örnek vermek gerekirse, Tarım AVM projesinin tamamlanmasıyla birlikte, ulaşım şartları göz önüne alındığında İstanbul’da Kadıköy’deki bir manava Bayrampaşa’dan gitmek isteyen bir kişinin harcayacağı zamandan önce, Karacabey’den aynı ürünlerin ilgili bölgeye daha hızlı bir şekilde gönderilebilmesi mümkün hale gelecek. Ayrıca burada, Mustafakemalpaşa, Bandırma ve Susurluk’u da kapsayacak şekilde, sektör temsilcilerini bir arada toplamayı amaçlıyoruz. Yıl boyunca bölgeye hizmet verecek Tarım AVM’nin içerisinde, aynı zamanda sosyal tesislerimiz de yer alacak. Burasını yılın her dönemi yaşayan ve yüksek katma değer ortaya çıkaran bir konuma ulaştırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

Her sene düzenlenen tarım fuarını Tarım AVM içerisinde daha geniş bir alanda, vatandaşlarla buluşturmak istediklerini belirten Özkan, "Küçükbaş hayvancılık ve ekipmanları fuarını yapıyoruz. Burada çeşitli hayvanlar, hayvanlarla ilgili ekipmanlar geliyor, yurt içinden ve yurt dışından  katılımcılar ve davetliler bu fuarı takip ediyor. İşte bütün bu faaliyetin yapıldığı tarım ile ilgili aklımıza gelen alet hırdavat traktörün bulunduğu ve uygulamaların yapıldığı orijinal bir projeyi inşallah Karacabey’imize kazandıracağız. Bu sadece Karacabey için değil, bütün Türkiye için bir proje olacak. Tarımla ilgili düşüncesi olan, bu alanda faaliyet göstermek isteyen her vatandaşımız öncelikle Karacabey Tarım AVM’yi gezecek, görecek, oradaki son yeniliklerden haberdar olacak. Bu aynı zamanda tarım turizmi konseptinin ilçemizde gelişmesine katkı sağlayacak, sadece tarım alanında değil, diğer esnafımıza da katkı sağlayacağını umduğumuz orijinal bir proje olacak" dedi.

Projeyi yap işlet devret modeli ile ilçeye kazandıracaklar&#